ZAMANSIZ TASARIMLAR

10.05.2018 11:17:37

Osmanlı sanatı ya da kaplumbağa denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Serdar Gülgün, Assouline Türkiye’nin marka sahibi İrem Kınay ile şu sıralar farklı bir heyecanın izinden gidiyor.

Ceylan YENİACUN - ceylan.yeniacun@alem.com.tr
Fotoğraf Merve AĞAZAT

İrem Kınay ve Serdar Gülgün’ün iş birliği her seferinde “iyi ki” dedirtecek cinsten. İlk kez The Grand Bazaar kitabı için bir araya gelen Kınay ve Gülgün, ardından bu iş birliğine devam etti ve Serdar Gülgün Assouline için kaplumbağa tasarımlarından oluşan bir koleksiyon hazırladı. Şimdilerde ise Gülgün’ün deyimiyle kaplumbağalar bahçeye açıldı. 

Assouline Türkiye ve Serdar Gülgün’ün bir araya gelişi ne zamana dayanıyor?
İrem KINAY:
2010 yılında Assouline Türkiye’yi açtıktan hemen sonra en büyük misyonumuz Türkiye’den kitap yapmaktı. Assouline Türkiye için “Dünyaya Bebek’ten açılan bir pencere” diyerek birinci kitabımız için Serdar Gülgün ile çalışmayı çok istiyordum. Bilgisine, zevkine, stiline hayran olduğum Gülgün ,The Grand Bazaar kitabımızın yazarı oldu. Yeni ve eski zanaatkarların bir araya geldiği çok özel bir kitap oldu. Kitap sürecinden sonra Assouline olarak Serdar ile çalışmaya devam etmek istedik.
Serdar GÜLGÜN: The Grand Bazaar kitap projesi benim için de çok keyifli bir süreçti. Aslında ben Osmanlı sanatı uzmanıyım ve senelerdir bu alanda tasarım işleri yapıyorum. Kapalıçarşı kitabını hazırlarken inanılmaz zanaatkarlarla çalıştım. Onları görünce onlarla birlikte bir şeyler hazırlamak istedim. Satış noktası içinse Assouline benim yaptığım iş ile doğru orantılıydı. Çünkü Oscar Wilde’ın dediği gibi “Bana lükslerimi verin ihtiyaçlarım olmadan da yaşarım.” Benim yaptığım objeler fonksiyonel olmasından öte hayata güzellik katan objeler. Kaplumbağa koleksiyonumda şöyle yola çıktık, bugünün dünyasında bizim için ananas ya da deniz kabuğu görmek normal ancak geçmiş yıllarda bunları nadir insanlar görüyor ve bunları nadire kabinlerinin içinde biriktiriyorlar. En çok biriktirilenlerden biri de kaplumbağalar. Aynı zamanda Osmanlı tarihinde de kaplumbağalar ciddi bir önem teşkil ediyorlar. Malum Lale devrinde lale bahçelerinin içinde eğitimli kaplumbağalar sırtlarında mumlarla gece karanlıkta hareket ediyorlar. Ben de bunlardan yola çıkarak kaplumbağa şamdanları, sahanlar, fenerler, büyüteçler gibi birçok tasarım yaptım ve herkes tarafından çok sevildi. 

Tasarımlarınızda kullandığınız materyaller neler? 
S.G.:
Bronz üzeri gümüş kaplama yapılıyor. Akik, lapis, oniks gibi yarı değerli taşlar kullanıyorum. 

Garden on the Bosphorus adını taşıyan yeni koleksiyonunuz nasıl ortaya çıktı?
S.G.: Kaplumbağalar hep devam edecek onlar benim markamın klasiği. Şimdi de bu koleksiyonumda kaplumbağaların yaşadığı dünyaya açıldık. Bir yalı bahçesi, bir köşk bahçesi, bir saray bahçesi hayal ettim. Bu bahçelerde yer alan manolyalar, şakayıklardan ve lalelerden ilham alarak yeni bir koleksiyon yarattım. 
İ.K.: Serdar Gülgün’ün tasarımlarının her biri seneler geçtikçe kendini zamansız kılan sanat eseri niteliğinde parçalar. Assouline Bebek’te yer aldığı ve dünyanın dört bir yanındaki Assouline’lerde tasarım tutkunlarıyla buluştuğu için çok gururluyum.

Tasarım süreciniz nasıl gelişti?
S.G.:
Tasarım süreci başlı başına benim hayatımdan oluşuyor. Ben dünyayla, sanatla çok ilgili bir insanım. Son zamanlarda botanik dünyası da çok ilgimi çekmeye başladı. Çiçek denilince sevimli tasarımlar değil de heykel formda parçalar yaratmak istedim. Bir şeyin moda olması da beni ilgilendirmiyor aksine buna karşı durmaya çalışıyorum. Benim yapmak istediğim zamansız parçalar tasarlamak. 
Türkiye’nin sayılı koleksiyonerlerinden birisiniz. Kaç yaşında koleksiyon yapmaya başladınız?
S.G.: Bu işlerle çocukken de çok ilgiliydim ama meslek olabileceğini düşünmüyordum. 20’li yaşlarımdan beri bütçem el verdiğince beğendiğim şeyleri almaya çalışıyorum. İlk aldığım şey sahaflardan II. Mahmut’un fermanıydı. Hala yatak odamda duruyor. Geçenlerde sahaflarda bir işim oldu ve tesadüf eseri o sahafa Turan Bey’e uğradım. Turan Bey sahaflara gelen kişilerle ilgili bir kitap yazacakmış “Sizi de yazmak isterim” dedi çok mutlu oldum. Ben de kendisine teşekkür ettim çünkü henüz 17, 18 yaşlarındayken beni ciddiye aldı ve sohbet edip o zamanki bütçeme uygun olanı benimle paylaştı. 

Birlikte yeni bir kitap projesi var mı?
İ.K.:
İlk günden beri The Grand Bazaar, Ottoman Chic gibi çok güzel projeler yaptık. Ben her zaman Serdar ile birlikte bir şeyler yapmak isterim. İlerleyen dönemde yeni kitap projelerimiz de olabilir.
S.G.: İrem’le birlikte olmaktan ve Assouline’le çalışmaktan dolayı çok mutluyum. Kendimi evimde gibi hissediyorum. Tasarımlarımın dünyaya açılıyor olması benim için büyük mutluluk.

PAYLAŞ