20'LERDEN GÜNÜMÜZE

29.06.2018 11:01:00

1920’lerin şaşaasını kurdukları Viola and Vesper markasına yansıtan Özge Yenihayat ve Ece Öney ile evlerinde bir araya geldik. Konumuz elbette stildi!

Lara MUTLU - [email protected]
Fotoğraflar: Selin SARAL

Hepsi birbirinden ihtişamlı gece elbiselerine imza atan Özge Yenihayat ve Ece Öney, markalarıyla oldukları kadar kendi stilleri ile de öne çıkıyorlar. İkiliyi mercek altına aldık.

Tasarım yapmaya ne zaman, nasıl başladınız?
Özge YENİHAYAT:
Ben aslen endüstri mühendisiyim. Üniversite son sınıfta bir moda dergisinde staja başladım ve bir daha sektörü bırakamadım. Küçükken elbiseler çizer, kombinler oluştururdum. Hep kafamda insanları giydiririm. Elbiselerle ilgili hayal kurardım. Ben kafamda tasarlayabiliyorum, neyseki Ece var onları çizime döküyor.
Ece ÖNEY: Küçükken annemin pareolarını değişik modellerde elbise gibi bağlarmışım. Sayfalarca elbiseler çizdiğimi hatırlıyorum o yaşlarda; yani tasarıma ilgim o zamanlarda başladı. Liseden sonra da Paris ve New York’a moda tasarımı eğitimi almak için gittim ve profesyonel olarak tasarım hayatım başlamış oldu.

Tasarım motto’nuz nedir?
Ö.Y.:
Iris Apfel’in de dediği gibi, “Az, çok değil; az sıkıcıdır.” Tabii ki “çok”tan kastım fazla şatafat değil. Aynı 1920’lerdeki gibi ölçülü bir ışıltı, kadının güzelliğini ortaya çıkaran bir şaşaa. 
E.Ö.: Viola and Vesper olarak motto’muz, 20’lerin ışıltısını günümüzün modernliğine taşımak. 

Tasarımlarınızı kimlerin üzerinde görmek isterdiniz?
Ö.Y.:
Tabii ki çok var, favorilerimi söyleyeyim: Eskilerden; Prenses Diana ve Carole Lombard. Şimdi ise Cate Blanchett.
E.Ö.: Bir Broadway müzikalinin ya da fantastik bir filmin kostümlerini tasarlamak çok isterdim.

Stilinizi nasıl ifade edersiniz?
Ö.Y.: 
Feminen ve modern. Giydiğim parçaları 10-20 sene sonra da giyebileceğimi düşünerek alıyorum.  Ancak stilime klasik diyemem, her zaman modern bir ayrıntı olur. 
E.Ö.: Rahatlık benim için çok önemli, jean ve tişört giyip büyük ve dikkat çeken aksesuarlar takmayı severim. Sadelik ve abartıyı karıştırmayı seviyorum. Ruh halime göre de giyindiğimi söyleyebilirim, ikizler burcu olduğum icin sürekli değişiklik gösterebiliyor.

Bugüne kadar duyduğunuz en iyi stil tavsiyesi neydi? Sizin verebileceğiniz en iyi tavsiye nedir?
Ö.Y.:
Stil , konuşmanıza gerek kalmadan; kendinizi ifade edebilmenin bir yolu. Bence insan kendisini tanımalı , hem fiziksel hem de manevi anlamda. Kendi olmalı. Çoğu kişinin olmadığı kişiyi olmaya çalıştığını görüyorum, bence stil konusunda düşülecek en büyük yanlış bu. 
E.Ö.: Başkası olma kendin ol böyle çok daha güzelsin… Modayı takip etmektense bırakın moda sizi takip etsin. Sırf moda diye herkesin giydiği şeyleri giyip kullanmaktansa kendi tarzınızı yaratıp kalabalıktan ayrışmak önemli olan. 

Gardırobunuzda en çok neler bulunur?
Ö.Y.:
Hiç giyilmemiş ve çok giyilmiş elbiseler. Jean pantolon neredeyse hiç giymem, bolca pantolon ve eteğim vardır. V yaka triko ve bluzlar günlük hayatta en çok tercih ettiğim şeyler. 
E.Ö.: Kesinlikle en çok giydiğim şey siyah jean ya da deri görünümlü pantolonlar o nedenle fazlalıkla yer kaplıyorlar onun dışında parlak olan seyleri sevdiğim için, simli, payetli, boncuklu ışıltılı parçalar var.

Almaktan asla bıkmayacağınız parçalar neler?
Ö.Y.:
Klişe olacak ancak topuklu ayakkabı. Alıyorum ve giyiyorum da, çoğunlukla “fazla” giyiniyor olmayı göze alarak.
E.Ö.: Sanırım en çok almayı sevdiğim şey değişik spor ayakkabılar ve botlar.

Mücevherlere ne kadar meraklısınız? En çok ne takmayı tercih edersiniz?
Ö. Y.:
Hiçbir zaman ilgim olmadı mücevhere. Kolye, bilezik hiç takmam, bir tek küpe. Son birkaç yıldır küpelere zaafım var.
E.Ö.: Mücevherlere karşı özel bır merakım yok; hiç çıkarmadığım bir kolyem var bir de arada sırada taktığım yüzüklerim. 

PAYLAŞ