BEGÜM KHAN HARİKALAR DİYARINDA

20.11.2018 15:51:58

Begüm Kıroğlu’yu çok sevdiği Londra'da görüntüledik ve yaratıcılığını ortaya koyma biçimini kendisinden dinledik.

Röportaj: Ayşim Özgür

Saraylarından parklarına, kalelerinden müzelerine kadar her yanı kraliyet ile özdeşleşen bir başkent: Londra. Ve Londra sokaklarında, başka bir hanedanlığın izlerinden, Osmanlı’dan ilham alan bir tasarımcı: Begüm Kıroğlu. İlerleyen sayfalar boyunca göreceğiniz çekim, farklı ögeleri bir araya getiriş biçimiyle hem Begüm Khan markasının kurucusu Begüm Kıroğlu’nun dünyasını hem de yaşadığımız dünyadaki zamanın ruhunu yansıtıyor aslında. Osmanlı eserleri koleksiyonu yapan bir ailenin içine doğan Kıroğlu, etrafını çevreleyen estetik vizyonu, tasarladığı özgün mücevherlere yansıttı ve kısa sürede uluslararası moda dünyasında büyük ilgi gördü. Bu ilginin son kanıtı da Moda Operandi ile birlikte Londra’da verdikleri “Begum in Wonderland” temalı davet oldu. Davetten önceki gün Begüm ile Londra’nın kültür sanat hayatına her daim ilham veren Soho sokaklarında dolaştık, onu kimi zaman bir kafede, kimi zaman kaldığı otelin girişinde, kimi zaman da müzikal tiyatrolarının ortasında görüntüledik. Karşımızda dünle bugünü, antikayla yeniyi, saraydan çıkan ile sokakta yaratılanı buluşturan bir ruh var. Tıpkı ‘harikalar diyarı’ Londra gibi…

Moda Operandi ile birlikte Londra’da bir davet verdiniz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Moda Operandi, yıllardır Türkiye dışında koleksiyonlarını en beğendiğim ve en çok alışveriş yaptığım yerlerden biri. 2015’ten beri kol düğmesi tasarımlarım için kendileriyle çalışıyoruz. Bu yıl kadın koleksiyonumun da web sitelerinde satılmaya başlaması ve çok ilgi görmesi üzerine, Moda Operandi Londra showroom’unda sadece sınırlı sayıda misafir listesinin davet edileceği bir davet yapmamızı istediler. Moda Operandi’nin özel müşterilerinin şahsen benimle ve Begüm Khan dünyası ile tanışmaları, ürünlerin kalitesini gerçek hayatta görebilmeleri için…

Davetin konsepti de oldukça ilgi çekiciydi. Bu konseptten bahseder misin?
Davetin konsepti “Begüm Khan Moda Operandi’yi ele geçiriyor” oldu. Mağazayı Begüm Khan dünyasına göre yeniden dekore ettik, sanatçı Pelin Kırca ile Moda Operandi ve Begüm Khan dünyasını birleştiren bir video art yarattık.Büyük bir ekrandan Begum in Wonderland videosunun ilk gösterimi yapılırken, Pelin Kırca’nın yarattığı illüstrasyonlarla özel olarak hazırlanmış yastıklar mağazadaki bütün koltukları doldurdu, İstanbul’dan gelen ve bana ilham veren arkadaşlarımın da katılımıyla çok eğlenceli bir gün oldu.

Moda Operandi için hazırladığın son koleksiyonun özellikleri neler?
Moda Operandi için hazırlanan koleksiyonda 90 özel parça var. Bu koleksiyonun adı “Begum in Wonderland”. Benim kafamın içinde, hayal dünyamda, evimde, ofisimde, kendime yaratığım, bana özgü dünya var. Bu dünya daha fantastik, daha renkli, daha sürprizli ve çok şahsına münhasır. Sanki bir hayal dünyasında veya başka bir dönemin, belki de geleceğin film sahnesinde gibi. Bazen rüyamda gerçekte hiç görmediğim şeyleri, hatta şekilleri ve tasarımları görüyorum. İşte bu son koleksiyon da kendi “Wonderland”imden ilhamla oluşturuldu.

Kişisel olarak son dönemde en çok ne takmayı seviyorsun?
Kişisel olarak da takmayı en çok sevdiğim küpeler Caretta Party Earrings ve böcek şeklinde olan Pharaoh Earrings. Ayrıca zaman zaman anneannemin alyansını takıyorum.

Tüm bu hayvan figürlerinden yola çıkarak şehirler kadar doğanın da seni etkilediğini söyleyebiliriz. Doğaya yakın olmak için neler yapıyorsun?
Deniz ve denizin verdiği özgürlük beni çok etkiliyor. Bakınca masmavi, sonu gelmeyen bir derya, sonsuz bir güzellik... Hayatta denizin ortasında ve uçakta uçuyorken hissettiğim gibi bir özgürlük ve mutluluk hissinin yoğunluğunu başka hiçbir yerde hissetmiyorum.

Osmanlı eserleri koleksiyonu yapan bir ailenin içinde büyümüş biri olarak, hem tarihle çok iç içesin, hem de çağdaş zamanın ruhunu yansıtıyorsun. Bu denge sende nasıl kuruluyor, nasıl kendini gösteriyor?
Osmanlı eserleri koleksiyonu yapan bir ailenin içinde büyümüş olmak, çocukluğumdan beri estetik anlayışımı çok etkiledi. Etrafımdaki güzellikleri görerek yaşamak, kahve içtiğim fincandan uzandığım koltuğa, uyandığımda ayağımın değdiği ilk halıdan duvarda gördüğüm ilk resme kadar her şeyin estetik olması ve hayat tarzıma dahil olması, bende bambaşka bir tarihi birikim ve estetik algısı yarattı. Tasarımların çoğunda antika eserlere yapılmış göndermeler, sırlar bulabilirsiniz. Osmanlı’daki kuş formları, Lale Devri’ndeki kaplumbağalar, saray bahçelerini süsleyen manolyalar veya Tibet halısındaki bir kaplan ya da Çin vazosundaki bir renk kombinasyonu benim tasarIarımda çağdaş birer öge olarak yeniden hayat buluyor.

Favori tarihi dönemin ne zaman?
Benim en favori dönemim her zaman bugündür aslında. Tabii ki hem geçmiş hem de gelecek çok önemli, en büyük iki önemli ilham kaynağı ama elimizdeki en önemli zaman bence bugün ve şu an. Bu sebeple ben her zaman, içinde olduğum anın kıymetini kendime hatırlatıp, tekrar tekrar o anın tadını doyasıya çıkarmak isterim. Aslında tasarım anlayışım da öyle. Tarihte de döneminde özellikli ve yenilikçi olan tasarımlar gelecek yıllarda antika olmuşlardır. Ben de aslında bugünü anlatan, günün çağdaş tasarımlarını yaparak, onları geleceğin antikaları yapmayı hayal ediyorum.

RÖPORTAJIN TAMAMI ALEM'DE.

PAYLAŞ