08.08.2018 12:16:00

Jeff Hakko, su altına duyduğu büyük tutku sayesinde bugün tüm dünyada sadece beş, altı kişinin koleksiyonerliğini yaptığı Tarihi Dalgıç Malzemeleri Koleksiyonu’nu bir süre önce Deniz Müzesi’ne bağışladı. Hakko’yla 1960 senesinde tanıştığı mavi derinlikte kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.

Röportaj: Ceylan YENİACUN

Fotoğraf: Zeynel Abidin AĞGÜL

Fotoğraf asistanı: Hüseyin Rahmi AĞGÜL

Çekim boyunca gösterdikleri destek için Deniz Müzesi’ne teşekkür ederiz.

 

Denize olan tutkunuz nasıl başladı?

Çocukluğum Büyükada’da geçti. Adanın denizinin çivit mavisi olduğu zamanlar. Bütün günümü denizde geçirmek beni bir süre sonra tatmin etmemeye başladı suyun altını görmek istedim. Babamın verdiği harçlıkla adanın meydanından şnorkel, palet aldım. Sürekli suyun altına dalıp çıkıyordum. Dudaklarım morarıyor artık annemden azar işitiyordum. Bu uzun bir süre böyle devam etti. Sonrasında İngiltere’ye okumaya gittiğimde yazları yine adaya döndüm. 1985 yılında ilk brövemi aldım. Böylece suyun altında çok daha fazla kalabilmenin keyfine vardım. Suyun altı her zaman benim için daha cazip. İmkanım olsa hep suyun altında olurum.
 

İlk dalış deneyiminizi hatırlıyor musunuz?

1984 yılında tüple ilk daldığımda çok büyülendim ve çıkmak istemedim. O gün bugündür vazgeçemiyorum.

 

Müzeye bağışlama fikri nasıl oluştu?

Koleksiyon öyle bir konuma geldi ki artık dışarda bu malzemeleri bulmak çok zor. Çünkü ya ben  bende olan parçalarla karşılaşıyorum ya da ulaşılamayacak rakamlarla. Zaman içerisinde koleksiyonum o kadar büyüdü ki, evimi ona göre dizayn etmek durumunda kaldım. Koleksiyonum evimin en güzel odalarının baş köşelerindeydi. Bir süre sonra kendime  “koleksiyon benden sonra ne olacak?” sorusunu sormaya başladım.

Bir koleksiyoner olarak sanatla aranız nasıl?

Sanatla haşır neşir değilim ancak evde güzel sanat eserlerim var. Beğendiğim için aldığım birkaç parça var.

PAYLAŞ