ALEM TALKS! İDİL FIRAT & DİDEM BALÇIN AYDIN

17.06.2020 14:34:33

İki yakın dost İdil Fırat ve Didem Balçın Aydın'ın keyifli sohbetine davetliyiz.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

İki yakın arkadaş @idillfirat ve @didembalcin'ın keyifli sohbetine davetlisiniz! #alemtalks #gundem #etkinlik #idilfirat #didembalcin

ALEM dergisi (@alemdergisi)'in paylaştığı bir gönderi ()

İdil Fırat: Senin “Kuruluş Osman”daki efsanevi Selcan Hatun karakterini her hafta izliyoruz. Bu dönemde de en hızlı başlayan setlerden biri oldunuz, öyle değil mi?

Didem Balçın Aydın: Evet, üç hafta kadar ara vermiştik. Platoda çekim yapıyor olmamız bizim şansımız oldu, sete erken başlamamızı sağladı. Platoya dışarıdan kimsenin girişine izin verilmiyor. Çekim olmadığı zamanlarda bile kullanılan bir yer değil tamamıyla izole bir alan. Onun dışında bütün ekip iki buçuk aydır otelde kalıyor, sette olan ekip güvenlik önlemlerine çok dikkat ediyor. Oyuncular da korumalı ve güvenli bir şekilde sete geliyor. Bizler de bu sayede seyircimizden uzun süre ayrı kalmamış olduk.

İ.F: “Ben Varım” oyununu özledin mi?

D.B.A: Çok özledim, tadına varamadık aslında. “Ben Varım” DasDas’ın son çıkan oyunlarından biri. Sen de başından beri provalarda hep bizimleydin. Mert, sen, ben hep birlikte yapıyorduk prova okumalarını. Senin de oyunculuk yeteneğin var, hep derim ‘Bu sahne senin’ diye. “Westend” oyunumuz var mesela o daha erken başladığı için daha çok izleme şansı oldu izleyicilerimizin ama doyamadık bu sezonun yeni oyunlarına.

İ.F: Yeni sezonu heyecanla bekliyoruz. Bir an evvel en sağlıklı koşullarla başlasın istiyoruz.

D.B.A: Tiyatro seyircisinin biraz daha farkındalığının yüksek olduğunu düşünüyorum. O yüzden biz DasDas olarak bütün hijyen imkanlarını en güzel şekilde sunacağız. Tabii ki seyircinin kendi farkındalığı, kişinin kendi temizlik anlayışı da çok önemli. Aslında nerede olursak olalım tüm tiyatrolar için söylüyorum. Bütün oyuncular seyirciyi çok özledi. Hatta “İhtiyaç Haritası”ndan bahsetmek istiyorum. Birçok dalda yardım faaliyetleri yapıyor, tebrik ediyorum. “Dayanışmanın 100 Şiiri” de bunlardan bir tanesi. 100 tane ünlü 100 tane şiir okudu, inanılmaz bir arşiv oluştu. O insanları bir araya getirmek, şiir okutmak çok güzel gerçekten emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Aralarında eşin Mert’in de bir şiiri var benim de bir şiirim var. Hem sevdiğiniz oyunculardan şiir dinleyip hem de çorbada benim de bir tuzum olsun diyerek katkıda bulunabilirsiniz. Tiyatro Kooperatifi de inanılmaz çalışmalar yapıyor. Hatta eşin Mert’in de yer aldığı “Bizde Yerin Ayrı” projesinden bahsetmek istiyorum. Henüz tiyatrolar açılmadı ama açılacak. Sevdiğimiz oyunların hepsine gitmek isteyeceğiz çünkü sosyalleşmeye, sanata açız. Bu projeyle birlikte, şimdiden sevdiğimiz oyuna istediğimiz yerden bilet alabilme şansımız var. İleriki tarihte bir oyuna bilet almanın aynı zamanda biraz da umut kaynağı olduğunu düşünüyorum.

İ.F: Çok emek verilen bir proje oldu, ben birebir görüyorum günde altı saat telefonla konuşuyorlar. Hakikaten bu projeyle, sevdiğimiz ve destek vermek istediğimiz tiyatroların elinden tutabiliriz.

D.B.A: Dediğim gibi bir şans aynı zamanda. Sezonun normal rutininde oyunların biletleri bir, bir buçuk ay önceden satışa çıkıyordu. Sonrasında seyirciler oyuna bir hafta kala yer bulamadığı için bizlere yazıyordu, kızıyordu. Biz de üzülüyorduk elimizden bir şey gelmediği için. Çünkü her gün yeni bir oyun var ve seans koyamıyoruz. “Bizde Yerin Ayrı” projesi hep devam etmeli, bence. Nasıl insanlar yazın gidecekleri yerlerin planını kış mevsiminden yapıyorlarsa çok daha önceden gidecekleri oyuna da bilet alabilirler.

D.B.A: Bu arada nasıl geçiyor hamilelik? Beslenme düzeninde değişiklikler oldu mu?

İ.F: Acayip bir koku hassasiyetim oldu ilk zamanlarda. Evde yemek pişiremedik. Annem sağolsun bu dönemde tencereyle yemek gönderiyordu. Gelen yemekleri eşim Mert yiyordu. Çok enteresan bir durum çünkü yemek kokusunu çok severim, mutfakta durmayı da öyle. Hani bizde yemeğin özü salça, soğan, yağdır ya inan asla tahammül edemiyordum. Eskiden herhalde hamile şımarıklığı, naz niyaz yapıyorlar derdim ama katiyen öyle bir şey yokmuş. Bu dönemi atlattık ve ben de peynir, taze meyve, ekmek dışında gerçek yemek yemeye başladım.

D.B.A: Hamilelikte uykusuz ve halsiz bir dönemden sonra koltuk bile taşıyabileceğin bir dönem geliyormuş. Sen de yaşadın mı böyle geçişler?

İ.F: İkinci periyot için öyle diyorlar gerçekten, parlıyormuşsun. Dört, beş ve altıncı aylarda hem aşırı şişlik hem de bulantılar geçmiş oluyor. Ben de o şu an o periyottayım. Bu dönemde eşinizle beraber tatile çıkın, çok keyif alırsınız diyorlar. Ben koltuk taşıma olaylarını ilk zamanlarda yaşadım, taşınma vesilesiyle. Şimdi daha enerjiğim ama bir dönem çok uykum geliyordu. Hiçbir diziyi,  en heyecanlısını bile sonuna kadar izleyemedim asla. Bir noktasında küt diye gidiyordum. Son periyotta doğuma yaklaşırken daha da yavaşlıyormuşsun. Bakalım bende nasıl olacak.

PAYLAŞ