NOTRE DAME DE PARİS

22.03.2018 12:44:08

Victor Hugo’nun unutulmaz aşk hikayesinin anlatıldığı Notre Dame de Paris dünya turnesi kapsamında İstanbul’a geldi. 1998 yılında Paris’teki ilk gösteriminden beri en çok beğenilen müzikaller arasına giren Notre Dame de Paris sizi romantik bir yolculuğa davet ediyor.

Petek Kırboğa - petek.kirboga@alem.com.tr

Yirmi yıl sonra, hala ilk günkü heyecanla sahneye konan Notre Dame de Paris müzikali, dünyanın dört bir yanından seyirci çekmeye devam ediyor. Guinness Rekorlar kitabında “ilk yılında en çok izleyiciye ulaşan müzikal” olarak yer alan Notre Dame de Paris, Vivre, Belle ve Le Temps Des Cathédrales gibi unutulmaz şarkılarıyla da uzun yıllar müzik listelerinde üst sıralarda yer aldı. Başarılı müzikalin başroldeki sanatçılarına merak ettiklerimizi sorduk.

HIBA TAWAJI
Müzikale nasıl dahil oldunuz? 
Notre Dame müzikalinin prodüktörü ve yazarları 2015 yılında Voice of France’a katıldığımda beni keşfetti. Rolü oynayacak yeterlilikte bir oyuncu arayışındalardı. Şovdaki performansımı gördüler, hakkımda internet üzerinden bazı araştırmalar yaptılar ve benim önemli bir şarkı söyleme kariyerine sahip olduğumu, Lübnan’da ve Arap dünyasında tecrübeli olduğumu gördüler ve bana ulaşıp Esmeralda rolünü önerdiler.

Esmeralda rolünün çocukluk hayaliniz olduğunu duydum, doğru mu?
Evet, bu şova aşığım ve tümünü ezbere biliyordum zaten. Daha 10 yaşındayken arkadaşlarımla tüm şarkıları söylerdim. Müzikale nasıl hazırlandınız, Esmeralda rolü için neler söylersiniz? Fiziksel çalışmalar ve vokal pratikleri yaparak hazırlandım çünkü sahnede sürekli şarkı söyleyip fiziksel efor sarf ediyoruz. Mesela dans ediyoruz ya da koşuyoruz. Dolayısıyla belli düzeyde bir enerjiyi korumaya çalışmalıyız. Esmeralda genç, güzel bir bohem kız. Pozitif, dinamik, hayat dolu, masum ve aynı zamanda isyankar.

Tüm dünyada çok iyi bilinen şarkıları seslendirmek zor mu? 
Şarkıları söylemesi çok kolay değil çünkü dediğim gibi sürekli olarak sahnedeyken aynı anda bir fiziksel aktivite de gerçekleştiriyoruz. Teknik olarak da talepkârlar. Şarkıları yorumlamak da oldukça sınırları zorlayıcı oldu ama bu da bu işin güzelliği. Sadece teknik açıdan başarı yetmiyor, güçlü duygularla dolu olmak da zorunda. Elbette neredeyse herkesin şarkıları biliyor olması ifade etmeyi ve beklentileri aşmayı daha da zor hale getiriyor ama şu ana kadar sadece pozitif geri dönüşler oldu. Bunun nedeni de hepimizin kendi kimliğimizle şarkı söylememiz, biz başka sanatçıları taklit etmeye çalışmıyoruz. Biz otantikliği telkin ediyoruz ve bu oldukça önemli. İzleyici de eğer sanatçı gerçekten içten ve samimi ise daima etkilenir.

İstanbul seyircisi için ne söylersiniz?
Türkiye’deki pek çok detay bana kendi ülkem Lübnan’ı hatırlatıyor. Atalarımın köklerine bakınca Türk kökeni olduğunu söylemek isterim. Dolayısıyla burada olmak benim için çok önemli; Türkiye’yi ve Türk seyircisini seviyorum. Çok iyi bir dinleyici, izleyici kitlesi ve müthiş bir müzik hissiyatları var. Kendilerine sıcak karşılamaları için buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.

ROBERT MARIEN
Notre Dame müzikaline ne zaman dahil oldunuz?

Montreal’de 1999 da başladım.

Rolünüzün bu müzikaldeki önemi nedir?
Ben kötü adamım. Düşmanlık ve çatışma yoksa hikaye de olmaz. Esmeralda Phoebus’a aşık oluyordu ve hikaye biterdi arada engeller olmak zorunda.

Dünya turnesi nasıl geçiyor? 
Dünya turnesi muhteşem bir tecrübe oldu. Bize seyahat etme ve dünyanın dört bir yanında yeni insanlar tanıma şansı verdi. Gittiğimiz her yerde çok iyi karşılandık. Bu tip şovların en iyi yanı müziğin ve dansın evrensel dilde olması, insanların hangi dili konuştuklarından bağımsız olarak bize herkesle iletişim kurma imkanı tanıması. Hikayenin Victor Hugo’nun başyapıtından uyarlanması ve dünya çapında biliniyor olması, başarılı olmamız için bize ipuçları verdi ve yolumuzu açtı. 

Müzikalde hangi şarkıları söylemekten daha çok keyif alıyorsunuz?
“Tu vas me détruire” (“Your love will kill me”) adlı şarkı. Karakterin içinde bulunduğu iç çelişkiyi gösteriyor. İşkence altındaki ruhu iyi ve kötü arasında parçalanmış. Bu tip şarkılar, sizi o karakterin yörüngesine sokar.

ANGELO DEL WECCHIO
Müzikalde Quasimodo’yu canlandırıyorsunuz, oldukça zor bir rol. Neler söylersiniz?

Tabii Quasimodo oynaması oldukça zor bir karakter ama aynı zamanda da tatmin edici. Kendimi hem sözel hem de duygusal olarak yüzde yüz ifade etme şansı veren böyle bir rolü oynadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu duyguların içinden geçen bir yolculuk.

Rolünüze nasıl hazırlandınız?
Çok fiziksel hazırlık gerektiren bir rol. Her gün antrenman lazım çünkü sahne oldukça büyük ve şarkılar uzun nefesler gerektiriyor. Ayrıca hem bacaklarım hem de sırtım için de bolca egzersiz yapmak zorundayım çünkü benim rolüm duruş itibarıyla bunu gerektiriyor. Biliyorsunuz kambur bir karakteri canlandırıyorum. Elbette sesim için yoğun bir ısınma süreci de var, neredeyse her performans öncesi bir saat makyaj ve saç hazırlığım oluyor.

Ekibiniz için neler söylersiniz?
Hiba Tawaji ve Robert Marien ile çalışmak nasıl? Biz, kocaman yürekli ve çok yetenekli insanlardan oluşan çok güçlü ve sağlam bir ekibiz. Hiba Tawaji’yle nerdeyse iki yıldır birlikte şarkı söylüyorum ve sahnede ona aşık olmak çok kolay. Onun Esmeralda’ya dönüşmesine gerek bile yok, o zaten doğuştan Esmeralda. Robert Marien’i Notre Dame de Paris’nin İngilizce versiyonuna 2012 yılında katıldığımdan beri tanırım, aynı zamanda gösterinin yardımcı yönetmenliğini üstlenmişti. Bu kadar tecrübeli bir sanatçıdan öğrenmek ve onunla şarkı söylemek benim için bir onur.

Müzikalin en sevilen şarkısı Belle’i söylerken neler hissediyorsunuz?
Esmeralda’ya duyduğum saf aşkın ilanı, bu nedenle her gece kalpten söylüyorum. Tüm dünyanın en popüler Fransız şarkılarından biridir, herkes bilir, hatta gösteriye ilk defa gelenler bile hayatlarında Belle’i en az bir kere dinlemişlerdir. Her dem taze olan bir şarkıdır. Söz konusu bu kadar başarılı bir şarkı olunca büyük sorumluluk hissediyorum ve başlangıçta ve şarkı bitiminde alkışları duyduğum anki bu alkışlar gösteri boyunca en yüksek alkış oluyor, benim için çok dokunaklı.

PAYLAŞ