YAŞADIĞI ÇAĞIN OBJEKTİF TARİHÇİSİ ARA GÜLER

31.10.2018 12:18:13

ALEM’e kapılarını açan Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ile Ara Güler Müzesi, fotoğraf sanatının duayenlerinden Ara Güler’in arşivinden gün yüzüne çıkmamış parçaları paylaşarak bizi zamanda yolculuğa çıkardı.

Kendi tabiriyle dünyayı dört köşe bir çerçevenin arkasından seyreden Ara Güler, ‘insanların yaşama koşullarını, dramlarını, sevinçlerini, gelenek ve göreneklerini o çağ içinde saptayan sihirli bir değnek’ olarak tanımladığı fotoğraf makinesiyle harikalar yarattı. ALEM’e kapılarını açan Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ile Ara Güler Müzesi, fotoğraf sanatının duayenlerinden Ara Güler’in arşivinden gün yüzüne çıkmamış parçaları paylaşarak bizi zamanda yolculuğa çıkardı.

Berin SOMAY – [email protected]
Fotoğraflar: Ertan DEMİRBİLEK, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi (AGAVAM)

Ağustos 1928’de Beyoğlu Talimhane’deki Ankara Apartmanı’nda doğan, lise yıllarında yönetmen ve oyun yazarı olmak istediği için film stüdyolarında çalışırken Muhsin Ertuğrul’un tiyatro kurslarına devam eden Ara Güler, gazetecilik kariyerine 1950’de Yeni İstanbul Gazetesi’nde başladı. Kendini ‘romantik realist’ olarak niteleyen Güler, her ne kadar akıllara edebi ve romantik bir dille yansıttığı İstanbul kareleri ile kazınmış olsa da, o bundan çok daha fazlasıydı. Yalnızca görsel olarak değil, yazılı olarak da muazzam bir hikaye anlatıcısı olan ve duygularını hem yazıyla hem de fotoğrafla anlatabilen usta fotoğrafçı, gerek anadili Ermenice, gerekse Türkçe kaleme aldığı öyküleriyle okuyucusunu olağanüstü bir yolculuğa çıkardı. 


Hikayeciliğini fotoğraflarla sürdüren Ara Güler, kendini bir fotoğraf sanatçısından ziyade, ‘fotojurnalist’ olarak görüyor ve yaşadığı kenti yıkımları, değişimleri, eylemleri ve gündelik hayatıyla kaydediyordu. “İnsanların fotoğrafçısı olarak insanların sevinçlerini, dramlarını, yaşama tarzlarını, korkularını, insana ait her şeyi kaydetmek istiyorum” diyen ve estetikten ziyade dokümantasyonun önemini vurgulayan Ara Güler, Deli Saraylı’ya benzettiği İstanbul’un hafızasını oluşturmada büyük bir katkı sağladı. 

Ara Güler’in gözünden Picasso, Dali ve Chagall

“Çağımı düşünürsem, daha birçok memlekette çoktan da çok şey çekmem gerekir. İşte bunun için yarın tekrar makinemi alıp, dünyanın herhangi bir yerine gidebilir, kısıtlı dört köşe çerçevenin içinden de olsa fotoğraf çekmeye devam ederim” diyen Ara Güler, estetiği az bile olsa çok önemli olduğuna inandığı anları fotoğraflamayı hiç bırakmadı. Foto muhabirlik başarısının yanı sıra, yüzyıla damga vurmuş sanatçıların da portrelerini çeken Güler, portre fotoğrafına farklı bir yaklaşım getirdi. 70’li yılların başında Pablo Picasso, Salvador Dali, Marc Chagall fotoğrafları ile ulusal ve uluslararası birçok yayında yer alan üstat, uzun yıllar Türkiye’nin kültür, sanat ve bilim insanlarını fotoğrafladı. Ama en önemlisi, objektifi karşısına geçen bu isimler kendi tabiriyle onun için yalnızca fotoğrafı çekilen kişiler değil, dünyasını kuran insanlardı.

Doğuş Grubu ve Ara Güler arasındaki gönül bağı
Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini ve ilham veren yaşamını gelecek nesillere aktararak ölümsüzleştirmeyi hedefleyen Doğuş Grubu, Eylül 2016’da Ara Güler’le bir iş birliğine imza atarak Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ile Ara Güler Müzesi’ni hayata geçirdi. Bu ortaklık ve gönül birliğinin çok eski yıllara dayandığının altını çizen Doğuş Grubu Sanat Danışmanı Çağla Saraç, “Alanında çok başarılı bir foto muhabir ve fotoğraf sanatçısı olarak Ara Bey, Doğuş İnşaat’ın Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki şantiyelerini fotoğraflamış. Dolayısıyla çok eskiye dayanan bir ilişki var” diyor. Eylül 2016’da imzalanan sözleşme ile duayen fotoğrafçıya Ara Güler Müzesi açma sözünü veren Doğuş Grubu, müze ile beraber önemli bir kurumun daha temellerini attı: Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi (AGAVAM). İki yıldır arşiv ekibinin liderliğini üstlenen Çağla Saraç, “Bu müze, Ara Güler arşivinin ziyaretçiye dönük, açık yüzü. Ancak üzerinde çalışılması gereken çok önemli bir arşiv söz konusuydu. Dolayısıyla müzeden önce bir kurum olarak bir arşiv ve araştırma merkezi kurulması gerektiğine çok inandım” diyerek AGAVAM’ın kuruluş hikayesini anlatıyor.

Güler apartmanı’nda yedi daireye yayılan 70 yıllık arşiv

Bugün AGAVAM tarafından muhafaza edilen ve sayısallaştırılan arşivin tamamı, Ara Güler’in Gümüşsuyu’ndaki evine taşınana kadar uzun yıllar ailesiyle birlikte yaşadığı, sonrasında ise çalışma alanı olarak kullandığı Tosbağı Sokak’taki Güler Apartmanı’nda yer alıyormuş. Biri dört, biri üç katlı birbirine yapışık iki binadaki yedi daireye yayılmış arşivi titizlikle ele alan AGAVAM, fotoğraf malzemelerinin, diyaların, Ara Güler’e ve Güler’in değiş tokuş yaptığı dünyaca ünlü sanatçılara ait fotoğrafların envanterini çıkararak tasnif işlemine başlamış. Bunun yanı sıra eskizler, yağlı boya tablolar ve seramik işlerden oluşan güzel sanatlar koleksiyonu da bulunan Ara Güler’in Fikret Mualla’ya ait bir tablosunu ALEM için özel olarak ambalajından çıkaran AGAVAM ekibi, önümüzdeki dönemlerde bu koleksiyonun da sergileneceğine dair müjde veriyor. 

Ara Güler’in Güler Apartmanı’ndaki ofisini, çalışma masasını, kütüphanesini ve kişisel eşyalarını Güler’in bıraktığı şekilde muhafaza edebilmek üzere ekstra emek harcayan AGAVAM’ın gelecek dönem planları arasında Güler Apartmanı’nı müzeye çevirme projesi yer alıyor. Tasnif ve envanter çalışmasından sonra her şey paketleyen ve inşaatı tamamlandıktan sonra 2017 başında Bomontiada’daki AGAVAM binasına taşıyan ekip, Güler’in bütün çalışma odasındaki kitaplarını, fotoğraf malzemelerini, fotoğraf makinelerini, lenslerini, kişisel eşyalarını burada saklıyor ve elden geçiriyor. “Birbirini yıpratabilecek ve zarar verebilecek, yan yana durmaması gereken malzemeleri çağdaş konservasyon anlayışına göre ele aldık. Bu malzemelere, içinde durdukları kutulara birer adres verildi. Bina içerisinde hangi dairede, hangi katta, hangi odada, hangi rafta, hangi dolabın içerisinde ya da hangi duvara asılı olduğu çok detaylı bir şekilde belgelendi. En ufak bir not kağıdının bile nerede durduğunu kurduğumuz sistem sayesinde bulabiliyoruz. Ara Bey’in karanlık odasının, arşivinin ve çalışma alanının bulunduğu kat aynı şekilde oraya geri kurulacak. Böylelikle müze ziyaretçisi, Güler Apartmanı’na geldiği zaman orayı Ara Bey’in kullandığı şekilde tecrübe etme imkanına sahip olacak” diyen Çağla Saraç, Güler Apartmanı’nı hala Ara Güler oradaymış gibi yaşatma arzusunda olduklarını belirtiyor. 

Online olarak bütün arşiv bir portal üzerinden dünyaya açılacak
Ara Güler arşivinin ve bu arşivi meydana getiren koleksiyonların dağılmadan, parçalanmadan, kaybolmadan gelecek nesillere aktarılmasını esas amaç olarak benimseyen AGAVAM, her biri ayrı anlama sahip ve birbirleriyle konuşan bu parçaları bir arada tutarak, farklı şekillerde tekrar tekrar yorumlanabilmeleri için çalışıyor. “Bu çalışmalarımız uzun bir süre devam edecek. Hiç acelemiz de yok” diyen Çağla Saraç, çok yönlü araştırmalara kaynak olabilecek, genç fotoğrafçılara ve habercilere ilham verebilecek bir arşiv üzerinde çalıştıkları için mutlu olduklarını dile getiriyor. 

Tüm projelerinde olduğu gibi bu projede de toplum yararını düşünerek her şeyi kurgulayan Doğuş Grubu, çağdaş bir şekilde, en yüksek teknolojiyle yepyeni bir arşiv sistemi oluşturmuş. Bu sistem sayesinde tüm fotoğraf malzemelerini ve o fotoğraflarla birebir ilintili notları, belgeleri yüksek çözünürlükte tarayarak hem arşive hem de müzeye hizmet eden AGAVAM, ileride online olarak bütün arşivi bir portal üzerinden dünyaya açmak istiyor. Ellerinde ne kadar malzeme varsa hepsini araştırmacının önüne açmayı planlayan AGAVAM, hem akademik hem de farklı çalışmalara görsel ve yazılı malzeme sağlamayı amaçlıyor. Farklı yayınevleri ile iş birliği içerisinde bulunan kurum, Ara Güler Müzesi’nin ‘Islık Çalan Adam’ sergisiyle ortaya çıkan, hem sergi kataloğu görevi gören ama bir katalogdan çok daha fazlası olan ilk kitabı ile Kasım ayında Tüyap Kitap Fuarı’nda yer alacak. “Müzenin bundan sonraki amaçlarından biri de yaptığı sergileri kitaplaştırmak ve Ara Güler’le ilgili daha nitelikli kitaplar çıkarmak” diyen sanat danışmanı Çağla Saraç, müze yayınları çatısı altında daha fazla kitap çıkaracakları müjdesini veriyor. 

Türkiye’nin uluslararası standartlara sahip ilk fotoğraf sanatçısı müzesi 
AGAVAM, sadece Ara Güler arşivini korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda Bomontiada’da açılan Ara Güler Müzesi’ne kaynak sağlayarak müzenin tüm sergilerini üstleniyor. 16 Ağustos’ta Ara Güler’in 90. yaş gününde ‘Islık Çalan Adam’ sergisiyle açılan müze, süreli ve dönüşümlü olarak farklı eser ve malzemeleri ziyaretçi ile buluşturacak. “Bomontiada kompleksinin de ruhuna uygun olarak, biraz daha genç, dinamik, çağdaş ve diğer disiplinlerle de konuşabilen sergilere ve etkinliklere yer vermek istiyoruz” diyen Çağla Saraç, müze dışında sergilemeler planladıklarını, çeşitli kültür kurumlarıyla iş birliklerinin devam ettiğini ve yurt dışına da açılacaklarını belirtiyor. Demirbaş koleksiyonun yer alacağı Güler Apartmanı’ndaki Ara Güler Müzesi içinse çalışmalar devam ediyor. 

“Ara Güler’in türkiye ve dünya için ne kadar önemli bir figür olduğunun bir kez daha farkına vardık”
‘Islık Çalan Adam’ sergisinin hazırlık aşamasını sorduğumuz zaman duygusal anlar yaşıyoruz. “Sergiyi Ara Bey’le hazırladık. Çok uzun zamandır görmediği hikayelerine ve maket kitaplarına tekrar bakınca çok duygulu anlar yaşadı arşivde bizimle. Onu yıllar öncesine götürdük. O da bizimle beraber baktı, seçti, bizimle birlikte çalıştı. O yüzden bu sergi bizim için çok kıymetli” diyor Çağla Saraç. Ara Güler, müze açılışına şahit olduğu ve bu deneyimi tecrübe ettiği için mutlu olduklarını belirten Saraç, “Açılışa büyük bir ilgi vardı. Ara Güler’in Türkiye ve dünya için ne kadar önemli bir figür olduğunun bir kez daha farkına vardık” diyor. Girişin ücretsiz olduğu müze, bir gün bile boş kalmıyor. 17 Ekim’de aramızdan ayrılan Ara Güler’in ölümsüzler kervanına katıldığını söyleyen Saraç, “Ne yazık ki 17’sinde Ara Bey’i kaybettik ama ölümsüz bir figür olarak hepimizin hatıralarını yaşatmaya, pek çok değeri hatırlatmaya devam edecek” diyor.

PAYLAŞ