03.05.2018 15:02:42

Her yıl İstanbul’u uluslararası sanat merkezlerinden biri haline getiren Contemporary Istanbul (CI) çağdaş sanat fuarı, bu yıl 14-17 Eylül tarihleri arasında düzenleniyor. Fuarın yaratıcıları Ali Güreli ve Rabia Güreli çiftiyle Bodrum’daki evlerinde buluşarak bu yıla dair yenilikleri, Türkiye’deki sanat atmosferinin geldiği noktayı ve özel yaşamlarını konuştuk.

Röportaj: Ayşim ÖZGÜR
Fotoğraflar: Zeynel Abidin AĞGÜL

Ali ve Rabia Güreli’nin Bodrum’daki evleri; avluyu çevreleyen taş binaları, meydanındaki çınar ağacı ve küçük sokaklarıyla kendi halinde bir köyü andırıyor. Çocuklarla, arkadaşlarla, sanatla, hayvanlarla dolu güzel bir köy. Daha önce mandalin bahçesi olan araziyi bir tatil sırasında, dostları aracılığıyla bulmuş Ali Güreli. Adına da kendi aralarında, burada yaşayan ilk köpeklerinin isminden yola çıkarak “Şimşek Köy” demişler. Sizi, Contemporary Istanbul’a sayılı günler kala ziyaret ettiğimiz Şimşek Köy’den mutlu karelerle ve etkinliğin bu edisyonuna dair yenilikleri anlatan çiftle baş başa bırakıyoruz.

Bodrum’da bir yıl içinde toplam ne kadar zaman geçiriyorsunuz?
Rabia G:
 Çok Az. Toplasanız bir yılda iki ayı geçmez.
Ali G: Umarım zamanla artırırız.
Rabia G: Bizim vücudumuz Contemporary Istanbul’u Kasım ayında yapmaya alışık. Sanki yıllardır “fuar yaklaşıyor” paniğimi Ekim ayının ışığına göre ayarlıyor ve Ekim gelince “çocuklar az kaldı” demeye başlıyormuşum. Şimdi bir bakıyorum hava güzel, Ağustos’un yarısı olmuş, panik yok. Sanırım bu seneyi geçtikten sonra vücudumuz yeni zamanlamaya da alışacak.

Bundan sonra hep Eylül ayında mı düzenlenecek Contemporary Istanbul?
Ali G:
 Öyle planlıyoruz. Türkiye’nin geçen sene içine girdiği durum; komşular, terör derken, yurt dışında yaptığımız etkinliklerde aldığımız geri bildirimler hep “İstanbul’a geleceğimi sanmıyorum” yönünde oldu. Ki ayda bir kere davet yapıyoruz yurt dışında… Biz de durum böyle olunca tarihi değiştirmeye karar verdik ve İstanbul Bienali ile aynı zamana çektik Contemporary Istanbul’u. Sanatı İstanbul’un kuvvetli bir ürünü haline getirirsek insanların motivasyonu artar diye düşünmüştük. İşe de yaradı. Sabancı Müzesi’ndeki Ai Weiwei sergisi gibi paralel sergiler, bienal ve daha pek çok sanatsal etkinlik olacak Eylül’ün ikinci haftası.

İstanbul’da sanat haftası olacak yani?
Ali G:
Evet. Bütün çağdaş sanat dünyasını İstanbul’da buluşturan “sanat dolu hafta” diyerek herkesi davet ediyoruz.

Contemporary Istanbul’da bu yıl ne gibi farklılar olacak?
Ali G:
Epeyce farklılık var. En başta da içerik yönünden… İlk defa İstanbul’a gelecek olan 20’den fazla, çok iyi galeri var. Onları ikna etmek için çok çalıştık. Bunun dışında 50’ye yakın yabancı basın davet ettik 20 küsür ülkeden… Onlara bienali, fuarı, bütün şehri gezdireceğiz. Bu arada fuarın fiziksel görüntüsünü de değiştirdik farklı bir hissi olsun diye. Mimari konsept tasarımı Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından kurgulandı. Açık havadaki kamusal alanlara vurgu yapan sürprizli bir görüntü olacak. Bir de bu mimari konsept tasarımından hareketle Sanatçılar Parkı’nda gerçekleştirilecek olan Beşinci Element heykel sergisi var. Küratörlüğünü Prof. Hasan Bülent Kahraman üstlendi. Yerli ve yabancı çok başarılı heykel sanatçılarının işleri görülebilecek. Ve geçen sene başlattığımız dijital sanatların olduğu apayrı bir kısım olacak fuarda.
Rabia G: Ceren ve Irmak Arkman’ın üçüncü kez küratörlüğünü yaptığı Plugin bölümü… Bu yıl orada da yeni medya tercih edildi. Çünkü gelecek o. Gençler artık iki boyutlu olan hiçbir şeyi sevmiyor.
Ali G: Birkaç senedir yaptığımız konferans kısmı da var işin: CI Dialogues. Uzun zamandır yurt dışından 25 civarı konuşmacı geliyor. Tabii içerinin dolması lazım… Fakat doğrusunu isterseniz pek insan gelmiyordu. ‘Herhalde bir şeyi yanlış yapıyoruz’ dedik. Çünkü oraya doğru insanları getirmek ayrı, onları dinleyecek doğru insanlarla salonu doldurmak ayrı bir iş. Ne yapalım diye düşünürken daha az konuya odaklanıp, daha az konferans yapıp çok iyi konuşmacılar getirmeye karar verdik. Ana temamız “Movement / Hareket”. Bu noktada göçlerden yola çıktık çünkü her şeyin içinde hareket var. İnsan, mekan, renk… Mimari de, teknoloji de, yemek de olacak konular arasında. Sanatla mutfak da birbirine yaklaşıyor, şefler sanatçı olarak kabul ediliyor artık. Bu da çok önemli.

PAYLAŞ