22.08.2018 01:17:25

Son dönemlerin çok konuşulan dizisi Nefes Nefese’de Yusuf karakterini canlandıran başarılı oyuncu Şükrü Özyıldız ile bir yelken yolculuğuna çıktık ve hayatı üzerine bolca sohbet ettik.

Röportaj: Lara Mutlu

Fotoğraflar: Mehmet Erzincan

Styling: Bengisu Gürel

Saç: Suat Ürün

Makyaj: Ömer Faruk Dinç

Şükrü Özyıldız, hayatımıza gireli tam yedi sene olmuş. Özyıldız, ekranlarda, gözümüzün önünde olgunlaşan ve başarıya koşan bir isim. Hayatta en önemli şeylerden birinin içindeki sesi dinlemek olduğunu çoktan fark etmiş... Oyunculuğa adım atması da o sesin izinden gitmesiyle başlamış zaten. “Oyuncu olmak istiyordum ancak o dönem; sabah dokuz, akşam beş çalışacağım bir hayatın peşinden gidiyordum. Psikolojik olarak bir kırılmaya ihtiyacım vardı. Neyse ki, içimden gelen sese ihanet etmedim ve eğitim almaya başladım. Sonra da içinde bulunduğum her anın hakkını vermeye adadım kendimi; devamı kendiliğinden geldi...” diyor.

Hayat motto’nuz nedir?

Sabit bir motto’m yok. Düzenli olarak gelişen farkındalıklarım var. İnsanın motto’sunu edebiyata dökmesi biraz kârdan zarar aslında. Benim motto’larım, hep soyut ve bana özel birtakım hislerden oluşuyor.

Hayatta öğrendiğiniz en büyük ders ne oldu?

Kıymet bilmek.

Dünyada en çok görmek istediğiniz yerler nereler?

Ben dünyanın her yerini görmeden ölmek istemiyorum. Bunu hep söylerim ve gerçekten böyle olmasını diliyorum. Kendi kültürüme en uzak coğrafyalar beni daha çok çekiyor. Onlar önceliklerim.

Nefes Nefese ile ilgili sizi en çok heyecanlandıran şey nedir?

Özgünlüğü. Artık seyirci, dizilerde nereden itibaren izlemeye başlarsa başlasın beş dakika sonra ne
olacağını biliyor. “Türk halkı bunu seviyor” diye oturmuş bazı yanlış algılar var. Nefes Nefese bunlardan sıyrılmış; orijinal bir proje. Seyirci şaşırmayı unuttu. Bu açıdan bize
çok iyi gelecek.

PAYLAŞ