BURAK TOZKOPARAN İLE BİR ARAYA GELDİK

18.03.2019 14:48:02

Röportaj: Ferda İSKİTOĞLU
Fotoğraf: Ali KALYONCU
Saç &Makyaj: Cevahir ÖZKAN
Video: Fatih ER
 
Sizin de onu her gördüğünüzde aklınıza James Dean gelmiyor mu? Özellikle genç kitlenin yakından takip ettiği oyuncu ve müzisyen Burak Tozkoparan, beş yıl önce başlayan oyunculuk serüvenine toplam iki dizi ve iki film projesi sığdırmakla kalmayıp, aynı zamanda müzikte de iddialı olduğunu herkese kanıtlayan bir isim. Stüdyoya girer girmez pozitif enerjisi ve ‘cool’ duruşuyla kalbimizi fetheden Burak Tozkoparan’ı gelin bir de kendisinden dinleyin...
 
Kendi hikayeni bir de senin kelimelerinle dinleyebilir miyiz? 
Çocukluğum İstanbul Kartal’da geçti. Dışarıya açık bir hayatım olmadı küçükken. Lisede daha çok değişiklik oldu hayatımda. Müzisyenlikle oldu bu değişim. Sonra yarışmalara katıldım, bir yarışmada birincilik aldım. Daha sonra Sinema-Televizyon bölümü için özel bir üniversiteden burs kazandım ama kafamda her zaman müzik vardı. Okulun ilk günü bir hocam derste “Ne olmak istiyorsunuz?” diye sordu. Herkes ‘‘Senarist olacağım, spiker olacağım...’’ diye cevap verdi. Bana sorunca “Ben müzisyen olacağım. Öyle bir düşüncem var.” dedim. Hocam da bana “Öyle bir yeteneğin varsa bir şansını dene.” dedi. Ben de bir deneyeyim dedim. Oyunculuğa ise “Paramparça” dizisi ile hızlı bir giriş yaptım. Bu işe girerken bu kadar tutacak mı diye de düşünmedim açıkçası.
Peki, Paramparça serüvenin nasıl başladı?
Bir cast ajansına kayıt olmuştum. Görüşmeye çağrıldım, hatta ben görüşmeyi unutmuştum, iki ay sonra tekrar aradılar beni. Orada bana bir şans tanıdılar. Biraz da yeteneğim de vardı herhalde ki kaptım birkaç şeyi hemen. Paramparça’dan sonra bir film yaptım, bir dizide daha oynadım. Sonra tekrar bir filmde rol aldım. Şimdi bakalım neler olacak…
 
Sence hangisi daha zor? Film mi, dizi mi?
Bence çalışma şartları olarak diziler daha zor. Bir günde 20 sahne çekmek zorunda oluyorsunuz bazen ama filmler de süre olarak daha uzun olduğu için özen gerektiriyor. Aslında burada kitap ile gazete gibi bir ayrım var bence. Dizi biraz daha günlük ve unutulan bir şey ama film birazcık daha kitap gibi olduğu için herkes daha fazla emek veriyor üzerine. Bu yüzden daha iyi sonuç tabii ki de filmlerden çıkıyor. Dizi çekmek de çok keyifli bence. Bir de o tempoya alıştığınız zaman boş duramıyorsunuz normal yaşantınızda da.
 
Çok deneyimli isimlerle birlikte oynadın, onlardan neler öğrendin?
Ben herkesten bir şey öğrenmeye çalışan biriyim. Oturduğum yerden bile insanlar hakkında gözlem yapıyorum çünkü bu oyunculuğu çok geliştiren bir şey. Erkan Petekkaya, Nurgül Yeşilçay, Cevdat Mercan gibi deneyimli isimlerle oynarken kendimi geliştirmek için daha çok çaba göstermem gerektiğini düşündüm. Bunun üzerine giderek ve çekinmeden denedim.
 
Oynamak istediğin bir rol var mı? Kiminle oynamak isterdin?
Bir müzisyen olarak müzisyenliği içeren bir filmde oynamam gerekiyor diye düşündüm hep. Enstrüman çalmayı insanlarla paylaşmak benim için çok özel bir deneyim olacaktı ki; çekimleri yeni biten son filmimde, müzisyen bir karakteri oynadım. Gençliğime yakın bir roldü diyebilirim.
 
RÖPORTAJIN TAMAMI ALEM'DE!
 
PAYLAŞ