LERZAN BARUTOĞLU METE RÖPORTAJI

04.04.2018 18:53:41

Lerzan Barutoğlu Mete, “Ankara’da yaşamak kendimi tanımlarkenki sıfatları kazanmama yardımcı oldu” sözleriyle bu şehre duyduğu sevgiyi en yalın haliyle dile getiriyor.

Ceylan YENİACUN - [email protected]
Fotoğraf: Pınar GEDİKÖZER

Spor ve moda denildiğinde Ankara cemiyet hayatının ilk akla gelen isimlerinden biri olan Lerzan Barutoğlu Mete, astroloji ve sağlıklı yaşama olan merakıyla da dikkat çekiyor. Pozitif enerjisini evinin dekorasyonuna da yansıtan Mete’yle ALEM’e özel keyifli bir çekim gerçekleştirdik.

Bugüne kadar neler yaptınız bizimle paylaşır mısınız?
Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji-Sanat Tarihi mezunuyum ama hiç mesleğimle ilgili deneyimim olmadı. Spor, sağlık ve moda sektörlerinde yöneticilik yaptım. Ortaokul-lise-üniversite yıllarında basketbol takımındaydım. Hayatımın içinde spor, sağlıklı beslenme, moda olduğu için bu sektörlerde görev almamın da tesadüf olmaması enteresan…

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Dışa dönük, sosyal, doğayı seven, hayata meraklı, her şeyin özünü matematiğini anlamaya çalışan, analitik düşünen, sorgulayan kendi sınırlarını aşmaya çalışan biri olarak tanımlayabilirim.

Ankaralı olmak nasıl hissettiriyor?
Bu şehir size dış uyaran etkenler daha az olduğu için ev ziyaretleri, keyifli sohbetler, derinlemesine birbirini tanırken kendini sorgulama gibi değerleri katıyor. Tabii tüm bir şehri bu sıfatlarla tanımlamak ne kadar doğru olur bilemiyorum; çünkü artık her şehir çok kozmopolit bir yapıya büründü. En azından ben böyle hissediyorum. Her gittiğiniz mekânda bir siyasi, bürokrat, diplomat, eski bakan veya gazeteci ile karşılaşma ihtimaliniz oldukça yüksektir. Bu da güncel haberlerden daha çabuk haber almanızı sağlar. Bunun yanı sıra Ankaralı olmak protokol kurallarını bilmeyi de beraberinde getirir. Herhangi bir açılış veya gittiğiniz davette bu kişilerden bir veya birkaçı ile sohbet etmeniz kaçınılmazdır. Ankara’da sosyal yaşam çerçevesinde herkes birbirini tanır ve gittiğiniz mekan sahipleri de tanıdıktır. Parkçısı, garsonu daha önceki mekanlardan mutlaka tanıdıktır. Kimsenin birbirine üstünlük taslama gibi bir derdi yoktur. Herkes kimin ne olduğunu zaten bilir. İstanbul’da açılan ve birçok başarılı mekânın sahibi, banka üst düzey yöneticileri ve holding sahipleri dikkat edin hep Ankara kökenlidir. Sonuç olarak daha kompakt yaşayan, arkadaşlık ve dostlukların değerli olduğu, diplomatik bir şehir olarak tanımlayabilirim. İstanbul’da yaşayıp hala Ankaralılarla görüşüyorsanız bu söylediklerimin kanıtı... Bu arada, “Ya siz nasıl deniz olmayan bir yerde yaşıyorsunuz?” sorusuna cevap: Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere (Albert Einstein). Siz her gün denizin farkında mısınız? Biz hep hayal ediyoruz. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış.

Ankara’da favori mekanlarınız nereler?
Sağlıklı beslenmeye çalıştığım için akşamları bir yere gidilecek ise balık restoranlarını tercih ediyorum. Sur balık, Camgöz, Trilye, Kalbur, Kumsal. Et veya İtalyan mutfağı tercihinde Günaydın Steakhouse , Kavaklıdere Sosyal Kulüp,Mezzaluna,Tomato Fresh Italian, Quick China, Big Chefs ve La Gioia.

Bir gününüz nasıl geçer?
Sabahları yaz veya kış erken kalkarım. 6.30-7.00 sabah kahvesi ve gazeteleri okuduktan sonra o günkü spor programım neyi gerektiriyor ise Özhan hocam ile birlikte uyguluyoruz. Haftada üç gün özel ders onun haricinde evde veya Eymir Gölü’nde tam tur atarak sporu bitiriyorum. Eğer öğlen bir yemek programı var ise ona katılıyorum. Felsefe derslerimiz var. Rusça öğreniyorum. Sıkı bir yabancı dizi ve film izleyicisiyiz eşimle. Bir de yeni bir konu öğrendiğimde internet araştırması yapmak en büyük zevkim. Felsefe hocamızın önerdiği kitapları alıp okumak günün geri kalanını tamamlıyor.

Kızlarınızla ilişkiniz nasıl?
İki kızım var. Büyük kızım Dilara Bilkent Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdi. Daha sonra Korece öğrendi ve Kore’ye gitti. Çocukluğundan beri dans ve müziğe ilgisi vardı. Tan Sağtürk Dans Okulu ile başlayan eğitimini, Los Angeles’ta Music Business üzerine Extension yaparak devam ettirmesi yönünde teşvik ettim. Bugün Hollywood’da uluslararası bir entertainment şirketinde görev yapmakta. Diğer kızım Ceyda da Londra’da University of Arts’ta medya bölümünden mezun olup, şu an Westminster Business School’da Marketing üzerine master yapıyor. O da bol bol seyahat ederek, değişik kültürleri tanımayı çok seviyor. Müze, sergi, konser gibi etkinliklere katılmak en sevdiği aktivitelerden. Çocuklarıma eğitimleri ile ilgili herhangi bir baskı uygulamadım. Yetenekleri hayattan beklentileri, karakter özellikleri ve eğilimlerine göre farkındalıklarını geliştirmeleri konusunda destek olmaya çalıştım. Çünkü bana göre herkesin kişisel özelliklerine göre bilgiyi alma, değerlendirme ve işleme becerisi farklı. Bunu iki çocuğumda net olarak görebiliyorum. Ama anne olarak ikisi ile de ilişkim çok iyi. Sadece farklılıklarını çok iyi biliyorum. Her iki kızım da farklı karakterlere sahip olduğu için problemlere yaklaşım aynı olmuyor haliyle. Şunu ebeveyn olarak biliyorum ki onlar yetişkin birer birey ve ne söylediklerini doğru anlamak, hayatlarının amaç ve hedeflerini doğru belirlemeye yardımcı olmak, benim yaşadığım veya etrafta yaşanan tecrübelerden anlamlı ifadeler çıkarmalarını sağlamak temel görevim. Biri Londra’da, diğeri Los Angeles’ta olmasına rağmen her gün skype veya telefon ile ne hissettikleri ve olayları nasıl yorumladıkları ile ilgili detaylı görüşme yapıyoruz. Bana göre onları anlamaya çalışmak çok önemli çünkü her jenerasyon farklı bir çağı ifade ediyor. Bana göre ebeveynler gençlere uyum sağlayıp teknolojiyi takip ederlerse onların dünyasına girebilirler. Doğru iletişim ancak böyle olabilir diye düşünüyorum. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Onlara anne olarak herkese saygılı, özgüvenli olmayı, kendilerini devamlı geliştirmelerini, farklı durumlara, değişen şartlara hemen uyum sağlamaları ve güçlü durmaları konusunda önermelerde bulunuyorum. Bir insanda olması gereken en önemli özelliğin vefa, merhamet olması gerektiğini vurguluyorum. İnsanlar “Allah kötülerle karşılaştırmasın” derler ama hayatın içinde her şey var hepsi birer deneyim ve bizim için varlar. Çok sevdiğim bir Hint atasözünde olduğu gibi ”Tanrım bana değiştiremeyeceğim olaylara katlanabilmek için sabır, değiştirebileceklerimi değiştirmek için güç, en önemlisi de bu ikisinin arasındaki farkı ayırt edebilecek sağduyuyu ver.” Benim çocuklarım için ettiğim bir dua. Çünkü kötüyü görmeden iyinin değerini nereden bilecekler.

Alışveriş için yurt dışında sizin için olmazsa olmaz adresleriniz nereler?
Eşimin işi dolayısıyla sık sık İtalya’nın birçok değişik şehrine gidiyoruz. Milano ve Floransa en sevdiklerim.

En çok ne satın alırsınız?
Ayakkabı ve çanta.

Favori seyahat rotalarınız nereler?
İtalya, Londra, Los Angeles sürekli. Bir de ben egzotik, çok gelişmemiş, sıcak ülkelere seyahat etmeyi çok seviyorum. Bu bazen Fas bazen Lübnan olabiliyor ki gene gideceğim. Fas’a bayılıyorum. Bir de tabii Hint Okyanusu favorim.

Eşinizle birlikte neler yapmaktan keyif alırsınız?
Eşim ile sık seyahat ederiz. Gideceğimiz yerde müze, sergi, tarihi mekân araştırmaları bende olup, lezzetli sunumları keşfetme çalışmaları ondadır. Plan programımızı buna göre ayarlarız. Birlikte spor yapmak, film veya dizi izlemek, alışveriş yapmak, arkadaşlarla beraber yemek programları organize etmek en büyük keyfimiz.

Mücevhere ilginiz var mı?
Hem de nasıl!Hangi kadın sevmez ki? diyeceğim. Özel ilgi alanımdır ve işin teknik kısmından da iyi anlarım. Bunun dışında etnik mücevher ve takıya da meraklıyımdır.

Gardırobunuzun en değerli parçası nedir?
Sanırım ayakkabılarım ve Fendi baguette’lerim.

Röportajın tamamı bu hafta ALEM Ankara'da...

PAYLAŞ