ANTALYA'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN ANTİK KENTLER

31.05.2018 18:13:19

Antalya ziyaretçilerine “deniz, kum, güneş” üçlüsünden çok daha fazlasını vadediyor. Doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi bölgeleriyle de dikkat çeken Antalya, mitoloji tutkunlarının mutlaka ziyaret etmesi gereken antik kentlere ve kalıntılara ev sahipliği yapıyor.

Ayça BARUT TANMAN – ayca.tanman@alem.com.tr
Fotoğraflar: iStock

Side

Manavgat ilçesinde konumlanan Side Antik Kenti, Pamfilya bölgesinin en önemli liman kentiydi. Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan kent, Büyük İskender zamanında Helenistik kültürle tanışmış. Roman tiyatrosu, sütunlu caddeler, anıtsal çeşme ve Tyche tapınağı oldukça iyi korunan antik kentteki etkileyici yapılardan. Adını ışık, güzellik ve sanat tanrısından alan Apollon Tapınağı ise özellikle gün batımında mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer.

Aspendos

Antalya’nın Serik ilçesinde yer alan Aspendos ya da diğer adıyla Belkıs, antik tiyatrosuyla tüm dünyada tanınıyor. Tiyatrosunun yanı sıra su kemeri ve hamam kalıntılarıyla da dikkat çeken antik kent adını Aspendos Kralı’nın kızı Belkıs’tan alıyor. Efsaneye göre kral, güzelliğiyle nam salan kızını kiminle evlendireceğine karar veremeyince bir yarışma düzenler ve “Kent için en yararlı eseri kim yaparsa kızımı onunla evlendireceğim” der. Kral su kemerleri inşa eden mimar ile tiyatroyu inşa eden Zenon arasında kararsız kalır ve kızını ortadan ikiye bölmeye karar verir. Zenon, sevdiği kızın ortadan ikiye bölünmesine razı olmaz. Aspendos Kralı da bunun üzerine kızını ona vermeye karar verir. Akustiğiyle ünlü Aspendos Tiyatrosu, günümüze kadar en iyi korunmuş antik tiyatrolardan.

Olympos 

Eski Yunanca’da “ulu dağ” anlamına gelen Olympos Antik Kenti, mitolojide Tanrıların evi olarak kabul edilen Olympos Dağı’ndan (Tahtalı Dağı) adını alıyor. Olympos Dağı, Yunan mitolojisinde Tanrıların evi olarak kabul edilen yerlerden. Antik Likya medeniyetinin en önemli şehirlerinden biri olan Olympos’ta eski kilise, tapınak ve ev kalıntılarını gezerken kendinizi tarihte bir yolculuğa çıkmış gibi hissedeceksiniz. Burada Kaptan Eudemos’un “Son limana girdi demirledi çıkmamak üzere, çünkü ne rüzgârdan ne de gün ışığından medet var artık.Işık taşıyan şafağı terk ettikten sonra Kaptan Eudemos, oraya gömüldü gün misali kısa ömürlü gemisi, kırılmış bir dalga gibi” yazısıyla süslü mezar taşı da yer alıyor.

Yanartaş

Denizciler ve korsanlar, yüzyıllar boyunca kayalardan çıkan ateşin aslan vücuduna, keçi kafasına ve yılan kuyruğuna sahip Chimaera adlı yaratığın ağzından çıktığına inandı. Çıralı ve Olympos’un tepelerinde yer alan, “sonsuz ateş” olarak da adlandırılan Yanartaş’taki ateş metan ve diğer gazların havadaki oksijenle birleşmesiyle oluşuyor. Sahilden yaklaşık bir saatlik yürüyüşle ulaşılan Yanartaş’ı ziyaret etmek için en ideal zaman güneşin battığı akşam saatleri.

Myra

Demre ilçesinde yer alan Myra Antik Kenti, Likya döneminden kalma kaya mezarlarıyla oldukça etkileyici bir manzaraya sahip. Noel Baba olarak tüm dünyanın tanıdığı Aziz Nicholas’ın şehrin psikoposu olması ve ölümünden sonra adına burada bir kilise yapılması Myra’nın bilinirliğini arttırmış. Aziz Nicholas’ın bir süre adını taşıyan kilisede yattığı ve daha sonra kemiklerinin İtalyan denizcilerce Bari’ye götürüldüğüne inanılır. Kaya mezarları ve kilisenin yanı sıra tiyatrosu da Myra’yı özel kılan yapılar arasında.

Perge

Aksu ilçesinde yer alan Perge Antik Kenti farklı ırkların iç içe yaşadığı Pamfilya Bölgesi’nin en önemli şehirlerinden biriymiş. Mimarinin ve heykeltıraşlığın oldukça ileri seviyede olduğu Perge’den çıkarılan bazı heykeller Antalya Müzesi’nde sergileniyor. Tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Perge’deki kalıntıların çoğu Romalılar döneminden kalma. Çeşme, su kanalları, tiyatro ve bir zamanlar pazar yeri olarak kullanılan sütunlarla süslü cadde geçmişten günümüze ulaşan etkileyici yapılardan.

PAYLAŞ