BULUT REYHANOĞLU İLE BİR ARAYA GELDİK

14.11.2018 17:43:38

Anons" filminin çekimlerinin bitiminin ardından filme dahil olan, Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin divan üyesi Reyhanoğlu ile çalışma tutkusuna dair konuştuk.

Elif ÖKSÜZ TAŞKIN – [email protected] / Fotoraflar: Ertan DEMİRBİLEK

Eylül ayında 75. Venedik Film Festivali'nde "En İyi Akdeniz Filmi" ödülünü alan "Anons", ordudan tasviye edilmiş dört askerin bir gecede yaşadıkları darbe girişimini anlatıyor. Filmin bitmesinin ardından festivale gittiği süreçte ekibe dahil olan Bulut Reyhanoğlu ile bir araya geldik.  


Aslında tekstil sektöründeymişsiniz. Sinemaya olan ilginiz ne zaman, nasıl başladı?
Bir sinema aşığı olarak büyüdüm. İlkokuldayken annem her haftasonu beni sinemaya götürürdü. Sinema seyircisi olarak çocukluktan bu tutku başladı. Ama ben yine de hiçbir zaman sinemacı olacağımı düşünmüyordum. Tekstil ihracatı yapıyordum. Caner Alper ve Mehmet Binay “Zenne” filmini yaparlarken onlara destek oldum ve bir şekilde olayın içine girdim. Dışarıdan bu desteği sürdürdüm ve hep bu şekilde devam edeceğini düşünüyordum. Zenne’nin festival yolculuğunda ve Los Angeles’ta Egyptian Theatre’da oynadığında da oradaydım. Sonra Çekmeceler filmi geldi. Dışarıdan yapım desteğim o filmde de devam etti. Zamanla Türkiyenin yaşadığı krizlerden tekstil işinden bir dönem artık uzaklaşmak istedim ve Çekmeceler'le birlikte yavaş yavaş ben de sinema dünyasına girmeye başladım. Bu dönemde "bu işi nasıl öğrenirim?" dedim çünkü yapımcılıktan keyif almaya başladım. İş kısmı beni ilgilendiriyordu. Workshop’lara katıldım, dünyadaki festivalleri gezdim, diğer yapımcılarla buluştum.

O esnada da sanırım kısa film platformu ShortbyShort’u kurdunuz.
Evet. Çok çalışmayı sevdiğim için sadece yapımcılığın bana yeterli gelmeyeceğini görüp sinema için ne yapabilirim dedim. İş hayatından geldiğim için, oradaki kitleyi sinema kitlesiyle buluşturmak istedim. Festivalleri gezerken kısa filmlerle tanıştım.Bu dönemde Kısa filmcilerden bir yönetmen arayışına girdim. Araştırmaya başlayınca kısa filmlerin festivallerde olduklarını ama bir platforma dahil olmadıklarını festivallerden sonra sadece kendi imkanları ile filmlerini tanıttıklarını gördüm ve bu konuda neler yapabilirim diye düşünmeye başladım. Bir platform yapalım, üretime dayalı bir şey olsun dedim. ShortbyShort platformunu kurdum. Hayalim, sokaklardaki insanların kısa filmleri seyretmesi, kısa film yönetmenlerinin kendi kitlelerini oluşturmasıydı. Çok iddialı bir cümle ama, bir market yaratmaya çalıştım. Çünkü ben satıştan gelen bir insanım. Bir şeyin satışının olması için de sokaktaki insanın sizi bilip talep etmesi gerekiyor. Anlık iznelenebilen üç ila 20 dakikalık belgeseller, korkudan komediye kadar çeşitli filmler izlenmeye başlandı. Yönetmenleri tanıtmaya başladıktan sonra bu yönetmenleri sormaya başladı insanlar. Bir buçuk sene içinde önemli bir yere geldik.

Neler yapıyorsunuz peki?
Sektörden destek alıp bu yönetmenlerin yeni filmlerine destek bulmaya çalışıyorum. Box Office diye bir şey yaptık. En çok izlenen 10 filmin yönetmenlerine yeni bir film yaptıklarında onlara sektörden bir takım destekler bulmayı hedefliyoruz. Bu konuda uluslararası cast direktörü Harika Uygur, BKM, Melodika, Yapım Lab gibi sektörün içinden destekler bulmalarına aracı oluyoruz . Danışmanlık ya da ders verdiğim kurumlardan kazandıklarımı da kumbaraya atmaya başladım. O paraları da en çok izlenen filmin yönetmenine teşvik olması için vereceğiz. Asıl amacımız büyük firmaların dikkatini çekip bu arkadaşlarımız için sponsorluklar kazanmak. Kısa film yapacak arkadaşlarımızın sorunlarına çözüm bulmak içinde her türlü desteği vermeye çalışıyoruz. Bunu yapmaktan dolayı çok mutluyum.

"Anons" filmi nasıl girdi hayatınıza?
Ben Anons’a çekimleri bittikten sonra dahil olan bir yapımcıyım. Yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun’la yurt dışında bir festivalde tanıştık. Daha sonra Anons için bir araya geldik ve birlikte ne yapabiliriz diye konuştuk. Festival öncesi aşamasından bugüne kadar beraber geldik. Sizin aracılığınızla bütün ekibe teşekkür etmek isterim. İnanılmaz bir ekip var. Venedik Film Festivali’nde Orizonti Jüri Özel Ödülü aldı. Italya’da iki ödül, Adana’da dört ödül aldık, Boğaziçi Film Festivali’nde yarıştık ve üç ödül kazandık. Hala sinemalarda gösterimi ve festival yolculuğu sürüyor.

Şu sıralar hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?
İki yönetmenin gelecek yıl çekilecek ilk film projelerini üstlendim. Aynı zamanda Mahmut Fazıl’ın yeni filmi içinde çalışmalara başlayacağız.  
Mesleğiniz nedir diye sorsam?
Asıl işim yapımcılık. Bir filmi finansal kaynak yaratımından, çekim olanaklarının yaratılmasına, çekimine, tanıtımına ve festival yolculuğuna hazırlanması, bu sürecin yönetilmesi ve seyirciye kadar ulaştırılmasına kadar olan tüm aşamaları yönetmek benim işim. Dünyada dizilere olan ilgi giderek artıyor. Siz de kısa filmlerin uzun metrajlı filmlerin yerini alacağını iddia ediyorsunuz. Sizce neden kısa ve öz olana doğru yöneliyoruz? Hayatın koşturmacası içinde film izleyecek vaktimiz kalmıyor. Tabii ki uzun filmler hiçbir zaman bitmeyecek ama kısa filmde bazen bir hikaye beş dakikada aktarılıyor ve zamanın koşturması içinde giderek bu filmlere  ilgi artıyor. Ben kısa veya uzun diye değil, film diye bakıyorum. Kısa filmlerin izlenme oranlarının artacağına ve kısa film yönetmenlerinin bu işten para kazanmaya başlayacağına inanıyorum.

Fashion Film Festivali’nde de jüri üyesiydiniz.
Benim için çok özeldi çünkü orada hem tekstilci hem sinemacı kimliğim birleşti. 30 yıldır tekstil ve modanın içindeyim. Filmlerin hepsi çok güzel ve çok başarılı.

Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin de gönüllü üyesisiniz.
Bu sene derneğin artık üyesiyim. Çok tesadüfen dahil oldum o işe. Kıyafet ararlarken ben de tekstil işinden geldiğimden onlara kıyafet götürdüm ve çok fazla ihtiyaç  olduğunu gördüm. ınstagram üzerinden insanlardan yardım istedim, haftalık gitmeye başladım. Sonra bir gün bana çorbaya çıkar mısınız dediler. Ilk çorbaya çıktığım gün hayatımda yaşamadığım bir deneyim yaşadım. Sokaktaki evsizlere çorba dağıtıyorlar. Bir araya geldiğimiz zamanki duyguyu tüm arkadaşlarımla paylaştım. Yapılan her işe onları dahil etmeye çalışıyorum. Yardım alacağım tüm olanaklardan onlar için  maddi ve manevi destek bulmaya çalışıyorum. Yaşadığımız şu hayatta herkes inanılmaz yoğun ve içine kapanmış durumda. Ben birilerine dokunmak istediğim için burası bana ilaç gibi geldi. Akşam 8’den sonra gidip çorba dağıtmak herkesin yapabileceği bir iş. Herkes bir anda evsiz kalabilir. Ben “ya benim başıma gelirse” düşüncesiyle hareket eden birisiyim.

PAYLAŞ