ARIK LEVY'NİN İLHAMI DOĞADAN

07.06.2019 15:09:05

Sanat ve tasarımı ortak paydada buluşturan Arik Levy, multidisipliner bir sanatçı olarak bugüne kadar pek çok prestijli müze ve galeride yer aldı. Şimdiyse dünyanın en büyük heykellerinden birini Moskova Hermitage Çağdaş Sanatlar Müzesi için hayata geçirmeye hazırlanan Levy, nasıl bir yaratıcı süreçten geçtiğini ALEM’e anlattı.

Berin SOMAY – [email protected]

Endüstriyel tasarım alanındaki projelerinin yanı sıra heykel ve enstalasyonlarıyla da tanınan Arik Levy, “Yaratım, kontrol dışı bir kastır” sloganıyla hayranlık uyandıran işlere imza atıyor. Yakın zamanda ‘Varoluş Kavşağı’ başlıklı sergisiyle Pilevneli Dolapdere’de yer alan Levy, Moskova Hermitage Çağdaş Sanat Müzesi için tasarladığı 20 metrelik devasa ‘RockGrowthHermitage’ heykeli ile gündemde. Filizlenerek büyüyen bir bitkiye benzettiği yeni heykelini konuşmak için bir araya geldiğimiz Levy’ye merak ettiklerimizi sorduk.

Kendinize dışarıdan bir gözle bakacak olsaydınız, Arik Levy’yi nasıl tanımlardınız?
İçimdeki şizofren ben, kendine her zaman dışarıdan bakıyor zaten… Bana, kendimi sadece tek bir atoma bağlı olmayan bir elektron gibi hissettiriyor. Bu durum düşünceleri, fikirleri ve duyguları ateşlemek ve birbirine bağlamakla ilgili. İnsanların zihinlerine her saniye bir tohum ekip, sonra bu tohumları kendi başlarına büyütmelerine izin veriyorum.

Hayat motto’nuz nedir?
Hayat motto’m, hayatın ta kendisi. Benim dünyam arkadaşlarımla, tanıştığım ve tanıdığım insanlarla ilgili. Çok fazla iletişim kuruyorum ve tanıştığım insanlarla karşılıklı olarak birbirimizi aynaladığımıza inanıyorum.

Tasarımcı kimliğiniz mi, sanatçı kimliğiniz mi daha ağır basıyor? Bu iki kimliği birbirinden ayırmak doğru mu sizce?
Bunlar, kendi doğaları ve tanımları gereği iki ayrı kavram zaten. Biri diğerinden daha ağır basmıyor. Biri diğerinin üzerinde ya da altında değil. Her ikisi de benim ve her iki farklı alanda da olgunlaşmış bir kariyer geliştirme şansım oldu. İkisinin de birbirini desteklediği çok açık. Tasarımdan, sanatla ilgili pek çok şey öğreniyorum. Sanat pratiği sayesinde de tasarımı daha iyi yapabiliyorum, alışılmışın dışında eserler yaratabiliyorum. Zaman içinde fark ettim ki, bir sanatçının fonksiyonel tasarımlar yapması, onun soyut bir sanat ürünü yaratmasından çok daha kolay hale geliyor. 

Moskova Hermitage Çağdaş Sanatlar Müzesi’nin dış mekanına dünyanın en büyük heykellerinden birini tasarladınız. ‘RockGrowthHermitage’ın çıkış noktası neydi?
‘RockGrowthHermitage’, RockGrowth serisinden gelen evrim geçirmiş bir heykel. Bu heykel, filizleniyor ve tıpkı bir bitki gibi büyüyor. Neticede hepsi vizyonerliği, dinamizmi ve büyümeyi yorumluyorlar. 

140 ton ağırlığında, yüksekliği 20 metre olan bir heykelden bahsediyoruz… Nasıl bir kreatif süreçten geçtiniz? Zorlandığınız zamanlar oldu mu?
Evet. Büyük, hatta devasa bir heykel diyebiliriz. O kadar büyük ki, yapıldığı süreç içinde herkesi hayrete düşürdü. Yapım aşaması bina yapmaya benziyordu. Herkesin ziyaret edebileceği, halka açık bir alanda olması da bu heykeli daha kompleks kılıyor. Binlerce e-posta, mesaj, çizimler ve hesaplamalarla dolu bir süreçten geçtik. Benden bir fikir çıktı, en nihayetinde de tutkulu ve coşkulu bir takım çalışmasının günlük mücadelelerinden ‘RockGrowthHermitage’ doğdu.

RÖPORTAJIN TAMAMI ALEM'DE!

PAYLAŞ