ODUNPAZARI MODERN MÜZE - EROL&İDİL TABANCA

31.07.2019 11:22:47

Odunpazarı Modern Müze, Eskişehir’den dünyaya açılan bir sanat kapısı. Erol Tabanca’nın kurup kızı İdil Tabanca’ya emanet ettiği OMM, hem bir müze hem de eğitim platformu olarak hizmet vermeyi hedefliyor.

Röportaj: Elif ÖKSÜZ TAŞKIN
Fotoğraflar: Lara SAYILGAN
Fotoğraf asistanı: Salih YILMAZ
Video: Onur ATICI

Birbirleriyle sürekli fikir alışverişinde bulunan, hatta zaman zaman tartışıp kavga ettiklerini bile söyleyen Erol Tabanca ve kızı İdil Tabanca, Odunpazarı Modern Müze’nin sadece dünyaya açılan bir kapı değil, dünyayı içine almak istedikleri bir platform olacağını anlatıyor bize. Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Tabanca, sadece üzerinde emek harcandığını bildiği eserleri toplamayı seven bir koleksiyoner. Biraz bundan dolayı olsa gerek, 7 Eylül 2019'da yapılacak açılış etkinliğinin ardından, 8 Eylül 2019'da kapılarını sanatseverlere açacak OMM’nin üzerine çocuğu gibi titrerken bir yandan da Eskişehirliler için faydalı bir iş yapmaktan dolayı gurur duyuyor. Sadece Odunpazarı semti için değil, Eskişehir, sonra da Türkiye için sanat aşkına koşar adım ilerlemek baba kız Tabancalar’ın kanında var. Zira sanatın içine doğup, moda ve sanatla iç içe bir geçmişi olan İdil Tabanca da müzenin Yönetim Kurulu Başkanı ve Kreatif Direktörü. İdil Tabanca, dijital sanat dahil, modern sanatın her dalını Eskişehir’e getireceğini söylüyor. Röportajın başında Erol Tabanca’ya “OMM’de bizi ne gibi sergiler bekliyor?” diye soruyorum ve bana “Siz en iyisi onu İdil’e sorun” diyerek kızına ne kadar güvendiğini gösteriyor. Ben de ikinci sorumla devam ediyorum. 

Müzenin Yönetim Kurulu'nda çok değerli isimler yer alıyor. Nasıl oluştu kurul?
Erol TABANCA: Bu işte dostluk ve iyi niyet çok öne çıktı. Müzenin oluşmasında da dostlarımızın tavsiyeleriyle mimar Kengo Kuma’ya ulaştık örneğin. Ve sonra çevremizde sanatla yakın ilişkisi olan dostlarımıza “Yönetim kurulumuzda, mütevelli heyetimizde olur musunuz?” diye sorduk. En gurur duyduğumuz şeylerden biri de o. Ve hiç kimse de bizi reddetmedi. Dolayısıyla hepsinin sanatla bir ilişkisi var; en azından sanata yakınlığı ve sevgisi var. Bizim bu projenin hayata geçmesi sırasında da çok büyük destekleri oldu. Ayrıca hem aileden birkaç kişi yönetimin içinde hem de şirketimizin bünyesinde çalışan birkaç arkadaşımız yine yönetim kurulunda, denetleme kurulunda ve danışma kurulunda yer alıyor. Bugüne kadar kimlerle omuz omuza olup da bir yere geldiysek, böyle önemli bir kültür işinde onlarla yol arkadaşlığına devam ediyoruz. 

V&A Dundee’nin de projesini üstlenen Kengo Kuma’yla çalıştınız. Odunpazarı Modern Müze’yi onlara anlatırken nasıl bir hayalden bahsettiniz?
E. T. Bir mimara “Böyle bir hayalimiz var; bunu gerçekleştir” demek doğru değil aslında. Ben de mimar olduğum için, proje yaparken şöyle yap dendiğinde “İyi o zaman, kendin yap” demek daha doğru bir cevap olur. O yüzden biz şöyle bir şey tarif ettik: "Biz bir müze yapmak istiyoruz. Müzeyi de Eskişehir’de Odunpazarı’nda yapmak istiyoruz." Dolayısıyla Kengo Kuma’nın da ilk söylediği “O zaman gelip orayı görmemiz lazım” oldu. Ve kendisi buraya gelip gördüğü zaman onun soruları projeyi biraz şekillendirdi diye düşünüyorum. Birincisi, Osmanlı mimarisi onu çok etkiledi. Müzenin bulunduğu alan, Osmanlı sivil mimarisinin tipik örneklerinden oluşan bir bölge. Odunpazarı, tıpkı Safranbolu gibi tarihi doku içerisinde yer alıyor. Odunpazarı semtinin, adı üzerinde, tarih içinde bir fonksiyonu olmuş. Zamanında odun satılan bir yermiş. Bütün bunlardan hareketle proje şekillendi. Ve en nihayetinde Kengo Kuma ve ortağı Yuki Ikeguchi’nin özgün bir tasarımı oldu burası. 

Eskişehir’deki bu müzeyle artık çağdaş sanatın kalbinin İstanbul’da atmadığını kanıtladınız. Anadolu’ya bir kapı açıldı. Anadolu ile çağdaş sanatın buluşması, çağdaş sanatın elitist diline bir kırılma getirir mi? Daha anlaşılır olmasını sağlar mı zamanla; ne dersiniz?
E. T. Tabii ki coğrafyamızda böyle gerçekler var. Bölgesel potansiyel kimi sanat anlayışını yönlendirebilir ve değiştirebilir. Ama bence Eskişehir bu kalıpların dışında. Bugün, nüfusuna oranla baktığınızda, Eskişehir’deki kültür aktiviteleri İstanbul, İzmir, Ankara ile kıyaslanacak kadar yüksek orana sahip. Eskişehir’deki tiyatro sahnelerinin sayısının fazlalığı, klasik müzik konseri verilecek salonların çokluğu ve de üç üniversitesindeki genç nüfusu oluşturan öğrenci sayısı Eskişehir’i ayrıcalıklı bir hale getiriyor. Bir de tarihinden bu yana Eskişehir kültürle çok iç içe olmuş bir şehir. Dolayısıyla biz tabii ki memleketimiz olan Eskişehir’e göre bu müzeyi yapmak istedik. Ama burası zaten böyle bir müzeyi hakeden bir şehir. Eskişehir’in bugüne kadarki kültür ve sanatla olan yakınlığına çok büyük bir katkı yapacak. “Anadolu’da böyle bir müze açılacak, peki neresinde açılsa” dense bence ilk söylenecek şehir Eskişehir. Çünkü altyapısıyla buna hazır bir şehir. Önümüzdeki dönem içinde de bunu daha iyi göreceğiz zaten. Daha müze açılmadan çok fazla ilgi ve Eskişehirliler’in çok büyük desteği var. Bu yüzden biz OMM’nin doğru adreste olduğuna inanıyoruz. 

Çağdaş sanatın elitist duruşunun Türkiye’de daha farklı algılandığını düşünüyor musunuz? Bu adımla OMM, koleksiyonerlik ya da eser izleme kavramları ile ilgili farklı bir bilinç yaratabilir mi?
E. T. Anadolu’da ve Eskişehir’de böyle bir şey yapmamız, İstanbul dışında bir kitleye sanata daha yakın olma şansı veriyor. Bu açıdan evet, daha geniş kitlelere modern sanatı anlatacak bir alan burası. Ama bundan da önemlisi müzenin kendi içinde şehir insanlarıyla yapacağı workshoplar, sanata dönük çalışmaların yer alacak olması. Sadece sanat eseri sergileme değil, bunun eğitim anlamına gelen diğer çalışmaları da OMM’nin bir vazifesi olacak. Bence müze asıl görevini bu şekilde yapacak. 

RÖPORTAJIN TAMAMI ALEM'DE!

PAYLAŞ