SUZAN TOPLUSOY

25.09.2019 11:40:04

Yepyeni bir değişim sürecinin baş kahramanı diyebiliriz Suzan Toplusoy için. “Bir gecede karar verdim” dediği Yorganlar Fora’ sergisinden aldığı ilhamla Roman  2019-20 Sonbahar/Kış koleksiyonunu yaratan Toplusoy, yarım kalmış değerleri yeniden gün yüzüne çıkarmanın mutluluğunu yaşıyor.

Röportaj: Ceylan Yeniacun

Fotoğraf: Fırat Meriç

Styling: Ayça Elkap

Saç: Burhan Çılgın

Makyaj: Serkan Parmaksızoğlu

Fotoğraf asistanı: Sezer İsmail Şentürk

Video: Fatih Er

 

Sabahın erken saatlerinde tüm ekip Roman Abdi İpekçi mağazasında buluşmak için sözleşiyoruz. Kapıdan içeri adım atar atmaz çekime özel hazırlanan Ayça Sarc’ın ‘Yorganlar Fora’ sergisi karşılıyor beni. Alt kata saç ve makyaj hazırlıkları yapılan Suzan Toplusoy’un yanına iniyorum. Tatilden dönüp ayağının tozuyla çekime geldiğinden bronz teniyle çok hoş görünüyor. Tüm ekip oradan oraya koştururken o hep sakin, dingin ve huzurlu. Merak edip soruyorum “Hep mi böylesiniz?” Beş yıl önce nefes terapisine başladığını aynı zamanda Yin Yoga yaptığını bu yüzden son birkaç yıldır çok daha huzurlu olduğunu belirtiyor. Teslimiyet ise Toplusoy’un hayatının altın kuralı... Rengarenk yorganlar eşliğinde sanat galerisi tadında bir mağazada her bir kıyafetin ruhuna bürünen Suzan Toplusoy ile yaptığımız çekimle sizi baş başa bırakıyoruz.

 

‘Yorganlar Fora’ sergisiyle Roman Abdi İpekçi mağazasının açılışını gerçekleştirdiniz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Geçtiğimiz Aralık ayında Ayça Sarc’ın ‘Yorganlar Fora’ sergisi çok ilgi gördü. İlgi görmesinin en büyük sebeplerinden biri de aslında  yarım kalmış zanaatımızın ne kadar kıymetli olduğu ve bunun sanat diliyle yeniden yorumlanmasıydı. Koleksiyonlarımızda hep zanaatlerden ilham alırım. Özellikle Türk sanatında tekstili ilgilendiren o kadar çok zanaat var ki bunu mutlaka bir şekilde hep koleksiyonların içine katmaya özen gösterdim. El işi işlemeler, boncuk işlemeler gibi… Hatta bu işin biraz sosyal sorumluluk tarafına da değindim. Bugüne kadar evlerde yaklaşık 3000 kadına el işi yaptırıp onları da koleksiyona dahil ettim. Eski kaybolan değerlere sahip çıkmak her zaman bizim için çok kıymetliydi. Bu sergiden aldığımız ilhamla 2019-20 Sonbahar/Kış koleksiyonumuzu yarattık ve kampanya yürütmek istedik. Bunlar bizim için kaybolan değerler. Bu değerleri yeniden gün yüzüne çıkarıp yükselen değer adı altında kültürel değerleri tasarımlarımızla, kampanyalarımızla birleştirmek istedik. Bunun üzerine Ayça Sarc ile birlikte güzel bir iş birliği yaptık. Onun için de yenilikçi bir moda markasıyla sergiyi buluşturmak heyecan verici oldu. Altındaki çıkış noktası çok daha önemli. Serginin dokusundan ilham aldığımız detaylar koleksiyonumuz için çok kıymetli. Hala bugün vintage parçaların kıymetli olmasındaki sebep artık bu detaylar yapılamıyor. Bunu en özel kılan husus da geçmişle olan bağınız ve kültürel mirasınıza sahip çıkmanızla alakalı.

 

Bu sezon koleksiyonda neler öne çıkıyor?

Aslında koleksiyonda bir hikaye öne çıkıyor. Bu hikayede zamansız, yaşsız, sanatın, hayatın içinde olan kadınlarla iletişimdeyiz. Yeni kumaşları, teknikleri, trendleri sunuyoruz. Markamızın bence en büyük sırrı da bu. Biz hep yenilikler üretiyoruz. Bunu tasarım olarak düşünmeyin. İş birlikteliği, kurumsal yapı, vitrin düzenlemesi gibi her şeyiyle yenilik sunuyoruz. Dolayısıyla koleksiyona da bütün olarak bakıyorum her parça çok kıymetli ve her birinin bir hikayesi var. Gardırobunuzdaki herhangi bir Roman tasarımı her daim saklanabilecek parçalardan.

 

Biraz önce yeniliklerden bahsettiniz. Bunun en büyük adımı sanırım Abdi İpekçi’de hayata geçirdiğiniz Roman.

Roman Abdi İpekçi mağazası amiral gemimiz oldu. Artık bu yüzyılda dünyadaki mağazacılığa baktığınızda mağazadaki ürünün çok daha ötesinde bir şey var. Ürünün dikişi, kaliteli olmasının dışında artık mağazaya gelenlere bir deneyim sunmanız, ilgisini çekmeniz, düşünmeye zorlamanız, heyecanlandırmanız gerekiyor. Bunun en güzel yollarından biri sanatla buluşma. Sizi daha özgür düşündürebilir, hayallerinizi zorlayabilir. İyi bir ürünle mağazacılığı yürütmek bence artık çok kabul gören bir şey değil. Mağazalarda mekansal kavramlar yaratmamız gerekiyor. Mekansal kavramlarda mimarisi olabilir, yerleştirme olabilir, enstalasyon sergi olabilir. Önemli olan koleksiyonla birlikte kavramı geliştirmeniz ve insanlara farklı deneyimler sunmanız. Hele ki dijital pazarlamanın bu kadar ilerlediği bir dönemde iletişimi bu şekilde kurmanız gerekiyor.

 

RÖPORTAJIN TAMAMI BU HAFTA ALEM'DE.

PAYLAŞ