SEFA ÇAKIR'IN ÇOCUK PORTRELERİ

09.10.2019 16:51:41

Labirent Sanat’ta “Dağılma – Bütünleşme” adlı ilk kişisel sergisini psikanalitik bir bakış açısıyla sergileyen genç sanatçı Sefa Çakır ile, bebek ve çocuk portrelerini konuştuk.

Gülben ÇAPAN / Fotoğraf: Sancar Kemal DEMİR - [email protected]

Sefa Çakır, Labirent Sanat’ta gerçekleşen ilk kişisel sergisinde kağıt üzerine markör tekniğiyle ürettiği bebek ve çocuk portreleriyle psikanalizi birleştirdi. 1990 yılında Safranbolu’da doğan Sefa Çakır, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim - Heykel Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Yeditepe Üniversitesi, Plastik Sanatlar Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Plastik Sanatlar Bölümü’nde doktora öğrencisi olan sanatçının zamansız ve mekansız işlerini teknik açıdan hem resim hem çizim, hem soyutlama hem de figüratif olarak tanımlamak mümkün. Portrelerde figürlerin deri, beden ve yüz ifadelerindeki çizgisel kopukluk, bedensel bütünlüğün bozulduğunu ifade ediyor. İngiliz Psikanalist Winnicott, “Depresyonun analizi, çocukluğun analizidir” der. Winnicott’a göre bütünleşemeyenler; depresyon, aidiyetsizlik, bedenlerinde var olamama gibi durumlar yaşayarak derilerinin sınırlarını kaybeder. Sefa Çakır da, dağılmış bebek ve çocuk portrelerini izleyiciye daha iyi aktarabilmek için ilk kişisel sergisinde Psikanalist Ümit Eren Yurtsever ile birlikte çalıştı. 19 Ekim’e kadar Labirent Sanat’ta sergisi devam eden sanatçıyla ilk kişisel sergisini konuştuk. 

Neden çocuk?
Çünkü ben çocuk olmak dışında birey olmanın bir illüzyon olduğunu düşünüyorum. Her birimiz fiziksel gelişmeler sonrasında geçirdiğimiz değişikliği olgunlaşma, yaş alma ya da başka şekilde tabir ediyoruz. Fakat çocuk olma durumu geçici bir şey değil ve geri kalan tüm geçiciliğe ev sahipliği yapan kavramlar bütünü. Bu noktada üretimde bulunduğum resimlerin hikayesinde neden çocuk figürü ve portreleri seçmiş olmam; özümsediğim ve eleştiri altında ifade etmek istediğim tüm tasvirlere tüm geçirgenliğin bir gün geri dönüşüm ile çocuk olgusunda yüz yüze geleceğine ve bu değeri er geç fark edip tüm sürecin bu olgu noktasında aktığına inanmamdan geliyor.

Senin nasıl bir çocukluğun oldu?
Bir çocuğun çocuk olma sürecini yaşayabildiğim çok fazla an oldu. Gerçeğin ağır şekilde vurduğu ve kontrolün kimsede olamadığı zamanlara da şahit olan bir süreçti bu. Yoğun ve öylesine canlı anılarım var. Anılarımın her detayını hatırlıyorum. Zaman zaman hatırlamak istemeyeceğim kadar detayları da hatırlıyorum. 

Sefa Çakır, "Altıgen-Bekleyiş", 2019

“Çocuk” kelimesi senin için ne ifade ediyor?
Geri dönüşüm kutusu.

Çocukluk yıllarına dönersek, sanata ilk yönelimin nasıl gerçekleşti, o kareyi hafızanda canlandırabiliyor musun?
Paketli ve mekanik oyuncaklar ile vakit geçirmektense, halı desenlerini taklit etmenin daha eğlenceli olduğunu anlayıp bunu diğer tüm objeler ile deneyimleyip sürdürdüğüm anaokulu ve ilkokul süresi sonrasında hızla devam eden boş olan tüm yüzeyleri doldurma saplantısı, sonrasında da güzel sanatlar lisesine başlamam ve bulduğum eğlencenin gerçek olduğunu görmem sanata yönelimimi gerçekleştirdi.

Şu an doktora öğrencisisin. Hangi konu üzerine uzmanlaşıyorsun?
Doktora tez sürecindeyim. ‘’Fotoğraf ve Yeni Teknolojilerin Çağdaş Türk Resminde Figür Kullanımındaki Yansımaları‘’ üzerine tez yazıyorum.

Akademik bir kariyer yapmayı düşünüyor musun merak ediyorum.
Tabii bu isteğim var. Pratik süreçte yaşadıklarıma ve tüm üretim sürecime katkı sağlayan hep akademik çalışmalarım oldu. Bu önemli etkenin her zaman bana eşlik etmesini istiyorum. Akademik çalışmaların devamlılığı ile üretimlerimin yanı sıra teorik olarak da paylaşmaya açık bir iletişim kurmak isterim.

RÖPORTAJIN DEVAMI BU HAFTA ALEM'DE.

PAYLAŞ