"ÇOCUKLUK BİR GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSUDUR"

22.10.2019 17:24:08

Labirent Sanat’ta Dağılma Bütünleşme adlı ilk kişisel sergisini psikanalitik bir bakış açısıyla sergileyen genç sanatçı Sefa Çakır ile, bebek ve çocuk portrelerini konuştuk.

Gülben ÇAPAN / Fotoğraf: Sancar Kemal DEMİR - [email protected]

 

Sefa Çakır, Labirent Sanat’ta gerçekleşen ilk kişisel sergisinde kağıt üzerine markör tekniğiyle ürettiği bebek ve çocuk portreleriyle psikanalizi birleştirdi. 1990 yılında Safranbolu’da doğan Sefa Çakır, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim - Heykel Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Yeditepe Üniversitesi, Plastik Sanatlar Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Plastik Sanatlar Bölümü’nde doktora öğrencisi olan sanatçının zamansız ve mekansız işlerini teknik açıdan hem resim hem çizim, hem soyutlama hem de figüratif olarak tanımlamak mümkün. Portrelerde figürlerin deri, beden ve yüz ifadelerindeki çizgisel kopukluk, bedensel bütünlüğün bozulduğunu ifade ediyor. İngiliz Psikanalist Winnicott, “Depresyonun analizi, çocukluğun analizidir” der. Winnicott’a göre bütünleşemeyenler; depresyon, aidiyetsizlik, bedenlerinde var olamama gibi durumlar yaşayarak derilerinin sınırlarını kaybeder. Sefa Çakır da, dağılmış bebek ve çocuk portrelerini izleyiciye daha iyi aktarabilmek için ilk kişisel sergisinde Psikanalist Ümit Eren Yurtsever ile birlikte çalıştı. 19 Ekim’e kadar Labirent Sanat’ta sergisi devam eden sanatçıyla ilk kişisel sergisini konuştuk.

 

Neden çocuk?

Çünkü ben çocuk olmak dışında birey olmanın bir illüzyon olduğunu düşünüyorum. Her birimiz fiziksel gelişmeler sonrasında geçirdiğimiz değişikliği olgunlaşma, yaş alma ya da başka şekilde tabir ediyoruz. Fakat çocuk olma durumu geçici bir şey değil ve geri kalan tüm geçiciliğe ev sahipliği yapan kavramlar bütünü. Bu noktada üretimde bulunduğum resimlerin hikayesinde neden çocuk figürü ve portreleri seçmiş olmam; özümsediğim ve eleştiri altında ifade etmek istediğim tüm tasvirlere tüm geçirgenliğin bir gün geri dönüşüm ile çocuk olgusunda yüz yüze geleceğine ve bu değeri er geç fark edip tüm sürecin bu olgu noktasında aktığına inanmamdan geliyor.

 

Senin nasıl bir çocukluğun oldu?

Bir çocuğun çocuk olma sürecini yaşayabildiğim çok fazla an oldu. Gerçeğin ağır şekilde vurduğu ve kontrolün kimsede olamadığı zamanlara da şahit olan bir süreçti bu. Yoğun ve öylesine canlı anılarım var. Anılarımın her detayını hatırlıyorum. Zaman zaman hatırlamak istemeyeceğim kadar detayları da hatırlıyorum.

 

“Çocuk” kelimesi senin için ne ifade ediyor?

Geri dönüşüm kutusu.

 

Çocukluk yıllarına dönersek, sanata ilk yönelimin nasıl gerçekleşti, o kareyi hafızanda canlandırabiliyor musun?

Paketli ve mekanik oyuncaklar ile vakit geçirmektense, halı desenlerini taklit etmenin daha eğlenceli olduğunu anlayıp bunu diğer tüm objeler ile deneyimleyip sürdürdüğüm anaokulu ve ilkokul süresi sonrasında hızla devam eden boş olan tüm yüzeyleri doldurma saplantısı, sonrasında da güzel sanatlar lisesine başlamam ve bulduğum eğlencenin gerçek olduğunu görmem sanata yönelimimi gerçekleştirdi.

 

Şu an doktora öğrencisisin. Hangi konu üzerine uzmanlaşıyorsun?

Doktora tez sürecindeyim. ‘’Fotoğraf ve Yeni Teknolojilerin Çağdaş Türk Resminde Figür Kullanımındaki Yansımaları‘’ üzerine tez yazıyorum.

 

Akademik bir kariyer yapmayı düşünüyor musun merak ediyorum.

Tabii bu isteğim var. Pratik süreçte yaşadıklarıma ve tüm üretim sürecime katkı sağlayan hep akademik çalışmalarım oldu. Bu önemli etkenin her zaman bana eşlik etmesini istiyorum. Akademik çalışmaların devamlılığı ile üretimlerimin yanı sıra teorik olarak da paylaşmaya açık bir iletişim kurmak isterim.

 

 

Genç bir çağdaş sanatçı olarak ilk kişisel sergini açtın. Sanatçı olmanın bin türlü zorluğu olan bir ülkedesin. Destek ve fon bulmak imkansız. Bu süreçte en zorlandığın konu nedir?

En zorlandığım konu değil de konular diyelim. Bunlar çok fazla ve her biri o ana özel olarak “en” olabiliyor. Tüm süreç düşünüldüğünde ise bu ülkede yaşayan bir sanatçı olarak, hiçbir sanatçı ödeneği ve devlet desteği olmadan eser üretip bunu sergilemek başlı başına zor.  Bir yandan da kurumların ve koleksiyonerlerin genç sanatçılardan istikrar, disiplin ve sürdürülebilir bir yaklaşım beklemeleri. Bu bekleyişi de bir kıstas ve etken olarak kabul edip ısrarla kendi stilinde çalışan, aynı mesele üzerinde yoğunlaşıp derdinin her açısını irdeleyen sanatçıları “tekrara düşmüş” olarak nitelendirmeleri. Tabii bir de, üzülerek söyleyebilirim ki, sanat ortamında tekelleşmenin olduğunu görmek ve sanatın tüm platformlarında popülariteye göre yaklaşılması çok acı.

 

Psikanalist Ümit Eren Yurtsever ile çalıştın sergide. Nasıl bir deneyimdi?

Psikanalistle birlikte çalışmak ülkemizde pek alışık olmadığımız bir durum. Ümit Eren Yurtsever ile tanışana kadar çocuk ve bebek portrelerine karşı ilgimin tamamen estetik ve anatomi üzerinden bir yoğunlaşma olduğunu düşünürdüm. Açıkçası çocukluk yıllarım ve bugünkü çizdiğim çocuklar arasında sandığımdan daha da derin bağlar olduğunu farkettim psikanaliz sayesinde. Psikanaliz, üç yıldır hazırlandığım ilk kişisel sergime ve on altı yıldır olan tüm üretimime yeni bir bakış açısı katmış oldu. Düşüncelerimin ve çizimlerimin tarifi ve tasviri konusunda Ümit’in okumaları yolumda ışık açtı. Bir psikanalist ile çalışmak; dert ettiğim meselede, özümsediğim ve eleştirmek istediğim dertleri nereden ve nasıl okumam gerektiğini öğretti. Resme yaptığım tüm hamleleri neden yaptığımı ve tüm bunları kabul edip kendimden kaçmak yerine kendime koşmayı öğretti. Kısacası, son altı aylık yoğun hazırlık sürecinde farkındalık noktasında Ümit’in alanında uzmanlığı, tecrübesi ve karşılıklı iletişimimiz, yüreğimin sesine yetmeyen kelamımı kendine getirdi diyebilirim.

 

İşlerini görenler genellikle print ya da teknoloji yardımıyla üretildiği kanısına varıyor. Tekniğini tam olarak nasıl açıklarsın?

Evet, resimlerimle ilk karşılaşanlar, bu netlikte ve temizlikte bir parça yığınının baskı ya da dijital bir medyumdan çıktığını sandıklarını fakat işlere yakından odaklandıklarında ise el çizimi olduğunu fark ettiklerini söylüyorlar. Tüm çalışmalarım tamamen güzel sanatlar lisesi ve sonrasında gelen üniversite eğitiminde gördüğümüz geleneksel desen çizimleri mantığı ile başlıyor ve sonrasında kendimce geliştirdiğim ve her geçen gün geliştirmekte olduğum son altı yıldır da aynı stilde yaptığım mikro parçalar ile makro netliğe giden bir yorumlama ile devam ediyor. Bu süreç tamamen doğaçlama ve resmetmek istediğim kompozisyonun hissiyatı ile şekilleniyor. Geleneksel çizim mantığı ile eskiz yaptığım çalışmayı sonrasında kontör ile kendi içerisinde sınıflandırıyor ve doğaçlama yaparak markör ile tonluyorum.

 

Resimlerindeki ana medyum markör kalem, Türkiye’de çoğunlukça tercih edilen bir malzeme değil. Neden akrilik ya da yağlı boya yerine markör?

Markör Türkiye’de özellikle resim üretimi yapan sanatçılar tarafından çok tercih edilmiş bir malzeme değil. Bu malzeme ile çoğunlukla illüstrasyon sanatçılarının çalışmalarında ve mimarlık öğrencilerinin pafta çizimlerinde denk geliriz. Bu malzeme ile tanışmam tamamen açgözlülük ile saldırıp her malzemenin etkisini, bıraktığı dokuyu merak ettiğim ve arayışta olduğum lise yıllarına dayanıyor. Sonrasında benim markör kalemini ana malzeme olarak seçmiş olma sebebim; kullanmış olduğum diğer malzeme olan pamuklu kağıda en çok yakışan partner olması. Markör kendiliğinden kağıt ile nüfuz ettiğinde yumuşuyor. En kuvvetli renk tonlarında dahi bir pastelleşme çok açık görülür. Bu etki benim meseleme de yakından destek sağladığı için kağıt ve markör kalem vazgeçilmezim.

 

Genç bir çağdaş sanatçı olarak kendine çizdiğin bir yol haritan var mı?

Tabii ki kendim için kısa süreli ve uzun soluklu  bir yol haritam var. Öncelikle hali hazırda doktora tezimi bitirmek üzereyim. İkinci kişisel sergim için hazırlıklara tüm ilgim ile devam ediyorum. Yeni resimlerin adları ve hikayeleri üzerine yoğunlaşmış haldeyim. Ocak ayından itibaren iki karma sergi planı var. Yurt dışında katılmak istediğim uluslararası yarışmalar ve sanatçı programları var. Bunlar üzerine hazırladığım projeleri güçlendirmek ve sonrasında somut bir adım atmak niyetindeyim. Bunların dışında ise ilk kişisel sergim için hazırlamış olduğum ve kolektif bir destek ile hayata geçen video – animasyon üzerine yeni bir proje hazırlığı içerisindeyim.

PAYLAŞ