Özel anlara özgün dokunuşlarıyla lezzet katan Five O'Clock'un Şefi ve Kurucusu Sinem Ekşioğlu, "Hazırladığımız sofralarda bu ana kadar birlikte büyüttüğümüz anılarımız var. Aile büyüklerimizin ve sonrasında da çok kıymetli eşim ve çocuklarımın yer alması özel kılıyor sofralarımızı" diyor ve ekliyor: "Dolayısıyla da onlarla vakit geçireceğimiz bir yeni yıl akşamı, bir yeni yıl öğle yemeği ve hep birlikte güne başlamadan önce bir kahvaltı finalinde çok keyifli bir çay saati masa set up'ları hazırladım!"
ALEM okuyucuları için inanılmaz güzel bir set up hazırladınız. Bu masaları ve tüm detayları sizden dinlemek isteriz...
Öncelikle herkese umut dolu, tüm hayallerin gerçek olacağı, savaşsız, sağlıklı ve sevdiklerinin yanında olduğu muhteşem bir yeni yıl diliyorum. Tüm bu güzel dileklerle beraber sizler için hazırladığımız sofralarda dikkat ettiğimiz ve gönülden geçen en kıymetli paylaşım; ailemiz için, sevdiklerimiz için hazırlanıyor olması. Yeni bir ürün olmadan, elimizdekileri değerlendirerek hazırlıyor olmamız da ayrı bir detay. Bu yıl bana yeni olarak eşlik eden tek şey Feyz Design Studio'dan gümüş kapaklardı. Bununla beraber hazırladığımız sofralarda hep bu ana kadar birlikte büyüttüğümüz anılarımız var. Aile büyüklerimizin ve sonrasında da çok kıymetli eşim ve çocuklarımın yer alması özel kılıyor sofralarımızı. Dolayısıyla da onlarla vakit geçireceğimiz bir yeni yıl akşamı, bir yeni yıl öğle yemeği ve hep birlikte güne başlamadan önce bir kahvaltı finalinde çok keyifli bir çay saati masa set up'ları hazırladım. 2025 yılının bir gününü ailemle nasıl geçirmek isterim onu hayal ederek kurguladığım sofralar oldu. Günün her anı için eşlik ettiğimiz dokunuşlar ve kalpler var burada. Gecesi, öğleni, sabahı, çay saati ve yatmadan önce de tatlı bir sıcak çikolatayla, keyifle sonlandırdığımız sofralara imza attık.
Five O'Clock deyince akıllarda hemen 'konsept' fikri oluşuyor. Sizin alametifarikanız, lezzeti aynı güzellikteki estetikle birlikte sunmak. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
Konsept, son yılların en vazgeçilmez terimi oldu gerçekten, özellikle de event ve organizasyon alanında. Bunu elimizden geldiğince popüler kültüre uyduruyoruz ama elbette ki eskiden gelen izleri bozmadan, atmosfere yakışacağını düşündüğümüz tonlar, renkler ve lezzetleri barındırarak... Sanki bir tuvale resim çizer gibi sandviçlerin, keklerin, eşlik edecek pastanın, porsiyonların hepsinin aynı pantonede, ton sür ton ilerlemesine ama bunu yaparken de olabildiğince yenilebilir durmasına özen gösteriyoruz.
Yeni yıl sofraları için bu senenin trendi nedir, süslemeler için nasıl bir tavsiye verirsiniz?
'Ginger bread' hamurunun 'icing' ile birleşimi, geçen yılın sonlarına doğru trend olmaya başlamıştı ancak bu sene tam bir patlama yaşadı. Hem yenilebilir hem de çok samimi, büyükleri bile çocuksu bir hayale sürükleyen serüvenler yaratıyor. Dolayısıyla yaşlıdan gence herkes evinde bu sene bir ginger bread'lerden oluşan hoşluk yaratmak istiyor. İlla her şeyin yenilebilir olmasına da gerek yok. Her şeyin ötesinde çıkış noktanız bir renk, bir ton, bir supla, bir peçete, bir kurdele olabilir. Hepsinin aynı dili konuşan, bakıldığı zaman sofrada bir hikaye oluşturan çizgide olması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü paylaşacak o kadar çok güzellik var ki, hepsini aynı sofraya yüklemek ya da hepsini aynı anda kullanma isteği yaratmak, sofranın ana dilinden uzaklaştırabiliyor. İlla sofra hazırlamanın da bir önemi yok, şık bir çay sunumu, bir kahve set up'ıyla yine yeni yıl ruhunu katabilirsiniz.
Siz küçük bir çocukken, yılbaşı sizin için ne anlam ifade ediyordu?
Gerçekten çok şanslıyım ki benim çocukluğumda yılbaşı; aile büyüklerimin etrafımızda olduğu, kalabalık aile sofralarının hazırlandığı, bütün kuzenlerin aynı çatı altında buluştuğu, bol bol hediyeleşme yaşanan, gecenin ilerleyen saatlerine kadar süregelen, meyvesinden, kestane ve bozasına gece boyu bir yeme, içme şenliği olan zamanlardı. Finali ise annemin hazırladığı harika kristalize güllerle süslenmiş kestaneli pastası ve babamın hepimize elleriyle tek tek meyveler soyup yedirdiği, bizleri dizine alıp sürpriz hediyeler verdiği, kocaman aile fotoğraflarımızın çekildiği, anılar biriktirdiğimiz ve mutlaka tombala ve piyango çekilişi heyecanıyla taçlanırdı.
Kişiye özel çalışıyorsunuz, bir davet hazırlarken süreç nasıl işliyor?
Davet süreçlerimiz mutlaka bir timeline'a göre hareket ediyor. Eğer bizimle birlikte mekanda yer alacak başka. firma varsa, catering'de kullanacağımız sunumları, masayı, örtüyü, peçeteyi bir gün öncesinden hazır ederek başlıyoruz, ki bir eksiğimiz varsa tamamlama sürecimiz olsun ya da üzerine konacak çiçek için çiçekçimiz ertesi gün rahat çalışabilsin. Çiçeklerin sunumundan yükseltilere kadar her şey yerini bulsun ve ev sahibi rahat etsin istiyoruz. Dolayısıyla taşıma süreci, yerleştirme, son dokunuşlar, gıdaların dizilimi ve finalde mumların ışıklanması ile birlikte, gayet masalsı bir alan ortaya çıkıyor.
Peki sizin ilham perileriniz nereden geliyor?
Eskiden olsa, gözümü kapatıyor ve hayal ediyorum derdim. Bir başucu defterim vardı. Özellikle uçakla seyahat ederken ya da gece yatmadan önce beynimin içini bir sürü yeni fikirler kaplardı ve ben onu hemen o deftere not eder, gerçekleştirmek için ilk fırsatta kolları sıvardım. Şu an gün içerisinde biz bir şey hayal ediyor olsak da o kadar çok benzerleriyle karşılaşıyoruz ki, artık bence ilham perileri pek çok yerde...
Masalarını kendileri süsleyenler için 2025'e girerken önerileriniz ne olur?
Mutlaka çocuklar için özel bir şey olması beni mutlu ediyor. Finalde kaçamak da olsa çocukları mutlu edecek Noel babalı, hediye paketli ya da onlara sürpriz tatların yer aldığı hoşlukları hazırlamak her zaman vazgeçilmezimiz oluyor.
Röportaj: Gözde Yörükoğlu Ersu
Fotoğraf: Ertan Demirbilek