ÜNİVERSİTE TERCİHİNDE NELERE DİKKAT ETMELİ?

18.07.2019 15:17:25

Zorlu bir hazırlık sürecinin ardından öğrencileri, hayatlarının en kritik seçimlerinden biri bekliyor: Doğru bölümü seçmek. Üniversitede doğru tercih yapmanın inceliklerini BayPi Eğitim Danışmanlığı kurucusu Burç Aytı’ya sorduk.

Ayça BARUT TANMAN – [email protected]

Üniversiteye hazırlanan öğrencilerinize en önemli tavsiyeleriniz neler oluyor?
Kendi öğrencilerim altyapıdan yetiştirdiğim öğrenciler olduğu için süreci geniş tutabiliyorum. Benim yaklaşımım öğrenciliğin de profesyonel bir meslek gibi yaşanması yönünde. Beslenmeden spora, hobilere, eğlenmeye ve çalışmaya fonksiyonel zaman tasarımı ile gereğince vakit yaratılabileceğini düşünüyorum. Sınav sonuç değil, hedeflerine ulaşmaları için bir araç ve onu en etkin biçimiyle kullanabileceklerini gösteriyorum. Demek ki öncelikle mental tavır, zaman yönetimi ve etkili bir yaşama planı asıl olandır. Üniversiteye hazırlanma süreci önemli bir süreç, bir maraton. Ancak çok da zor bir süreç değil, doğru yönetilirse. Ben öğrencilere iş adamı, iş kadını gözüyle bakıyorum ve süreci onlara öyle anlatıyorum. Önemli bir tavsiyem de ilk iki senenin yaz döneminde en azından matematiği bırakmayıp, soru çözmeyi zevk haline getirmeleri ve bolca kitap okumaları. Sınavda en çok uzun paragraf soruları öğrenci eliyor. 

Hazırlık sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar neler?
Liseye yeni başlamış bir öğrenci zorlu bir LGS döneminden geçmiş olduğu için aslında çok önemli olan ve temeli oluşturan 9. ve 10. sınıfta biraz rahat davranıyor. Buradaki dersler aslında asıl mesleği ve bölümümüzü seçeceğimiz; Fen mi, TM mi, Sosyal mi olacağımızı belirleyen dersler. Bu sebepten ilk iki sene notların yüksek tutulması hem okul ortalama puanı hem de temelin oturtulması açısından önem taşıyor. Sonrasında 11. ve 12. sınıflar tabii ki üniversiteye hazırlık seneleridir. Yani hazırlık son seneye asla bırakılmamalı. Ben kendi öğrencilerime SWOT başta olmak üzere birçok analiz yapıyorum. Güçlü yanlarını ve zayıf yanlarını farkındalık çalışmasıyla kuvvetlendirip korkularının üzerine gitmelerini sağlıyorum. Sonuçta hayatta olduğu gibi sınava hazırlık sürecinde de başarıyı mental tavrımız belirler. Dolayısıyla motivasyonun düştüğü dönemlerde benim hazırladığım doping çalışmaları ile tekrar ivme kazanabiliyoruz. Hazırlık sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta hedefe yönelik akademik bir check-up yapılmasıdır her şeyden önce. 

Nasıl bir çalışma planı öneriyorsunuz?
Çalışma planı kişiye özeldir. Yine de genel bir fikir vermesi açısından öğrencinin linguistik, görsel ya da kinetik eğilimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun yanı sıra beslenmesi, sporu, hobileri yoğun akademik sürece yedirilmeli ve asıl başarının tek yönlü olmadığı gözden kaçırılmamalıdır. Daha önce de vurguladığım gibi günlük, haftalık ve aylık zaman cetveli şarttır. Değinmek istediğim farklı bir şey de şu, bu sınav tam olarak bir yarış değil sanılanın aksine. Tamamen kendi çizginizi uzatmakla alakalı. Şöyle düşünün; 80 matematik sorusunda 80 doğru yaparsanız Türkiye’de kimse sizi geçemez. Yani kendi netinizi artırmakla ilgili bir maraton bu. Biz ekibimle konuları çok erken bitiriyoruz. İşin püf noktası da tam burası. Bazı özel okulların diğer okullara göre başarılı olma sebebi de bu. Tüm konuları ilk üç senede bitiriyorlar. Son sene öğrencinin tekrarına kalıyor. Biz de konuları 11. sınıf ve 12’ye geçiş yaz kampında bitirip son seneye tekrarları bırakıyoruz. En az altı ay önce konuların bitmesi öğrenciye eksiklerini yakalama, tekrar yapma ve böylece netini artırma avantajı sağlar. Birçok hazırlık merkezi konuları son aylara kadar bırakıyor ki öğrenci kurumu bırakmasın. Sanırım doğru yeri seçerken de ilk sorulması gereken soru konuların ne zaman biteceği ve tekrara ne kadar süre kalacağıdır. 

Hazırlık süreci zorlu bir maraton. Bu süreçte motivasyonu aynı seviyede tutmak için neler yapılmalı?
Evet söylediğiniz gibi bir maraton ve maratonda son dönüşe kadar sprint yapmazsınız. Süreci önceden zihninizde yaşar ve planlarsınız. 45 km aynı hız ve ivmede koşulamayacağı için de, arada hız ayarı yapıp belki bir sporcu içeceği kullanırsınız. Demek istediğim yarış önce kafada kazanılır. Motivasyonun da inip çıkacağı öngörülüp hazırlık planında yer alırsa, kaygı yaşanmadan gereken doping yapılır. Her birimizi motive eden faktörler bize özeldir. Dolayısıyla öğrencilerim benim için matematik, fen, Türkçe netleri değil bireylerdir. İnsan ruh, beden ve zihinden oluşur. Yaptığımız akademik çalışmalarla beynimizi geliştirirken aynı anda ruhumuzun ve bedenimizin de gelişmeye ihtiyacı vardır. Atamızın söylediği gibi “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” Bedenin beslenmesi için sporla, ruhun beslenmesi için ise sanatla ilgilenmeliyiz. Ben her zaman öğrencilerime spor yapmalarını ve sanata hayatlarında yer vermelerini tavsiye ediyorum. Hiçbir şey yapamıyorsak en azından yürümeli, hafta sonu bir tiyatroya gitmeli, bir enstrüman dersi almalı ya da bir resim atölyesine gidip hiçbir şey düşünmeden resim yapmalı. Buna benzer şeyler hem motivasyonu artıracak hem de özgüveni yükseltecektir. Ben bugüne kadar çok sporcu ve sanatçı öğrenci ile çalıştım. En son geçtiğimiz sene günde altı saat antrenman yapan dünya dereceli yüzücü bir öğrencimle zaman yönetimini beraber yaptık ve İTÜ’yü kazandı. 
Sınav bitti ve sıra bölüm seçmeye geldi. Doğru tercih yapmak için nelere dikkat etmeli?
Hayatın her aşamasında tercih önemlidir. Eş tercihi, arkadaş tercihi, meslek tercihi… Bu liste böyle uzar gider. Her zaman her tercih doğru olmayabilir. Yanlış yapılan bir tercih bizi tecrübe edinmeye götürür. Meslek tercihi kişiye özel olmalıdır. Çevrenin söylediklerine ya da toplumun baskılarına göre değil. Dünyada birçok meslek dalında iyi ve başarılı insanlara ihtiyaç vardır. Sadece çok fazla mühendis, doktor mimar, avukat değil; sanatçı, sporcu, aşçı, yönetici, tasarımcıya da gereksinim vardır 

Üniversite mi bölüm mü? 
Harika bir soru, teşekkür ederim. Bunun cevabı önemli. Son zamanlarda gençlerle sohbet ettiğimde bölümden çok üniversite konuştuklarını görüyorum. Hatta “Bölüm ne olursa olsun, şu üniversite olsun” bile diyebiliyorlar. Halbuki üniversite dört sene, meslek 40 sene. Sonucunda birçok üniversite mezununun artık okuduğu işi yapmadığını görüyoruz. Tabii ki üniversite ve kampüs hayatı önemli çünkü çevre faktörü çok önemli. Üniversitede kazanılan çevre ileride ciddi derecede fayda sağlıyor. Ancak seçilecek bölümün öncelikli olması kanaatindeyim. Herkes sevdiği, ilgi duyduğu işi yaparsa mutlu olur ve mutlu olan kişi de daha verimli olur . Konfüçyüs’ün dediği gibi; “Hiç çalışmak zorunda kalmadım, çünkü hep sevdiğim işi yaptım “

Öğrenciler tercih yaparken bir danışmandan yardım almalı mı?
Hep değindiğim gibi sınav aslında 9. sınıfta başlayan bir maraton. Önce iki sene yavaş adımlarla gidip üçüncü sene koşup, dördüncü sene garantiye alıyorsunuz. Ne kadar puan o kadar iyi üniversite tabii ki. Tercih döneminde danışılacak danışmandan ziyade, lise zamanı hep yakınında olabilecek bir koç daha faydalı olacaktır öğrenciye. Bana tercih döneminde çok fazla danışan oluyor ancak tercih; kişinin aile yapısı, kültürü, eğitime ayırabileceği maddi durum, şehir dışı tercih edilebilecekse manevi durum gibi birçok etkeni barındırıyor. Danışmanın aileyi tanıması ve aile büyükleri ile konuşması sonra genci yönlendirmesi gerektiği inancındayım. Biraz da işinde uzman olmalı sanırım. Benim ikiz kızlarımın girdiği sene, biz okullarında mecburi olduğu için bir danışmana gitmiştik. Beyefendi sonuçlara bakıp, benim yaptığım tercih listesindeki İTÜ’lere “Olmaz bunlar çıkarın” deyip kestirip atmıştı. Ben yine de ilk tercihlerine yazdım ve şimdi İTÜ mezunu iki kız babasıyım.

Son dönemde en çok hangi bölümler rağbet görüyor?
Şimdi artık öğrencilerimle geleceğin mesleklerini konuşuyoruz. Neredeyse bilim kurgu bir sohbet oluyor bu. Yok olan ve hiç duymadığımız meslekler söz konusu. Son dönemde gençler çok bilinçlendi. Tabii ki asla vazgeçilemeyen tıp, endüstri mühendisliği, hukuk ve ekonominin yanı sıra biyomoleküler ve genetik mühendisliği, çevre mühendisliği, enerji mühendisliği, yapay zeka ve tasarım bölümleri de çok fazla rağbet görüyor son zamanlarda. 

Öğrencilerinize seçim yaparken tutkularının peşinden gitmelerini mi yoksa mantıklı bir tercih yapmalarını mı öneriyorsunuz?
Tutku insanın içinden gelen bir ateştir ve onu verimli kılar. Eskiden “Aman kızım, aman oğlum şu meslek iyi şunu yaz” derlerdi. Ama günümüzde gençler ne istediğini daha çok biliyor, daha tutkulular ve ben bunu seviyorum. Çağımızda vizyon sahibi yapmak, liderlik vasıflarını kazandırmak, zamanı yönetmesini sağlamak, etkileyici sunum hazırlatmak ve ilişkileri yönetmeyi öğretmek benim için daha önemli olmuştur. Bunları sağladığımda inanın sınav başarısı daha yüksek oluyor ve hazırlık süreci de çok mutlu geçiyor. 

PAYLAŞ