09.03.2018 12:59:56

“Annem önce Güneş Kulübü, ardından GS Kürek Kulübü’ne 10 yıl şampiyonluk kazandıran ve biri de Atatürk’ten olmak üzere toplamda 37 altın madalya sahibi bir Milli Kürek Şampiyonu. Annemin kürek çektiği zamanları göremedim tabii ki ama onun Boğaz’ı yüzerek geçtiğine defalarca şahit oldum. Aynı zamanda müthiş bir yüzücüydü de...”

Röportaj Hasan YÜKSEL
Fotoğraflar Cengiz DİKBAŞ
Styling Ece CANDAN
Saç Nuri ŞEKERCİ – No 21
Makyaj Ufuk CELEP
Styling Asistanı Gökçecan YÜREKLİ
İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne teşekkür ederiz

Bale ve sanat tarihi eğitimlerinin ardından iş hayatında 35 yıl boyunca mankenlik, koreograflık, sahne yönetmenliği, dergi genel yayın yönetmenliği, TV yapımcılığı ve sunuculuğu gibi görevlerde bulunan, Borusan Otomotiv Marka Elçisi Yonca Ebüzziya’ya “Uzun zamandır planladığımız röportajı nerede yapmalıyız?” sorusunu sorduğumuzda “Arkeoloji Müzesi!” diye cevapladı heyecanla. Neticede kendisini İstanbul’un en sevdiği noktasında çekmeliydik ve öyle de oldu. Yonca Ebüzziya ile buram buram tarih kokan bir avluda başlayan çekimimiz, dünyanın en önemli eserlerinin bulunduğu müzede devam etti. Kendisiyle başta kültür sanat olmak üzere, iş hayatından aile hayatına, arkeolojiden İstanbul’a kadar birçok konuda samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Aileniz İstinye’nin en eski ailelerinden, hala yaşı 40 yılı geçmiş evinizde mi yaşıyorsunuz? Çocukluğu İstinye’nin eski yıllarında geçmiş biri olarak o günlerden özlemle hatırladığınız neler var? Ailenizden bahseder misiniz?
Anneannem, annem, ben, benden sonra da kızım ve hatta bugün torunlarım... Hepimiz İstinyeliyiz. Annem önce Güneş Kulübü, ardından GS Kürek Kulübü’ne 10 yıl şampiyonluk kazandıran, biri de Atatürk’den olmak üzere toplamda 37 altın madalya sahibi, bir Milli Kürek Şampiyonu. Annemin kürek çektiği zamanları göremedim tabii ki ama onun Boğaz’ı yüzerek geçtiğine defalarca şahit oldum. Aynı zamanda müthiş bir yüzücüydü de...Ben de İstanbul’da herkese pek nasip olmayacak şekilde doğduğum semtte, hatta doğduğum evin hemen önündeki, inşaatı sırasında oynadığım evde yaşıyorum. İstinye benim yuvam, çocukluğum, nefes aldığım, ağladığım, güldüğüm yer. Babamın ağabeyimle benim için 10 yaşımıza kadar her yıl doğum günlerimizde diktiği çınarların olduğu yer. Kısacası İstinye’nin her köşesinde ayrı hatıralarım olduğunu söyleyebilirim.

Psikologlar “Hepimiz öncelikle ana babamızın ürünüyüz” diyorlar, bu görüşe katılır mısınız? Siz aile ikliminden nasıl etkilendiniz, ailenizin sizi biçimlendiren değerleri neler oldu? 
Elbette aile çok önemli. Tüm eğitim ailede başlıyor. Ben de birçok şeyi ailemden öğrendim. Zira en büyük değerler ailede aktarılıyor. En iyi eğitimleri almış kişilerin bu değerlerden yoksun olabildiklerini üzülerek görüyoruz. Okulda öğrenilemeyecek denli kıymetli şeyler ailede öğreniliyor. Elbette bunda kişinin kendisi de önem taşıyor. Yani insanın içinde bu değerleri almak yoksa, en köklü, en iyi ailede de yetişse bir şekilde olmuyor. Aksi halde aynı ailede yetişmiş kardeşlerin birbirinden bu kadar farklı olabileceklerini gözlemleyemezdik. Aile ne kadar iyi olursa olsun, biraz da kişinin görmek ve almak istemesiyle alakalı bir durum. 


Babanızın sizi en çok etkileyen yönleri, düşünceleri nelerdi? 
Ben babamın kızıydım. Babam, nazik, düşünceli, sanata ve spora düşkün, dürüst ve hassas bir adamdı. Doktor babası onun da kendisi gibi doktor olmasını istediği için Tıp Fakültesi’ni bitirmiş ama doktorluk yapmayı hiç benimseyemediği için de eczacılık yapmış bir lokman hekimdi aslında. Kimyasallara inanmayıp bitkiler ve en doğal yöntemlerle ilaçlar imal ederdi. Ağabeyim ve benimle ilgili en büyük arzusu iyi eğitimler alıp, kendi ayaklarımız üzerinde durabilen iyi insanlar olmamızdı.

Türkiye’nin ilk marka elçisi unvanına sahipsiniz; Borusan Otomotiv Marka Elçisi olarak önemli işlere imza attınız. Marka elçisi olmanın getirdiği sorumluluklar neler? Hangi özellikler gerekiyor?
Öncelikle Borusan Otomotiv’le ilk çalışmaya başladığım yıl olan 2003’te Türkiye’deki ilk ve tek marka elçisi bendim, evet. Fakat artık Türkiye’de de pazarlamacılar yeni pazarlama stratejisi olarak insanları gitgide ’marka elçisi’ olarak görevlendiriyorlar. Bu mesleğin pazarda önemi büyük. Bu yüzden de son yıllarda ilk ve tek gibi unvanlarıma veda ettim. Marka elçileri, markanın var olan kişiliğini korur ve yaygınlaştırır. Markanın vermek istediği genel mesajı hedef kitleye benimsetmeye çalışır. Bir ürüne reklam yoluyla ve diğer iletişim yöntemleriyle imaj kazandırılabilir; fakat bir ürünü temsil etmek reklamdan çok daha geniş vizyona sahip olmayı gerektiriyor. Bir ürünü temsil ederken, marka elçisi markanın önüne geçmeyerek, markayla bir bütün oluşturur. Dış görünüşünden hayat tarzına kadar bir marka elçisinin her şeyiyle markaya, markanın da ona yakışması gerekir. Bir ürünün reklamını yaparken, ürünle ilgili hangi yönlerin öne çıkarılacağı kontrol edilebilir. Marka elçisi ürünü temsil ederken, o ürünün özellikleriyle olduğu kadar kendi özellikleriyle de ön plandadır. Yapacağı herhangi yanlış bir hareket, ürünün ve temsil ettiği kurumun da imajına zarar verecektir. Aynı şekilde, işi dışında kendi sosyal ve özel hayatında oluşan her türlü pozitif gelişme de temsil ettiği kuruma olumlu şekilde yansıyacaktır. Marka elçisi, ürün tanıtımında kendi kişiliğini de ortaya koyar. Temsil ettiği marka ve ürün onun bir parçasıdır. 

Geriye dönüp baktığınızda, bugünkü yolunuzu çizmenizde etkili olan kişiler ve olaylar neler? “Hayatımı belirleyen dönüm noktası” dediğiniz bir şey var mı?
Hayatımda en önemli şeylerden biri kendi gücümle var olabilmek oldu. Kimseye muhtaç olmadan, kendi ayaklarım üzerinde durabilmek... Kızım Esra’nın doğumu benim hayatımı belirleyen dönüm noktasıdır. Ve bugünkü yolumu çizerken ilham aldığım en parlak yıldız hep Esra oldu. Ona nasihatim de hep kendi gücüyle ayaklarının üzerinde durabilmesi olmuştur. Yolumu çizerken elbette çok insanın desteğini gördüm. Özellikle eğitim aldığım konservatuar ve oradaki hocalarımdan, aldığım derslerin bugünümü şekillendirmemdeki büyük katkısını hiçbir zaman inkar edemem. Hepsine yolumu aydınlattıkları için çok teşekkür ederim. Ailem, abim, kardeşim, eşim, can dostlarım daima yanımda var oldular ve beni var ettiler. 35 yıldır iş hayatındayım ve hep sevdiğim, seçtiğim, beni eğiten, büyüten ve zenginleştiren işleri yapma şansına sahip oldum. 13 yıl önce katıldığım Borusan Otomotiv’le bugün de ilk günkü heyecan ve gururla çalışmaya devam ediyorum.

Şu an iş dünyasında çok yönlü, güçlü bir kadınsınız; bu noktaya gelmenizde hangi özellikleriniz etkili oldu, başarınızın sırlarını nasıl özetlersiniz?
Bugüne kadar çok severek, inanarak, inat ve sabırla çalıştım hep. İş hayatımda herkesle iyi iletişimde olmaya, kalp kırmamaya gayret ettim. Ben mutluluk odaklı çalıştım ve hep şanslı oldum. Saygı, nezaket ve hoşgörü hepimiz gibi benim de olmazsa olmazlarım. Demokrat olmak, vicdanlı olmak, ilkeli ve onurlu yaşamak, başarılı olmaktan çok daha önemli benim için. Kim olursanız olun önce insan olduğumuzu bilerek yaşamak zorundayız. Mutlu olduğum zamanlar başarılı olduğumu düşünürüm genelde. Yarışım, kendimledir. İşlerimde hırslı olmadım hiç; ama çalışkan oldum, bir sonraki işimin öncekinden daha iyi olması için çok çalıştım. İllaki başarı mıdır, mutluluğun anahtarı? İşte bundan emin değilim. Mutlu olabileceğimiz o kadar çok şey var ki. 

PAYLAŞ