AYŞE BOYNER: POZİTİF TAVIR

08.05.2019 11:54:58

Yeni bir heyecan Ayşe ile yollarımızı kesiştiren. Onun hayatındaki taşları yerine oturtan bu heyecanın izlerini hep birlikte sürdük.

Röportaj: Lara MUTLU
Fotoğraflar: Zeynel Abidin AĞGÜL
Prodüksiyon: Ferda İSKİTOĞLU
Saç: Erdem GÜL/MAAG SAÇ SANAT
Makyaj: Çiğdem YARTAŞI
Video: Fatih ER

Mekan için Plaj Silver’a teşekkür ederiz.

İnsanın gözlerinin içini parlatan, hayata büyük bir aşkla bağlanmasını sağlayan iki şey var hayatta. Tutku ve heyecan. Ayşe Boyner’de bu ikisi de mevcut. Zira gözlerinin içi parlıyor Boyner’in. Çekim için Kilyos’ta buluştuğumuz gün, arabadan iner inmez gözleri dikkatimi çekiyor Ayşe’nin. Onun tutkuyla parlayan gözleri, herkese bir tutam enerji aşılıyor. Mübalağa yok; gerçekten böyle hissediyorum. Ve sonra başlıyorum uzaktan Ayşe’yi kesmeye... Yeni markası Faraway imzalı kıyafetleri, özenle arabanın bagajından çıkartıyor ve çekim için ayarladığımız karavana yerleştiriyor. Essin mi, esmesin mi; sıcak mı olsun, soğuk mu bir türlü karar veremeyen hava, o sabah onu da gardırobunun karşısında biraz oyalamış olmalı. Öyle ki, Ayşe en nihayetinde çizgili bir elbise, espadriller ve Barbour bir mont ile gelmeye karar vermiş çekime. Ve sonra, onu uzaktan izlemeyi bırakıp biraz yardım etmeyi akıl ediyorum. Başlıyoruz çekim hazırlıklarına ve tabii sohbete...

Nasıl başladı Faraway macerası?
Açıkçası benim en büyük hayalim bir restoran açmaktı. Geçen Kasım ayında da bu hayalimi gerçekleştirmek üzere Beymen’deki satın alma görevimden ayrıldım ve aşçılık okuluna yazıldım. Ocak ayında ilk dersime başlayacaktım. Bu sırada tam da 2019 yaz satın almalarından dönmüştüm. Yıllardır bu işte olduğum için müşterinin ne istediğini ve neyi bulamadığını çok iyi biliyordum. Aklımda yaz için kıyafetler vardı ve gördüm ki kimse de yapmamış, ben yapayım dedim. Çevremde bana koleksiyon yapmam gerektiğini söyleyen çok arkadaşım oldu ama benim aklımın ucundan bir koleksiyon tasarlamak geçmezdi; yapabileceğimi düşünmüyordum bile. Sonra bir gün aklıma tasarımlar gelmeye başladı ve bunların aslında ne kadar hepimizin ihtiyaç duyduğu ama bulamadığı rahat, çabasız, zamansız, her yere rahatlıkla giyebileceğimiz parçalar olduğunu anladım. Sonra bu fikrimi eski patronum, ağabeyim Polat’a anlattım ve bana ‘yürü’ dedi. Onun da desteğiyle çabucak kendimi bu işin içinde buldum. Sanırım hayatta gerçekten ne yapmak istediğimi de bu vesileyle anlamış oldum. Bu arada restoran hayalimi de unutmadım; belki o da bir gün gerçek olur. 

Neden Faraway koydun markanın adını?
Uzak diyarlara gitmek, o kültürleri deneyimlemek bir tutku. Bu sebeple koleksiyonun ismi Faraway oldu. Uzak diyarlar, bambaşka iklimler, renkler, eşsiz kültürler, farklı ritüeller, sade ruhlar. Faraway gittiğim veya hayalini kurduğum yerler ve kültürlerden ilham alan bir marka oldu.  
Kıyafetlerin sanki biraz nostaljik bir havası var. Nasıl bir koleksiyon oldu bu?
Son birkaç sezondur olan fazla neon renkler, seksi modeller ve spor kıyafetler pek bana göre değildi. Fark ettim ki bu modadan benim gibi pek hoşlanmayan birçok kadın varmış. Ben hep daha doğal renkleri, zorlama olmayan kıyafetleri sevdim. Bir şey moda olduğu zaman herkesin onu giymesini hiçbir zaman anlayamadım. Bütün kadınların kendi özgün ruhları ve zevklerini yansıtmalarından yanayım ve ben şahsen herkese benzemek istemem. O yüzden daha sakin, doğal görünümlü, şık ama çabasız kıyafetler yapmak istedim. İlk koleksiyonumuzda keten ve pamuk gibi doğal kumaşlarla, toprak renklerini birleştirdik. Afrika’dan ilham aldığımız için bol bol safari ceket ve gömlekler ve etekler yaptık. İki desenimizden biri minik leopar deseni, gördüğümüz leopar desenlerinin aksine biraz daha sakin ve göze batmıyor (ama çarpıyor) diğeri de yürüyen leoparlar koleksiyona hareket kattı. Hızı ve odaklanmayı temsil eden vahşi kedi çitayı logoda kullandık. Koleksiyonu tamamlayan terlik ve ayakkabılar hazırladık. Sakin, zorlamasız şık bir koleksiyon oldu. 

‘Modanın içine doğdun’ desek pek de yalan olmaz. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun?
Öyle diyebiliriz. Aile şirketimizin anayasasına göre hem grubumuzun dışında, hem grubumuz şirketlerinde çeşitli departmanlarda en alt seviyeden başlayarak tecrübe kazandım. Ancak modadan ziyade müthiş bir yaratıcılık sonucu doğan o güzel kıyafetlerin yarattığı hissiyatla heyecanlandım. Faraway’e kadar en büyük motivasyonum, günün birinde bir restoran açmaktı. Esasen bu fikrime sonsuz minnet duyuyorum. Zira hayalimin peşinden gidip kendime yarattığım iki ay olmasa Faraway belki bu kadar çabuk doğmayacaktı. 

Baştan başlayalım. Üniversitede hangi bölümü okudun? Mezun oldun ve o günden bugüne neler yaptın? Ve gelecekte neler yapmak istiyorsun?
Kanada’da Mcgill’de pazarlama okudum. Pazarlama, sağduyu işi bence ve en iyisi işte öğreniliyor. Şimdiki aklım olsa sanırım başka bir şey okurdum. Mezun olduktan sonra Mavi’de pazarlama departmanında, daha sonra Blender’da proje geliştirme ve satın almada çalıştım. Beymen’de e-ticaret departmanında, Boyner Grup’un CRM ve müşteri ilişkileri bölümlerinde görev aldım. Boyner’de Boyner Fresh projesini yarattık. Wepublic’te kadın satın almanın başındaydım. En son da Beymen satın alma ekibindeydim. Yakın gelecekte hep Faraway var. Modanın dinamikleri çok hızlı ve çok ileride. İlk koleksiyon belki kısa bir zamanda hazırlandı ama şimdiden 2020 yazının planlamasını yapmamız gerekiyor. Faraway’i hem koleksiyon olarak, hem de aksesuarlarıyla genişletmek, yurt dışına taşımak istiyorum. Faraway esasen benim dünyam. Belki ileride bu dünya sadece kıyafetle sınırlı kalmaz. Faraway’i sanatla, müzikle, yemekle ve gezmekle birleştirerek kocaman bir dünya yaratmak çok isterim. Kim bilir...

RÖPOTAJIN TAMAMI ALEM'DE!

PAYLAŞ