Değerli ALEM okurları, sevgili dostlarım,
Bu sayıdaki yazımda biraz eğitimin öneminden bahsetmek istiyorum. Hiç şüphesiz dünyamız, tarihin hiçbir döneminde bu kadar hızlı bir değişim ve dönüşüme sahne olmamıştı. Bu değişimi kontrol etmek, başa çıkmak eğitim ile kolaylaşıyor tabii. İnsanlara yeni beceriler edinme ve dolayısıyla öğrenilenleri kullanabilir olma fırsatı sunduğu için yoksulluğa karşı en önemli silahlardan birisi. Önce kendisine, sonra da topluma katkıda bulunabilmek için bireyin kendisini olgunlaştırması gerekir.
Kafamızdaki kalıpları kırmamız, yüzeyselliği aşmak, dünyaya daha esnek ve geniş açıdan bakmamız kendimizi eğitmekle mümkün olabilir ancak. Çocuklarımıza okumanın ne denli hayat kurtarıcı olduğunu, bunu da okumakla ve okuduğunu özümsemekle mümkün olabileceğini ebeveynler olarak iyi anlatmamız gerekiyor. İnsanlar ne kadar çok okur ve tek düzelikten çıkarlarsa bireysel farklılıkları anlamayı, hoş görmeyi ve bundan yeni sentezler yaparak, dünyamızı daha yaşanır hale getirip tadına varmayı öğrenirler. Her şeyden önce çocuklarımıza sistemli düşünme yeteneği kazandırdığı için önemli eğitim. Onlara karar verme gücü ve seçim yapma iradesi sunuyor. Tüm diğer bilgiler, yeri geldiğinde kullanılmak üzere taze beyinlerinde depolanıyor ve aralarındaki neden-sonuç ilişkisi ve soru sorma kabiliyeti elde ettiklerinde de değerini buluyor.
Eğitim, Sümerlilerden bu yana, her zaman ülkeleri yönetenlerin birincil meselesi olmuştur. Akıl eğitimle işlenen bir cevher olduğu için ülkelerin geleceği de o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlı oluyor. Artık tüm yurttaşlar için eşit eğitim fırsatları var. Kurucumuz ve büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitimle ilgili bu sözleri ne kadar aydınlatıcı: “Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile olan bağlarımızı kopartamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, çağdaş bir millet olarak medeniyet düzeyinin de üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur.”
Öğrenmek, yetişkinler için ise gençlik iksiri. Beyni sürekli taze tutmanın ve dolayısıyla genç kalmanın en basit ve zevkli yollarından bir tanesi yeni şeyler öğrenmek. Biz yetişkinler için seyahatin de ruhumuzu beslediğini ve sağlık kattığını unutmamak gerekir. Çünkü seyahat ederken de dünyayı tanır, bir dolu bilgi ediniriz.
Anne-babalar olarak Mahatma Gandhi’nin sözünü hatırlarsak, hem çocuklarımıza eşlik edebiliriz, hem de genç kalabiliriz: “Yarın ölecekmiş gibi yaşa ve hiç ölmeyecekmiş gibi öğren.”
Bu sayımızda Yonca Ebüzziya’yı ağırlıyoruz. Mankenlikten, koreograflığa, tasarımın her alanından, marka elçiliğine kadar uzanan çok yönlü bir kariyere sahip, başarılı ve güzel bir kadın… Bir anne, hatta inanmak zor ama; bir anneanne. Süper olanlarından...
Eski ve yeniyi birleştirdik adeta, bu çekimlerimizde... İstanbul müzelerinde moda çekimleri yaptık. Sade ve bir o kadar etkileyici bir çalışma oldu. Eski olmadan, eskiyi anlamadan yeniyi yaratmak mümkün olur muydu? Cesur Yonca Ebüzziya ile yaşamı, başarıları ve projeleri üzerine keyifli sohbetimizde bu soruların ayrıntılı yanıtlarını bulabilirsiniz.
Son olarak bilincinde olmamız gereken önemli bir şey var ki “Hiçbir şey bilmek kadar kıymetli olamaz” ve dünyamızın daha refah içinde yaşanılabilir bir yer olması da iyi eğitim görmüş gençlerin çabalarıyla mümkün olacaktır.
Güzel bir sayıda sizlerle buluşmanın mutluluğu ile sevgilerimi iletiyorum.
ALEM keyfiniz başlasın...