04.05.2018 20:51:43

Neden 25’inci yılda gold giydik: Çünkü 50’yi görmeye ömrümüz yetmez diye 25’e çektik!

Röportaj: Gözde YÖRÜKOĞLU
Fotoğraflar: Cem TALU
Styling: Hakan ÖZTÜRK
?
Saç-Makyaj: Neriman ERÖZ

‘Arkadaşım’da 10’uncu, sahnede 25’inci yılınız. ‘Arkadaşım’ karakteri nasıl doğdu?
Aslında bir ihtiyaçla… Bir yapımcı bana “Komedi programı yapar mısın?” deyince Ben de “Yaparım, neden olmasın” dedim. O da “İyi, çünkü kanalla sözleşmeyi imzaladım, 13 gün sonra kasedi teslim etmemiz gerek” dedi. Acilen yeni bir şey yapmak lazımdı, ortaya ‘Arkadaşım’ çıktı. Güzel icraatlar hep çaresizlikten doğuyor.  

Başından bu yana hep aynı ekiple mi devam ediyorsunuz?
O dönem şirket adına yapımcılığımızı Fırat Parlak üstlenmişti. Dramaturji bilgisi sağlamdı ve programdaki ‘yönetmen’ olabilecek doğru kişiydi. Hayata geçecek hikayelerde müzik çok önemli fakat tamamen doğaçlama olan bir gösteride bazen hızlıca emprovize davranabilecek de bir müzisyen lazımdı. Özer (Atik) benim 13 yaşından beri tanıdığım okul arkadaşım. Başka isim düşünmedim bile. O da sağ olsun bambaşka bir karakter oldu, hatta 10 yıl boyunca tek kelime etmeden. Suzan (Kardeş) kadromuza ikinci sezonun sonunda katıldı. 20 yıldır hayatımda Suzan. Birbirimizi çok iyi tanırız. Anında tipler yaratırken Suzan’dan iyisi yoktur. Gelelim Ilgaz (Deveci Gök)’a... Projede ben ve Fırat’la birlikte en baştan beri olan tek isim. Her şeyimiz ona emanet. Kostüm, aksesuar ve zamansızca istenebilecek her şeyi anında yaratır. İpek (Çevik Selet) de yürütücü yapımcısı programın. Benim stresimi yıl boyu paylaşır. Amaç, her zaman, her şey daha güzel olsun. Ekiplerin en güzeli! Ve de Ebru Yalçın. Programımızın gerçek yönetmeni. O da bizim gibi deli. Benim hafifçe sağa dönüşümden, az sonra neler yapabileceğimi tahayyül edebilen tek yönetmen. Güzel bir aileyiz. Didişiriz, gülüşürüz. Ama birbirimizi çok severiz. Kopmamak için sevgi lazım ekiplerde.

Sevgi dediniz de, ‘Arkadaşım’ da izleyici tarafından çok sevildi. Siz onun en çok hangi yönünü seviyorsunuz?
En çok, temiz yüreğini seviyorum. Her şeyi, bir şekilde yapabilirim inancı var… Umut verici bir karakter.

‘Arkadaşım’ın doğaçlama bir oyun olduğunu söylüyorsunuz. Gerçekten sahneye çıkmadan önce ekiple aranızda hiç, ‘bugün şunu yapalım’ diye konuşmuyor musunuz?
Konuşuyoruz. Diyoruz ki, bugün çok eğlenelim… Evet, böyle diyoruz başka da bir şey demiyoruz. Sonra çıkıp Allah ne verdiyse yaşıyoruz sahnede. Artık inşallah sayenizde bu son olur da tekrar oyun için doğaçlama demek zorunda kalmam. Tamamı, her kelimesi, her anı doğaçlama. Bir kelime yazılı, planlı bir şey yok. Arkada bekleyen bir dolu kostüm ve aksesuar var; olay bu. Sadece bazen, ‘bugün bir şarkı söyleyesim var’ ya da ‘bugün seyirciyle sahnede daha çok vakit geçiresim var’ diyorum oyun öncesinde, o kadar…

Dünyada bir örneği daha var mı bu kadar uzun yıllar doğaçlama sahnelenen bir oyunun?
Vallahi böylesine tamamı doğaçlama bir şey var mı emin değilim. Sanmam. Zira tam deli işi. Dolayısıyla bu kadar uzun süreni de olduğunu sanmam. Hatta bir ara Guinnes’e başvuralım dedik, çünkü şu ana kadar TV ve turne toplamında 1000 gösteri yaptık diyelim, her gösteri iki perde. Bu da demektir ki, 2000 senaryo yazmışız. Bu da bir rekor sayılabilir esasen. Ama nasıl ölçülecek nasıl tespit edilir filan derken unuttuk gitti. Ama bak, şimdi hatırladım yine.

Arkadaşım böyle yıllarca gider gibi görünüyor. Peki siz bir 10 yıl daha Arkadaşım’ı oynar mısınız? 
Esasen 50 yıl daha oynarım. Çünkü bizimki şaka gösterisi değil, durum komedisi. O nedenle son kullanma tarihi yok. 10 yıl önce bize gülüp o sıralarda çocuk sahibi olanların şimdi de çocukları gülüyor. Seyirci istediği sürece birlikte gülmeye devam ederiz.

PAYLAŞ