Sevil Dolmacı ile Sanat, Koleksiyonerlik ve Global Vizyon Üzerine

Dubai Art Fair'de dijital alanda üretim yapan sanatçıların işleriyle koleksiyonerlerle buluşmaya hazırlanan Sevil Dolmacı ile bir aradayız.

ABONE OL
1 Nisan 2025 Salı 23:32 | Son Güncellenme:
41 dakika okunma süresi
Sevil Dolmacı ile Sanat, Koleksiyonerlik ve Global Vizyon Üzerine

Sevil selamlar, uluslararası sanat piyasasına hâkim bir kadın olarak seni biraz geçmişe götürmek istiyorum. Nasıl başladın mesleğe?

Sanat tarihi okudum. Çağdaş sanata nedensiz bir biçimde aşıktım, beni heyecanlandırıyordu. Hayatımda bu alanda hiçbir örnek olmamasına rağmen şu an yaptığım işi yapmayı hayal ediyordum. Hayallerim gerçek oldu. Mezun olduktan sonra Başkent Üniversitesi'nde Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu'nun asistanı olarak işe başladım. Üniversitede beş yıl çalıştıktan sonra İstanbul'a taşındım ve Demsa Koleksiyon'da sanat danışmanlığı yapmaya başladım. Akademik kariyerimin üzerine pazarı yönlendiren bir koleksiyonda çalışmak beni sanat piyasası konusunda besledi, kısaca deneyim kazanmama aracılık etti. Sektöre hâkim bir pozisyonda olmamı sağlayan en önemli faktör kuşkusuz, yolumun uluslararası satın alımlar yapan ve müze projesi ile heyecan yaratan bir koleksiyon ile kesişmiş olmasıydı. Belirtmem gerekir ki bu sürecin en özel yanı Zaha Hadid ve Thomas Krens gibi dünya ölçeğinde sanat konusuna hâkim iki özel insanla bir araya gelmek ve çalışabilmek oldu. 2015 yılında Türkiye'nin bir ekiple hizmet veren ilk uluslararası danışmanlık şirketini kurdum. Sotheby's, Christie's gibi müzayedeevlerine kondisyon raporu hazırlayan, yabancı galerilerin Türkiye eser teslimlerinde çözüm ortağı olan, Rus koleksiyonerler için fiyat ekspertizliği hazırlayan tek kurumuz diyebilirim. 2018 yılında danışmanlık şirketine ek olarak galericilik faaliyetlerine başladık. 2023 yılında da İstanbul galerisine ek olarak Dubai şubesini ekledik. Bugün Amsterdam dahil üç ülkede faaliyet gösteren bir yapı içerisindeyiz.

Okul seçimin, sonrasında İstanbul sanat piyasasında çalışma biçimin, biraz detayları anlatır mısın bize?

Okul ve ardından akademisyenlik deneyimi sonrasında İstanbul'a taşınma kararı aldım. İstanbul'a geldiğimde yolum çok güçlü sanat oyuncularıyla kesişti. O günlerde İstanbul'da uluslararası önemli sanatçılar ile çalışan ve yurt dışında da şubesi olan bir galeri ve onun güçlü alıcılarıyla tanışıp işin mutfağı hakkında inanılmaz bilgiler edinme şansım oldu. Galeri ile çalışmadım ancak iç sistemi hakkında bilgi sahibi olacak kadar yakındık. Aslında danışmanlık şirketini kurduğumda bu model üzerinden bir sistem geliştirdim. Her bir sergi projesi için yatırımcılar bulup onların finansal destekleri ile Türkiye'ye büyük sergiler getirerek ve sanatçı ağını genişleterek kısa zamanda büyüdük.

Galeri açmaya nasıl karar verdin?

Galeri açmak aslında zorunluluktan doğan bir durum oldu. 2015 yılında sanat danışmanlık şirketi kurduktan sonra galeri olarak beni eser bazında besleyebilecek bir partner galeri bulamadım. Türkiye'de paylaşımcı ve destekleyici bir tavır görmedim. Bunun nedeni benim ağımdan ve satış potansiyelimden haberdar olmamalarıydı, yeniydim ve tam olarak beni tanımıyorlardı, yani normaldi. İyi de oldu, galerimi kurdum ve hem yurt içinden hem de yurt dışından güçlü bir sanatçı listesi ile kısa sürede Türkiye'de Peter Halley, David Salle gibi isimlerle müze kalitesinde sergiler yapan uluslararası bir galeri profiline sahip olduk.

Sanat danışmanlığını kurumsal olarak sürdürdüğün süreçte hep bir galeri sahibi olmayı düşünüyor muydun?

Bahsettiğim üzere zorunluluktan doğan bir durumdu ancak iyi de oldu. Galeri açmış olmaktan o kadar keyif alıp heyecan duydum ki, şubelerimiz olması için aksiyon aldım ve 2023'te Dubai şubemizi açtım.

Sanat danışmanlığı sürecinde koleksiyonerleri ve onların eğilimlerini gözlemleme şansın olmuştur. Son 10 yılda, bir değişkenlik gösterdi mi sanat alımı?

Sanat alımı da alıcı profili de değişti. Koleksiyonerler eğitimli, genç, yurt dışına çıkan, teknolojiye hâkim bir profile dönüşürken alımlar yabancı sanatçı ağırlıklı olmaya başladı.

Türkiye'de yeni koleksiyonerler sanatı bir yatırım aracı olarak görüyorlar mı?

Kesinlikle evet, yabancı ağırlıklı olma sebebi de bu aslında. Döviz bazında değer kaybetmiyor oluşları! Bütçelerin de artmasını sağladı diyebiliriz.

Bu süreç nasıl gelişti? Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de pandemi süreci sanata bakış açısını değiştirdi mi sence?

Pandemi, tüm dünyada sanata olan ilginin artmasına aracılık etti. Sanat alımını tetikledi. İnsanların sanat konusundaki farkındalıkları arttı, sanatçılarla sosyal medya aracılığı ile iletişim kurmaya başladılar. Tüm dünyadaki etkinliklerden ve müzelerden haberdar oldular. Sanat turları oldukça işe yaradı. Sonrasında moda markalarının reklam kampanyaları ile bu ilgi devam etti. LV'nun Kusama ve Dior'un Arsham birliktelikleri oldukça ses getirdi. Bugün sanat hayatımızın bir parçası haline geldi.

Pandemi sonrası 2021 yılında ALEM'e verdiğin röportajda galeriyi bir dönüm noktası olarak belirlediğini belirtmiştin. Uluslararası camiada ses getirme amacın vardı, bu amaçları dinleyip sonra yıllar geçince yeniden bir araya geldik. Bu süreçte hedeflerin ve sonrası gelişmeleri senden dinlemek isterim.

2023'te ilk şubemizi Dubai'de açtık. 2026 için de başka bir ülkede şube açmak için bir yatırımcı ile konuşuyoruz. Peter Halley ve David Salle gibi iki büyük sergi projemi tamamladım. İstanbul'daki galerimizde Nisan sonunda, çalışmayı hayal ettiğim dünya starı sanatçıların olduğu bir grup şov olacak. Robert Fleck küratörlüğünde düzenlenecek olan sergide Katherine Bradford, Jiri Georg Dokoupil, Katharina Grosse, Katharina Fritsch, Georg Baselitz, Erwin Wurm, Cecily Brown, Ekrem Yalçındağ, Ebru Döşekçi ve Annie Morris olacak. Bu sergi, Türkiye için bu yılın en büyük ve önemli sergisi. Baselitz, Sabancı Müzesi'ndeki sergisinden sonra galerimizde olacak. Fritsch, Venedik Bienali'nde Golden Lion ödülü almış bir sanatçı ve Türkiye'ye daha önce hiç gelmedi. Amerika'dan Cecily Brown ve Bradford ise dünya ölçeğinde bekleme listeleri olan ve ilk kez Türkiye'ye gelecek isimler arasında. Diğer sanatçılar ise Türkiye'de bazı koleksiyonlarda yer almış, Türkiye'de ilgili bir kitleye sahip dünya çağında önemli isimler. Galerimin uluslararası tanınırlığı ve saygınlığı açısından çok ama çok önemli bir sergi olacak, heyecanlıyım.

Sevil Dolmacı yayınlarının ilki Amerikalı sanatçı Daze sergisi üzerine Kathy Batista editörlüğünde geçtiğimiz Mart ayında yayımlandı. Kathy Batista ile bir araya gelişini de yine ALEM okuyucularıyla duyurmuştuk. Bu süreci ve galeriye etkilerini anlatabilir misin?

Kathy ile çalışmaya devam ettik, ilk yayınımızı da onunla birlikte yaptık. İlk sergimiz çok başarılı geçmişti. Onunla yeni keşiflerimiz oldu ve en önemlisi Ross Bleckner ile yollarımızın kesişmesine sebep oldu. Ve böylelikle hem Ross ile dostluğumuz oluştu hem de Ross sayesinde Peter Halley ve David Salle ile tanışma ve çalışma fırsatımız oldu. Bu da bizim Amerika'da köklenmemizi sağladı.

Orta Doğu'da bir kadın galerici olma konusunu içtenlikle konuşalım istiyorum. Dubai'de olmaya nasıl karar verdin? Nasıl bir ortam?

İnsana güç veren bir durum. Değer gördüğünüz bir coğrafyada olmak sizi motive ediyor. Dubai'de rekabet daha az, pazar yeni ve sanata oldukça destek oluyorlar. Dubai, aynı zamanda kozmopolit bir yer. Tüm dünya ile bağlantı kurabiliyorsunuz. Ayrıca sanat konusunda vizyoner ve bilgililer. Sanata saygıları oldukça fazla. Onlara göre sanatta pazarlık olmaz. Alışık olmadığımız bir durum.

16-20 Nisan'da Dubai Art Fair'de yer alacaksın, hem de dijital alanda büyük bir etki yaratacak işlere imza atacağını biliyoruz. Okuyucularımıza biraz bahsedebilir misin?

"Analog ve Dijital'in Ötesinde Medya Sanatları" başlığı altında, yapay zeka, veri görselleştirme ve medya sanatlarının farklı pratiklerinin kesişimini ele alan sanatçılar Peter Kogler, Mischa Kuball, Fabrizio Plessi, Sara Ludy, Can Büyükberber, Ben Cullen Williams, Tuba Elmas, Fırat Engin ve Fuseworks'un eserleri yer alıyor. Sergi, medya sanatlarının geçmişten bugüne gelişimini anlatan görsel bir diyalog sunarken, formların, sembollerin ve nesnelerin zaman içinde nasıl sadeleştiğini, değiştiğini ve yorumlandığını konu alıyor. Kürasyonun temelinde yer alan zaman çizelgesi medya sanatları alanında 1980'lerden bugüne üretimlerini gerçekleştiren sanatçılarla, genç sanatçıları bir araya getiriyor. Bu bağlamda dijital sanatın kavramsal ve estetik dönüşümünü izleyiciye aktarıyor. 1980'lerden medya sanatlarının öncülerinden Peter Kogler, Mischa Kuball ve Fabrizio Plessi serginin temel yapısını oluşturuyor. Işık, mimari ve toplumsal söylem arasındaki etkileşimi araştıran kavramsal sanatçı Mischa Kuball'ın ışıklı kutuları, mimari ögeleri medya sanatlarıyla harmanlayan Avusturyalı sanatçı Peter Kogler'in eserleriyle bir diyalog kuruyor. Kogler, dünyaca ünlü optik tasarım çalışmalarını sergi alanının bir duvarına uyguluyor. Medya sanatının öncülerinden Fabrizio Plessi, 1980'lerden bu yana dijital medyanın mekânsal boyutunu araştırıyor. Video teknolojisini kullanarak üç boyutlu yapıları eserlerine entegre eden sanatçı, sıvı elementin gerçeklik ile temsili arasındaki illüzyonist ilişkiyi ele alıyor ve mekanik-elektronik yeniden üretim teknolojileriyle bu etkiyi daha da güçlendiriyor. Post-dijital üzerine çalışan, resim video ve dijital formlar üzerine simüle edilmiş doğal formlar kullanan Sara Ludy, geleneksel ve dijital sanat arasında köprü kuruyor. Sanatçı, son dönem yapay zeka ile ürettiği postdijital dünyada bedensel algı kavramına dair özgün bir bakış açısı sunduğunu eseriyle yer alıyor. Can Büyükberber ise yapay zekanın estetiğine odaklanarak yeni yapay zeka modellerini eserlerine entegre ediyor ve dijital sanatın evrimine dair geleceğe yönelik yenilikçi perspektifler sunuyor. Ben Cullen Williams, yapay zekayı veri toplama aracı olarak kullanarak, doğadan ilham alan kompozisyonlar üretiyor ve teknoloji ile organik formlar arasındaki hassas dengeyi gözler önüne seriyor. Tuba Elmas, neon eserleriyle medya arkeolojisine yeni bir bakış getiriyor. Eski daktiloları yeniden kullanarak, "future" ve "reality" kelimelerini neon tipografiyle yorumlayan sanatçı, geçmişin anlatılarını günümüzle buluşturuyor. Fırat Engin, neon eserinde ışık sanatı ile çağdaş sanat arasındaki ilişkiyi yeniden kuruyor. Fuseworks ise, multimedya yerleştirmeleri ve performansları merkezine alarak farklı disiplinler arasındaki sınırları keşfetmeyi hedefliyor. Sanatçı kolektifi, ışık, mekân, ses ve hareket arasında yeni bağlantılar kurarak, geleneksel sanat anlayışına meydan okuyan etkileyici ve sürükleyici deneyimler sunuyor.

Yapay zekâ her alana olduğu gibi sanat dünyasına da yeni bir çerçeve çizmeye çalışırken ve tartışılabilir bakış açıları gündeme otururken senin konuya yaklaşımın nasıl?

Yapay zekanın potansiyeli her geçen gün artarak yükseliyor. Hem gündelik hayatımıza hem de sanatsal üretim süreçlerine hızla entegre oluyor. Sanat alanındaki yükselişi, farklı programların kullanımı ve verilerin yaratıcı biçimde işlenmesi sayesinde, estetik açıdan yeni perspektifler geliştirmemize olanak tanıyor. Yapay zekâ, artık yalnızca bir araç değil; düşünme, üretme ve algılama biçimlerimizi dönüştüren güçlü bir aktör haline geliyor.

Dubai, galeriniz için bir adım, eminim sonrası için de planların var. Bakış açını ve hedeflerini merak ediyorum.

Dubai galerisi benim için dünyaya daha kolay açılacağım, birtakım fırsatlar sunan bir yer. Buradan yapmak istediklerimi daha kolay gerçekleştirmeye başladım bile. Sevil Dolmacı Galeri'ye digital art bölümü ekledik. Dubai'de biraz bu yönde kurumsallaşmak istiyorum. Biz bu alanda da uluslararası bir dil kurmak üzere yola çıktık. Dünyanın dört bir yanından anlaşma yaptığımız iyi bir sanatçı listemiz var. Bu şekilde yayılımımız hızlı, kökleşmemiz güçlü oluyor.

Venedik Bienali, Art Düsseldorf, Art Miami gibi uluslararası etkinliklere katılıyorsun. Sanata bakış açısını global ölçekte nasıl değerlendiriyorsun?

Sanat konusunda köklü geçmişe sahip olan Avrupa'daki sistem ve profesyonellik, sanata olan bakışı farklı kılıyor. Nasıl mı? Sanat eserlerinin yetkinliği, sanatçıların galerileriyle kurduğu ilişkilerin ciddiyeti, üretimlerin dünya ölçeğinde kabul görmesi ve dolanıma sokulması organik bir biçimde gelişiyor. Amerika ise ne olursa olsun pazarda söz/iktidar sahibi, sistem Avrupa kadar ciddi. Üretim ve yayılım Avrupa'dan daha hızlı ve büyük, Avrupa ile ilişkileri kuvvetli. Art Basel Miami halen en çok ziyaretçi alan, en yüksek rakamların yakalandığı bir fuar. Avrupa'dan getirilen fuar en büyük süksesini Amerika'da yapıyor. Paris ArtBasel çok ilgi görse de Miami gibi değil. Bu donelerle değerlendirdiğimizde dünyayı domine eden ve girift ilişkileri olan iki güçlü sanat çevresinin yeni pazar arayışları ile global ölçekte yarattıkları star isimler ve lokasyonlar ve elbette ki yeni üsluplar çeşitlenip, artıyor. Bizler de Türkiye için çalışıyoruz.

Temsil ettiğin kült isimlerin yanı sıra, pek çok yetenekli genç isimle de çalıştın. Bir genç sanatçıyı keşfetme serüveni nasıl oluyor? Ve aslına bakarsan sanat da "marketing" alanında çok iyi bir iş yapısına sahip olmayı gerektirmiyor mu?

Marka markayı yaratır. Bu sözü seviyorum. Bugün sanat alanında hedefiniz ne ise ona göre bir strateji ve pazarlama yapmanız gerekiyor, bu işin en önemli yanı. Sevil Dolmacı Galeri, bugün bir marka. Şirketim kurulduğundan beri itibar yönetimi ve markalaşma üzerine birlikte çalıştığım iletişim ajansım (bugün adeta inhouse'a dönüşen) Vox PR ile birlikte kurumsallaştırdık markamı. Bu bir ekip işi. Konunuzda bilgi sahibi iseniz, doğru projelere imza atıyorsanız, zaman konusunda sabırlıysanız ve iyi bir ekibe sahipseniz marka olmamanız için hiçbir neden yok. Piyasayı çok iyi analiz etmek, genç yetenekler konusunda çok hızlı yol almanızı sağlıyor.

Çağdaş sanat deyince, günümüzün etkin pazarlama yöntemlerinin dışında davranılması gerektiği gibi bir algı var, oysa günümüzde global ölçekte konu öyle ilerlemiyor. Sevil Dolmacı Galeri olarak sence neyi farklı yapıyorsunuz?

Ben tüm galerilerin aksine galeri odaklı bir çıkış yapmadım. Kişi olarak önce kendimi kurumsallaştırdım/markalaştırdım. İnsanlar karşısındaki muhatabı görüp, tanıyınca işler daha hızlı gelişti. Çünkü sanat konusunda bilgi sahibi, küresel vizyona sahip, ayakları üzerinde duran ve tavizi olmayan güçlü bir kadın figürü ilgi çekiciydi. Erkek egemen sektörde klişelerin dışında bir profil sergiliyordum. Erkek gibi olmaya çalışmadan yaptım bunu. Sosyal medyamı iyi kullandım. Sanat konusunda dünyada etkili fuarları, sergileri, müzeleri, sanatçıları takipçilerimle paylaştım. Hem bilgimi hem vizyonumu samimi bir şekilde aktarmış oldum. Ekonomi dergilerinde rahatlıkla rakamlardan, satışlardan konuştum. Önemli ekonomi kanallarına iş insanı olarak davet edildim. Bloomberg TV Ortadoğu'nun yöneticisi bir gün beni arayıp özel bir röportaj yapmak istedi, şaşırdım ve tabii ki sevindim. Kısaca bir kadın olarak naif bir sanat galericisi kimliğini seçmedim, hırslı bir iş insanı profilindeydim. Bu kimlik beni özgün, samimi ve başarılı yaptı.

Biraz da senden bahsedelim istiyorum. İstanbul-Dubai, iki ayrı ülkede galeri sahibi olan bir kadın olarak, özel hayatın nasıl şekilleniyor?

Özel hayatım renkli, eğlenceli ancak bir o kadar da yorucu. Kalbim (hele ki bugünlerde) İstanbul'da samimi olmak gerekirse. Dostlarım, köpeğim ve ailem Türkiye'de. Dubai'ye göre daha konforlu bir yaşamım var İstanbul'da.

İş hayatında disiplinli olduğunu biliyorum, peki ya özel hayatında?

İş hayatımdan daha disiplinli ve istikrarlı olduğumu söyleyebilirim.

Bize biraz günlük rutinlerinden bahseder misin?

Sabahları erkenci olmama rağmen, ofise eğer çok önemli bir toplantım yoksa gitmiyorum. Kahveci değilim, çay içmeyi severim. Ancak güne limonlu sıcak su ile başlarım. Haftanın üç günü sabah 9.00'da pilates ve fitness yapıyorum. Bazen Bebek'te arkadaşlarla yürüyüşe çıkarım. Sonrasında ofise geçer, işten en erken saat 20.00'de çıkarım. Haftada en az iki kez dışarıda dostlarımla yemek yerim. Bu rutinlerin dışında haftada iki gün kendime ayırdığım televizyon ve kitap günüm vardır. Mesleğimle ilgili özel yayınları takip etmeyi seviyorum. Yakın zamanda sanatçımız Daze'in de konu edildiği Netflix'teki belgesel "The Get Down"u izledim.

Lüks dünyanın bir diğer önemli ayağı da moda. Moda ile yakından ilgilendiğini görebiliyorum. Bu konuda eğilimlerin nasıl şekilleniyor?

Bu konuda belli markalarım var ve onların klasik parçaları... YSL, Dior ve Valentino vazgeçemediklerim. Chanel kadını değilim ama bazı parçalarını ve vintage mücevherlerini severim. Saat ve mücevherde favorim ise Cartier.

Gardırobun sezon parçalarından mı oluşur zamansızlığı mı tercih edersin?

Zamansızlığı...

Stilinin olmazsa olmazları arasında neler var?

Siyah kalem pantolon, bele oturan bir ceket ve kesinlikle tamamlayıcı olarak stiletto...

Kişinin yaptığı işle karakterize bir stili olması gerektiğini düşünüyor musun?

Evet, içselleşmesi önemli. Özgün olmayı da getiriyor.

Dünyanın çok farklı bir noktasında, hiç ummadığın bir köşede, gidip de çok etkilendiğin bir müze, sanat dünyası ya da sanatsal bir aktiviteyle karşılaştığın oldu mu? Bize bir keşif rotası önerebilir misiniz?

Evet Meksika'da Puerto Escondido! Ünlü mimar Tado Ando'nun yaptığı Casa Wabi, tüm dünyadan önemli sanatçıların gelip çalıştığı artist residency binası. Casa Wabi bu nedenle önemli bir koleksiyona da sahip. Şubat ayında tüm dünyadan sanatçıların ve koleksiyonerlerin geldiği özel etkinliklere de ev sahipliği yapıyor. Ben de 2024 yılında bu etkinlikte yer aldım, etkileyiciydi. Ayrıca Kasmin Gallery'nin açtığı galeri ilginç. Kimsooja sergisi inanılmazdı.

Sahip olmayı çok arzu ettiğin, bir şansın olsa sahip olmayı istediğin bir sanat eseri var mı?

Cy Twombly eseri.

Genç nesile ne önerirsin? Gördüğüm kadarıyla oldukça genç bir ekiple çalışıyorsun.

Çok çalışmalarını ve bu işin uzun bir yol olduğunu unutmamalarını öneriyorum.

Röportaj: Gözde YÖRÜKOĞLU ERSU

Fotoğraf: Cengiz DİKBAŞ

Styling: Zilan BÜLBÜL

Saç: Erdem GÜL

Makyaj: Erkan ULUÇ

Video: Kaan KARAASLAN

Fotoğraf asistanı: Emir ŞAHİN

Styling asistanı: Mercan KORKU

EN ÇOK OKUNANLAR

Tema Vakfı İftar Daveti
Tema Vakfı İftar Daveti

Tema Vakfı İftar Daveti

1 dakika okunma süresi
Süpersonik Orta Çağ: Sanat, Zanaat ve Zamanın Ötesinde Bir Sergi
Süpersonik Orta Çağ: Sanat, Zanaat ve Zamanın Ötesinde Bir Sergi

Süpersonik Orta Çağ: Sanat, Zanaat ve Zamanın Ötesinde Bir Sergi

4 dakika okunma süresi
Haftanın Mekanı: Lokanta İst
Haftanın Mekanı: Lokanta İst

Haftanın Mekanı: Lokanta İst

4 dakika okunma süresi
Hollywood ve TikTok'ta Öne Çıkan 10 Güzellik Trendi
Hollywood ve TikTok'ta Öne Çıkan 10 Güzellik Trendi

Hollywood ve TikTok'ta Öne Çıkan 10 Güzellik Trendi

4 dakika okunma süresi
İstanbul'un En Yeni Mekanları
İstanbul'un En Yeni Mekanları

İstanbul'un En Yeni Mekanları

55 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Nazlı Koruyan Altıpat ile Güzellik Endüstrisinde Kadınların Yükselişi
Nazlı Koruyan Altıpat ile Güzellik Endüstrisinde Kadınların Yükselişi

Nazlı Koruyan Altıpat ile Güzellik Endüstrisinde Kadınların Yükselişi

İlham Dolu Hikayeler: Ece, Ayşe Ege
İlham Dolu Hikayeler: Ece, Ayşe Ege

İlham Dolu Hikayeler: Ece, Ayşe Ege

Zeynep Sıradağlı ile Ayakkabıdan Hikaye Yaratmak
Zeynep Sıradağlı ile Ayakkabıdan Hikaye Yaratmak

Zeynep Sıradağlı ile Ayakkabıdan Hikaye Yaratmak

İlham Dolu Hikayeler: Şahika Ercümen
İlham Dolu Hikayeler: Şahika Ercümen

İlham Dolu Hikayeler: Şahika Ercümen

Michelin Guide 2025 Yılın En Genç Şefi: Serhat Doğramacı
Michelin Guide 2025 Yılın En Genç Şefi: Serhat Doğramacı

Michelin Guide 2025 Yılın En Genç Şefi: Serhat Doğramacı

Melek Zeynep Bulut ile Sanatın Sınırlarında Bir Yolculuk
Melek Zeynep Bulut ile Sanatın Sınırlarında Bir Yolculuk

Melek Zeynep Bulut ile Sanatın Sınırlarında Bir Yolculuk

İlham Dolu Hikayeler: Gözde Durmuş
İlham Dolu Hikayeler: Gözde Durmuş

İlham Dolu Hikayeler: Gözde Durmuş

Tutkulu Bir Koleksiyoner: Mustafa Taviloğlu
Tutkulu Bir Koleksiyoner: Mustafa Taviloğlu

Tutkulu Bir Koleksiyoner: Mustafa Taviloğlu

Dingin Bir Güç: Ecem Özkaya
Dingin Bir Güç: Ecem Özkaya

Dingin Bir Güç: Ecem Özkaya

Z Raporu: Mina Derman
Z Raporu: Mina Derman

Z Raporu: Mina Derman

İlham Dolu Hikayeler: Simay Bülbül
İlham Dolu Hikayeler: Simay Bülbül

İlham Dolu Hikayeler: Simay Bülbül

Safilo Group CEO'su Angelo Trocchia ile Gözlük Modası
Safilo Group CEO'su Angelo Trocchia ile Gözlük Modası

Safilo Group CEO'su Angelo Trocchia ile Gözlük Modası