08.01.2020 11:29:00

Hayatta şanslı olduklarına inanan ve dünyanın farklı noktalarında, farklı kültürlerde yaşayan iki tasarımcıyı, göz alıcı bir koleksiyon için bir araya getiren şeyin de şans olduğuna inancımız tam. Ne de olsa hayatta herkes kendi şansını yaratmakla yükümlü.

Röportaj: Lara MUTLU
Fotoğraf: Emre DOĞRU
Styling: Tuğba ANSEN
Saç: Ferit Bellİ
Makyaj: Ali Rıza Özdemir
Fotoğraf asistanları: Sertaç Gönültaş, Ömer Şerif Kuru
Styling asistanları: Belen Dinçoğlu, Dilay Naz Hazardağlı, Ecem Candan
Saç asistanı: Mert Pekgüzel
Makyaj asistanı: Batuhan Sara
Video editörü: Onur Atıcı

Mekan için SalonCuma’ya teşekkür ederiz.

BEGÜM KIROĞLU
Edgardo ile arkadaşlığınız ne zaman, nasıl başladı?

İstanbul’da yakın arkadaşım, Misela markasının kurucusu Serra Türker aracılığı ile tanıştım. Edgardo ile ilk görüşte aşk gibi hemen arkadaş olup ertesi gün kendimizi Kapalıçarşı’da hazine avında bulduk. 

Birlikte koleksiyon hazırlama fikri nasıl oluştu?
Çok benzer bir estetik anlayışımız ve sanat yaklaşımımız var. Beraber seyahatlere çıkıyoruz. Zaten hep fikir alışverişlerimiz oluyordu; bu ayakkabı şöyle güzel olurdu, bu küpeye şu şekil yakışırdı gibi. Sanırım birbirimizden çok ilham alıyoruz. En sonunda, “Neden beraber bir şey yapmıyoruz?” dedik ve ortaya bu eğlenceli koleksiyon çıktı. 

Koleksiyondan favori parçanız hangisi?
Gökkuşağı renginde yaptığımız ananas küpeler, hem çok eğlenceli hem de cok şık! Her taktığımda bana neşe veriyorlar. 

Aquazzura ve Begüm Khan markalarının DNA’ları hangi noktalarda benzerlik gösteriyor? Bu durum koleksiyona nasıl yansıdı?
İkimiz de aynı kadın için ürün tasarlıyoruz. Kendine güvenen, özgür, büyüleyici, bağımsız, durdurulamaz, enternasyonal bir kadın. Sanata, edebiyata, güzelliklere ilgi duyan. Sabah jean ve beyaz gömlek, akşam düz siyah bir elbise. Dünyayı ele geçirmek için tek ihtiyacı, Aquazzura ayakkabıları ve Begüm Khan küpeleri eklemek. 

Lüks kavramını nasıl yorumluyorsunuz?
Lüks çok kişisel bir kavram. Bazıları için sekiz saat uyku, bazıları için bir seyahat, bazıları için bir çanta, bazıları için sağlıklı olmak. Moda dünyasında ise lüksün daha kişisel, daha az sayıda üretilen, “mass market luxury” mantığından uzak bir kavram olduğunu düşünüyorum. 

Hayatınızdaki en büyük lüks nedir?
Benim için en büyük lüks özgürlük. 

Tasarımlarınızın lüks olduğunu düşünüyor musunuz?
Kadınlar için tasarladığım ilk takıları kendim için yapmıştım. Benzeri olmayan, üretim kalitesi çok yüksek, mağazalarda gördüğüm ürünlerden çok daha farklı, gösterişli ama eğlenceli, renkli ve oldukça şık modeller vardı aklımda. İlk koleksiyonum satışa çıkmamak üzere doğdu. Benim için lüks buydu. 

Tasarımlar iyi şans inancı üzerine kurulu. Hayatta şanslı bir insan olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Aslında çok şanslı biriyimdir. Bir şekilde her şey benim lehimedir. “Good Luck Charm” olan bazı objelere, bazı insanların bana şans getirdiğine ve pozitif düşüncenin gücüne inanıyorum. Belki de bu nedenle şanslıyımdır. 

Böcekler ve gözler. Bu iki motif neden hemen her tasarımınızda kendini gösteriyor? Aquazzura’nın ananası, sizin de böcekler vazgeçilmeziniz.
‘Scarab’ böceğinin ve devasa gözlerin insanlara şans getirdiklerini ve onları koruduklarına inanıyorum. Sürreal ve eksantrik formları da bana ilham veriyor. Böcek, kaplumbağa, göz, eller, altın toplar… Her koleksiyonda karşınıza yeni bir formda çıkıp sizi şaşırtacaklar. 

Aklınızda başka iş birlikleri var mı? Bundan sonrası için nasıl bir strateji ile ilerleyeceksiniz?
İlk iş birliğimin Aquazzura ile olması benim için çok anlamlı ve kıymetli. Edgardo’yu çok sevdiğim için çok duygusal hissediyorum ve bu kadar yakın bir arkadaşımla bu iş birliğini yapmış olmak beni çok mutlu ediyor. Gelen pozitif geri dönüşler, koleksiyonun çok beğenilmesi ve sevilmesi bizi oldukça heyecanlandırdı. 2020 yılının sonunda, dünyaca ünlü çok önemli bir kozmetik markası ile bir iş birliğimiz olacak. İsmi şimdilik sürpriz. 

Begüm Khan markası için gelecek projeleriniz neler? Bir beş yıl sonrası için markanızı nasıl konumlandırıyorsunuz?
Öncelikle en önemlisi, beş yıl sonra da, 10 yıl sonra da ilk günkü heyecanla ürünlerimi tasarlamam ve ekip olarak aynı heyecanla çalışmamız. Ticari kaygımız olmadan, cesurca ve kalbimizi ‘bam bam bam’ attıracak şekilde. İlk ‘flagship’ mağazamız çok yakında İstanbul’da açılıyor. Bizi tanıyanların hayal dünyamıza daha yakından dahil olabileceği, kendilerini bir masal evinde hissedecekleri bir yer hazırlıyoruz. Çok heyecanlıyız. 2020 yılının sonunda da Paris’te bir projemiz olacak. 

Hayatta size en çok ne ilham veriyor?
En çok insanlar ilham veriyor. Bazı insanların yeteneğini, çalışma 
azmini ve zekasını hayranlıkla izliyorum. Onlar için tasarlamak, onlar gibi olabilmek bana enerji aşılıyor. Mimar Sinan, Leonardo Da Vinci, Louise Bourgeois, Yves Saint Laurent gibi sanatçıların ve tasarımcıların dehası beni her gün şaşırtıyor. 

Tasarımlarınız ve stiliniz için maksimalist diyebiliriz. Hep böyle miydiniz? Stiliniz yıllar içinde nasıl şekillendi? 
Hep maksimalisttim sanırım ama tabii yıllar içinde stilim daha da oturdu. Gün içinde aslında sade giyiniyorum. Gömlek, loafer, pantolon, ceket ya da düz bir elbise. Tabii gündüz veya akşam hep büyük takılarım oluyor. Akşamları daha maksimalistim. Büyük etekler, renkler, tüyler... Kıyafetlerle oynamayı seviyorum.

EDGARDO OSORIO
İlk mücevher koleksiyonunuz için Begüm Khan ile iş birliği yaptınız. Daha önce aklınızda takı tasarlamak var mıydı?

Mücevherlere karşı her zaman tutkum vardı. Aquazzura’yı yaşayan bir marka haline getirmek için ayakkabıların dışına çıkarak koleksiyonlarımı mücevherler, güneş gözlükleri, parfümler ve aksesuarlarla zenginleştirmek istiyorum. Begüm’ün tasarımlarını zaten çok beğeniyordum. Markalarımızın DNA’ları da birbiriyle çok uyumlu. 

Türkiye’de pek çok yakın arkadaşınız var. Nasıl gelişti bu durum?
Yılın dokuz ayını seyahat ederek geçiriyorum ve bu durum tüm dünyadan harika arkadaşlar edinmemi sağlıyor. Türkiye’deki arkadaşlarımın çoğuyla Almanya, İtalya, Londra, New York ve tabii ki İstanbul gibi dünyanın farklı yerlerinde tanıştım.

Türkiye’deki favori destinasyonlarınız nereler?
Türkiye’yi en çok da İstanbul’u seviyorum. Tüm kültürleri içinde eriten bir şehir burası. Aya Sofya’yı, Yerebatan Sarnıcı’nı, Mısır Çarşısı’nı ve Kapalıçarşı’yı gezmek her defasında ilham veriyor. İstanbul’da en sevdiğim şey, günbatımı vaktinde tekne ile Boğaz’ı turlamak. Ülkenin zengin tarihi, sevecen insanları, zanaatı ve kültürü beni etkiliyor. Ve Latin kültürüyle Türk kültürünün çok fazla ortak noktası olduğunu düşünüyorum. Birkaç sene önce İstanbul seyahatimin ardından Osmanlı’dan ilham alan bir koleksiyon hazırlamıştım. Güney’de Maçakızı Bodrum ve D Maris Bay favori adreslerimden. En kısa zamanda da Kapadokya’ya gitmek istiyorum.

Begüm Khan X Aquazzura koleksiyonundaki tüm tasarımlar iyi şans inancı üzerine. Siz hayatta şanslı bir insan olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Hayatta sevdiğim işi yapabildiğim için her gün şükrediyorum ve şanslı olduğumu düşünüyorum. Benim için moda ve ayakkabı tasarlamak zevk işi. Aquazzura’yı hayata geçirdiğimde her şeyin pozitiflik üzerine kurulu olmasını arzu etmiştim. İyi şans ve bereket getirmesi için altın renkli bir ananası logo olarak seçtim. Kadınlar da gittikleri her yere bu şansı götürsün istedim.

Ananas formunu sizin için bu denli anlamlı kılan şey nedir?
İyi şansın yanı sıra ananas bana Aquazzura’nın doğduğı Amalfi sahillerini anımsatıyor. Orada her yeri süslemek için ananas kullanıyorlardı.

RÖPORTAJIN TAMAMI BU HAFTA ALEM'DE.

PAYLAŞ