04.10.2018 12:43:05

Çağdaş sanat gitgide yükselen bir ivme kazanıyor. Fakat bu piyasanın içindeki boşlukların ya da eksiklerin yok olduğu anlamına gelmez. Konuyu en iyi analiz edecek kişi de duayen galerici Murat Pilevneli. Maksat eleştirmek değil, iyileştirmek. Bu durumda en zoru da gerçekleri konuşmaktı.

Röportaj: M. Gülben ÇAPAN
Fotoğraflar: Mehmet ERZİNCAN
Styling: Ayça ELKAP
Styling asistanı: Tülin AVCI

Mekan için Likör Fabrikası'na teşekkür ederiz. 

Murat Pilevneli Türkiye çağdaş sanat ortamı için önemli bir değer. Galerist’in ve ArtUnlimited’ın kurucusu. ArtBasel dahil birçok fuara katılmış ilk Türk galerici. Son yıllardaysa, Türkiye’nin nadir sanat yayınlarından biri olan IstanbulArtNews’u kurdu. Ve geçtiğimiz yıl uzun bir bekleyişten sonra Pilevneli Galeri’yi açtı. Açılışı Johan Creten ve Ugo Rondinone ile yaptı, bu sayede Pilevneli piyasaya kaybettiği heyecanı geri kazandırdı. Ardından gelen Erdoğan Zümrütoğlu ve Refik Anadol gibi sergiler sanat yazarları, koleksiyonerler ve sanatçılar arasında uzun süre konuşuldu. Bugün ise Mecidiyeköy’deki 7.000 m2’lik devasa likör fabrikasını ikinci sergi mekanı olarak kullanmak üzere hazırlıyor. Müze tadında bir galeriden bahsediyorum, hem de başında Murat Pilevneli varsa, sürpriz kaçınılmazdır. Biz de duayen galericiyle, galericilik, çağdaş sanat, Türkiye piyasası ve daha birçok konuşulmayan konuyu masaya yatırdık.

Koleksiyoner, galerici, küratör ve sanatçı dörtlüsünün bugünkü ilişkisini geçmişe (galericilik yaptığınız döneme) kıyasla nasıl değerlendirirsiniz?

Sanatçı eseri var eden, galerici değeri yaratan, küratör yaratılan değerin meşrulaşmasına katkı sağlayan ve koleksiyoner ortaya konan bu değeri meşru bir zemine oturtan kişidir. Küratörlerin rolü ticari dünyada eskiye nazaran daha önemsizleşti. Müze ve bienaller de galerilerin pazarlama platformlarına dönüştü. Eskiden de kısmen öyleydi ancak sermaye ve sosyal medyanın etkisiyle galerici ile koleksiyonerin rolü artık daha baskın olmaya başladı. Diğer taraftan değerinin farkında olan sanatçılar da tek bir galeriye bağlanmaktansa yönetimi kendi ellerine alıp farklı galerilerle çalışmaya ve kariyerlerini yönetmeye başladılar ki bu eğilimi destekliyorum. Bu durum hem sanatçılar hem de ev ödevi yapmak zorunda olan galericiler için iyi oldu kanımca.

Çalıştığınız sanatçılarla nasıl bir ilişkiniz var? Galeri sanatçı ilişkisinin en mükemmel hali ve düzeyi nasıl olmalıdır?

Her galericinin sanatçısıyla farklı bir diyaloğu vardır. Ancak temelinde sevgi-nefret ilişkisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Düşünün ki galerici aynı zamanda sanatçının eşit gelir ortağı. Sanatçı çalışıyor, uğraşıyor, uykusuz geceler ve sıkıntılar yaşıyor. Galerici sanatçı ilişkisi soğuk bir ilişki değil. Galerici sanatçıyı dünyaya açan bir tercüman. Ancak bazı galericiler bazen hiçbir şey yapmayarak sanatçı kadar kazanıyor. Sizce bu adaletli mi? Demin bahsettiğim sanatçı-galerici ayrılığı sürecindeki temel sorunlardan biri buydu. Sanatçının, yaşadığı tüm sıkıntıların karşılığında galericisinden profesyonellik anlamında beklentileri var. Bu beklentilerin arasında bazen satış en alt sıralarda kalıyor. En ideal ilişki iki tarafın profesyonellik kavramı içerisinde, mesleklerinin karşılığını yerine getirmesidir.

Yeni bir galeri kurdunuz ve yepyeni bir sanatçı listesi kurmaktasınız. Bir sanatçıyı Pilevneli galeri bünyesine alırken öncelikli olarak nelere dikkat ediyorsunuz. Satış mı, yurt dışına açılabilirliği mi, gelecek vadetmesi mi?

Özgün olmaları ve iyi anlaşabilmemiz temel seçim kriterim. Diğer taraftan öyle büyük hırslarım yok. Kiminle kısmetse onunla çalışılır; kimsenin peşinden koşmaya gerek yok. Çevremizde çok iyi sanatçılar var. Keza bu sektörde, sanatçıya sunabileceğim ve etkili olduğunu düşündüğüm bir tecrübem, bilgi birikimim ve çevrem var.

Geçtiğimiz yıl katılmış olduğunuz CI fuarı hakkındaki yorumlarınızı merak ediyorum.

Contemporary Istanbul, Türkiye sanat ortamını birebir yansıtıyor. Geçen sene fuarın gezilme oranı çok iyiydi. Fuar satışlarının gerçekte ne seviyede olduğunu hiçbir zaman bilemeyiz. Bunun muhasebesini ancak her bir galerici kendisi çıkartabilir. Yabancılar konusuna geldiğimizde bazı gerçekleri göz önünde bulundurmak ve değerlendirmeyi daha objektif yapmakta yarar olduğunu düşünüyorum. 15 Temmuz’un etkileri, terör gibi ciddi sorunlarımız vardı. Bunlar hafifledi derken bu sefer ekonomik sorunlar etkin olmaya başladı. Sanat sektöründe faaliyet gösteren tüm oyuncular ciddi zararlar gördü. İstanbul Bienali, Türkiye ile dünya sanat ortamını birbirine bağlayan en önemli köprülerden biri. Kendine has, uluslararası bir izleyici kitlesi var. Fuarı İstanbul Bienali’nin düzenlendiği zaman dilimine denk getirmek, bu zorlu süreci hep birlikte atlatmak açısından pratikte son derece mantıklı görünüyordu.

RÖPORTAJIN TAMAMI ALEM'DE.

PAYLAŞ