'SOFT? TACTILE DIALOGS' SERGİSİ MODE MUSEUM'DA

24.10.2018 15:59:47

Antwerp’in önde gelen moda müzesi MoMu (Mode Museum), ilk defa odağını modadan tekstile kaydırarak ‘SOFT? Tactile Dialogues’ adlı özel bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

Bir sanat eserinin stili ya da mecrasından ziyade üretilme amacı ve sanatçının motivasyonu ile değerlendirildiği günümüzde, sanat dünyasının katı kuralları da yıkılıyor. ‘SOFT? Tactile Dialogues’ adlı sergi, tekstili bir mecra olarak çağdaş sanata kazandıran 70’li ve 80’li yılların jenerasyonunu yeni nesil sanatçılarla buluşturuyor.

Berin SOMAY – [email protected]

Antwerp’in önde gelen moda müzesi MoMu (Mode Museum), ilk defa odağını modadan tekstile kaydırarak ‘SOFT? Tactile Dialogues’ adlı özel bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Müze binası renovasyon çalışmaları sebebiyle 2020 sonbaharına kadar kapalı olduğu için The Maurice Verbaet Center’da yer alan sergi, Belçikalı tekstil sanatçılarının 1970’ler ve 80’ler dönemine ait kapsamlı işlerini, tekstil alanında kendilerini özgürce ifade eden çağdaş sanatçıların eserleriyle bir arada sunuyor. Maurice Verbaet Center’ın 1960’lardan kalma mimarisi ve görkemli merdiven boşluğu, 24 Şubat 2019’a kadar sürecek sergi için etkileyici bir zemin oluşturuyor. 


Sanat dünyasındaki güç dengeleri
Geçici yer değişikliği esnasında böylesine kapsamlı bir tekstil koleksiyonunu tekrar keşfettiklerini dile getiren MoMu yetkilileri, çoğu 30 yıldan fazladır saklanan eserleri gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor. Serginin küratörlüğünü üstlenen Elisa De Wyngaert, bunu sadece Belçika’nın tekstil sanatı tarihini kutlamak için bir fırsat olarak görmüyor, aynı zamanda yeni nesil sanatçıların cinsiyet normlarına takılmaksızın özgürce üretebildiklerini göstermek istiyor. MoMu, tekstil ürünlerinin cinsiyetçi bir yaklaşımla ‘kadın işi’ veya ‘dekoratif eşya’ olarak etiketlenmesinden rahatsız olan sanatçıların, feminist bir bakış açısıyla sanat dünyasındaki güç dengelerini değiştirme çabasını gözler önüne seriyor. 
 

Tekstil, sanat mıdır?
1970’ler ve 80’lere geri döndüğümüz zaman, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu tekstil sanatçılarının ne kadar uzun ve zorlayıcı bir yol katettiklerini görebiliyoruz. Özellikle o dönemde katı sınırlarla çizili sanat dünyasında saygınlık kazanmayı ümit eden feminist, post-minimalist ve ‘iplik sanatçıları’ diyebileceğimiz ‘fibre artist’ler, tekstili kendilerini ifade etme aracı olarak kullanarak bunu fırsata çevirmiş. ‘Tekstil sanat mıdır?’ sorusunun üzerine giderek ‘tekstil sanatı’ tamlamasını dünyaya kazandıran sanatçılar, tekstilin ‘kadın işi’ ve ‘dekoratif eşya’dan çok daha fazlası olduğunu kanıtlamış. Veerle Dupont, Suzannah Olieux ve Liberta Ferket gibi Belçikalı sanatçılar, o dönemde kendilerini tekstil aracılığıyla ifade etmiş; ipliğin estetik olanakları ve yapısal potansiyellerinden sonuna kadar faydalanmış. ‘SOFT? Tactile Dialogues’ sergisi, işte bu cesur sanatçıların çarpıcı ve ilgi uyandıran, çoğunlukla da çok boyutlu ve beklenmedik materyallerden oluşan işlerini bir araya getiriyor. 

İlham verici bir diyalog
Sergide, MoMu’nun koleksiyonuna ait işlerin yanı sıra, yarı Belçikalı yarı Polonyalı sanatçı Tapta’nın ‘caroline&mauriceverbaetcollection’ isimli özel koleksiyonun bir parçası olan eseri de yer alıyor. ‘SOFT? Tactile Dialogues’, tekstili bir mecra olarak çağdaş sanata kazandıran 70’li ve 80’li yılların jenerasyonunu, Kati Heck, Nel Aerts, Anton Cotteleer, Sven ‘t Jolle, Klaas Rommelaere, Christoph Hefti, Stéphanie Baechler ve Kirstin Arndt gibi yeni nesil sanatçılarla buluşturuyor ve ortaya ilham verici bir diyalog çıkıyor. Tekstili farklı mecralarla bir araya getirerek sınırlara takılı kalmayan bu genç nesil, sahip olduğu özgürlük duygusunu kuşkusuz ki 70’li ve 80’li jenerasyonun verdiği savaşa borçlu. 

PAYLAŞ