GÜLSE BİRSEL: HEM KOMİK HEM YARATICI

03.01.2018 12:23:04

Gülse Birsel, hem komik hem güzel hem de yaratıcı. Hal böyle olunca, eğlence dozu doruklarda bir çekimden çok güzel kareler çıktı ortaya.

Röportaj: Gözde YÖRÜKOGLU

Fotograflar: Zeynel Abidin AGGÜL

Styling: Hakan ÖZTÜRK

Saç: Gürhan KALAY

Makyaj: Ülker MUTLUCAN

Adı geçince hepimizde bir tebessüm hissi yaratan biri o. Yıllardır o yazıyor, biz gülüyoruz. Oynuyor da ama hiç bir zaman yaptığı işlerde ön plana çıkma telaşı olmuyor. Aksine, komedi dünyamıza yeni karakterler kazandırıyor. Yıllardır sadece dergi yapan biri olarak, sektörümüzün ‘durum komedisini’ anlatan Avrupa Yakası dizisi, benim için her zaman favori listemde yer almıştır. Sinema filmi hazırlığı içinde olunca, ‘yine çok güleceğiz’ diye sevinenlerdenim. Aile Arasında’nın beş haftada dört milyona yaklaşan gişesini görünce, bu fikre sevinen büyük çoğunluğun içinde olduğumu daha iyi anladım. Aile Arasında, bizi bize anlatırken çok eğlendiriyor. Dahası, son dönemde şehirdeki sohbet konularında başı çektiğini görüyorum. Hangi mekana gitsem, bir masada ‘Aile Arasında’ ya gittin mi, çok güldük, gidiyoruz, geçen hafta gittik repliklerini duyuyorum. Ne mutlu Gülse Birsel’e, o şahane ekibe! Ve ne mutlu bize ki Gülse Birsel ALEM kapağında.

-Sektöre ilk adım (ve alt üst ettiğiniz) attığınız yapım Avrupa Yakası’nın tüm bölümlerini halen neredeyse her gün yeniden izleyen biri olarak, biz izleyiciler için nasıl bir anlama geldiğini uzun uzun yazacağım elbette ama ya sizin için, her yapımın ayrı bir yeri var mı?

Sadece ayrı bir yeri yok, hayatımın farklı dönemlerini de ifade ediyor. Biri altı biri üç buçuk yıl sürmüş iki dizim var. O yıllardaki arkadaşlıklar, zorluklar, eğlenceler, hayatınızın geçtiği set, hepsi tecrübe, anı, bir sürü duygu, hikaye. Ve çok da güzel anılar, mutlu dönemler neyse ki.

-İçinizdeki komiği mi önce buldunuz, bunu kağıda dökebilmeyi mi?

Galiba çocukluğunuzdan itibaren birileri size gülüyorsa, anlattığınız hikayelerle ilgileniyorsa, oraya yöneliyorsunuz. O mizah anlatarak mı, çizerek mi, yazarak mı çıkacak, o, yolda belirleniyor. Müziğe yeteneğiniz olması, sonra da bir müzik aleti çalmayı öğrenip, onun vasıtasıyla aklınızdaki besteleri çalmaya başlamak gibi. Benim enstrümanım, en kolay öğrendiğim, en rahat ettiğim müzik aleti klavye oldu.

-GAG mesela! Şahane ve zamanının çok ötesinde bir işti. Belki de çok evvelden öyle işler yapıyorsunuz ki, on yıllar geçtiği halde, ‘yeniden olsa’ dedirtiyor, eskimiyor. Bu mudur sizin sırrınız?

Valla çok zarifsiniz ama ben farkında değilim. Sır filan da yok esasında. Çok düşünerek yapmıyorum böyle seçimleri. O an ben seyirci olsam ne isterdim, neye gülerdim diye düşünüp, yapabildiğimin en iyisini yapıyorum. Hayalimdeki seyirci hep ben ve eşim dostum oluyor. Aslında kendi seveceğim hikayeleri anlatıyorum, kendi güleceğim dizileri yapıyorum. Bencilce. Ama seyirci de memnun görünüyor, demek ki benim gibi çok insan var!

-Oyuncu seçimi hep sizden mi geçer? Yarattığınız karakterlere uygun isim mi arıyorsunuz?

Karaktere uygun oyuncu ararım ilk başta. Türkiye’de pek yapılmayan uzun oyuncu seçmeleri yaparız biz. Bir rol için 40-50 kişi denenir, sahneler oynatılır, okutulur, bakılır. Çok ender de olsa, bazen de oyuncu bir anahtarla gelir, bir ses, bir mimik mesela, veya sohbet esnasında bir karakter özelliği anlatır teyzesinde, komşusunda vs gördüğü. O kadar ağzımı sulandırır ki, onun üzerine bir karakter yazmak isterim.

-"Aile Arasında" yine kadrosuyla farkını belli ediyor. Fragmanı bırakın, ilk fotoğraflarını görünce bile heyecanlandım. Bu filmin senaryosu hayatınızın nasıl bir döneminde ortaya çıktı?

"Aile Arasında" gerçekten güldüren bir film oldu. Sadece güldürmüyor da, sanırım ve umarım kalıcı olacak. 20 yıl sonra tekrar tekrar seyretmek isteyeceğiz. Bir aile sıcaklığı, tanıdık bir lezzeti var. Dinlendiğim, yazmayı özlediğim, kafamın sakin olduğu bir dönemde ortaya çıktı. Televizyon telaşına önünde sonunda girecektim ve artık bir sinema filmi yazmam lazımdı. Aklımda da bir fikir vardı. Notlar almaya başladım ve bir süre sonra baktım, karakterler etlenip butlandı ve senaryo kendi kendini yazıyor.

-Hep elestiriliyor TV dünyamız, dizilerimiz fakat her konuya farklı bakabilme yetenegi olan sizin gibi biri, dizi dünyamızı nasıl görüyor? Yalan Dünya’dan sonra yeni bir yapım olacak mı?

Ben televizyonu seviyorum. Heyecan verici. Su anki reyting ölçümlerini çok saglıklı bulmasam da, televizyonla evlere girebilmek, milyonlarca insanın haftada bir aksam program yapmayıp senin yazdıklarını tercih etmesi, o aksamını sana ayırması müthis. 120-130 dakikalık diziler konusu, bir saatte su kadar reklam alabilirsiniz kuralı, çok daha basarılı olabilecek bir sektörün kalitesini baltalıyor. Yine de subat ayında ben yeni bir dizi yapacagım. Birinci bölüm bitti, cast tamamlanmak üzere. Ama 120 dakika olmayacak.

-Biz gülmek için sizin islerinizi izliyoruz, siz kimleri izliyorsunuz? Dünyadan takip ettiginiz dizi, yönetmen, senaristler var mıdır?

Bütün komedilere göz atarım. Su an çok müptelası oldugum bir is yok dogrusu. Woody Allen’ı hep severim. Çok iyi komedi senaryosu seçen Steve Carell, Ben Stiller gibi oyuncuların islerini takip ediyorum. Ricky Gervais severim. Louie CK’i çok severdim, taciz skandalından sonra söylemeye utanıyorum artık. Tina Fey de iyi bir komedi yazarı.

-Hayatınızın bu dönemini nasıl tanımlarsınız?

Galiba yine kendimi feci bir kosusturmanın içine attım. Belki hayatımın en yogun ve dilerim ki en verimli dönemine girmek üzereyimdir. Iyimserlik iyidir!

Gülse Birsel çekiminin kamera arkasını izlemek için tıklayın...

Röportajın tamamı bu hafta ALEM'de...