04.05.2018 18:43:36

Bir yıldız olmanın barındırdığı tüm elementler onda saklı: her daim çekici, elegan, yüksek enerjili, güzel ve stil sahibi. Hande Ataizi, dünyada lüksün kodlarını yazan ülke Monaco’daki rüya filmimizin başrolündeydi.

Stil sahibi, başarılı ve her daim güzel. Tıpkı Monaco gibi. Dünyanın en lüks destinasyonlarından biridir Monaco. Monte Carlo, lükse dair her detayı fısıldayan bir şehirdir. Belki de bu yüzden Monaco Kraliyet Ailesi’nin ev sahibi olduğu balolar, etkinlikler on yıllardır Avrupa monarşisinin büyük keyifle katıldığı organizasyonlar olmuştur. Hollywood dünyası dahil herkesin göz bebeği olan şehirdeyiz ALEM ekibi olarak. Hande Ataizi, Nihat Odabaşı’nın objektifinin karşısına geçecek. Hepimizde heyecan dorukta. Böyle büyük bir organizasyonun gizli kahramanı ise, Monaco Prensi Charles’ın 1863 yılında kurduğu, La Societe des Bains de Mer yani, bizim kısa tabirimizle SBM. Bizlere, Monte Carlo’nun tüm gizli hazinelerinin anahtarını sundular. SBM organizasyonuyla, Casino de Monte Carlo’da içeride sadece bizim olduğumuz özel çekimimize sabahın erken saatlerinde başlıyoruz. Bu özel mekan sadece bize özel izinle açılıyor. Ardından Hotel de Paris’ye geçiyoruz, şehrin incisi niteliğindeki otele yani… Oradan da Hermitage Hotel’e… Sabahın erken saatlerinde başlayan serüvenimiz, gece aydınlatmalarla ve süslemelerle bir masala andıran şehrin göbeğinde, Hande’nin bembeyaz takımı içerisinde bir masal kahramanı gibi göründüğü karelerle, gece yarısı 12’yi vurduğunda sona eriyor. Başrol oyuncumuzla söyleşimiz sizlerle…

Monte Carlo’daki çekim senin gözünden nasıldı?
Ben en baştan güzel olacağını hissetmiştim. Sürekli çalıştığım ve gözüm kapalı kendimi teslim edeceğim bir ekip olduğu için artıyla başladık ve de ortaya güzel bir sonuç çıktı.

Hepimiz yeni yıla girerken ister istemez yeni hayaller kuruyoruz, yeni hedefler belirliyoruz. Senin 2017’den beklentilerin neler?
Zaman çok çabuk akıp geçiyor. Bir yaz bir kış derken 2017’ye girdik. Dilekler sonsuz. İste isteyebildiğin kadar. Ben yeni yıldan sağlık ve huzurun yanı sıra güzel ve uzun soluklu, oynamaktan keyif alacağım bir dizi projesi istedim.

Sabah güne nasıl başlarsın, günlük rutinlerin neler?
Sabah uyanır uyanmaz kahvemi yaparım sonra Instagram’a göz attıktan sonra, Leon’u giydirip, öpüp onu yuvaya gönderiyorum. Sonrasında güne benim gibi erken başlayan arkadaşlarımla telefonla konuşuyorum ardından kahvaltı ve spor. Ben gündüz insanıyım erken kalkmaktan ve koşuşturmalı bir gün yaşamaktan keyif alıyorum.

Mutlu mu uyanırsın yoksa bir kahve içmeden güne başlayamayanlardan mısın?
Ben mutlu uyanıp yanında kahve içenlerdenim.

Tiyatro, sinema, dizi üçlüsü arasında seni en çok hangisi heyecanlandırıyor?
Hepsinin hissettirdiği şeyler çok farklı. Dizi sürekli bir oyunculuk rutini gerektiriyor. Ekiple birlikte yeni bir hayata başlıyorsun. Tiyatroya göre daha az kalp çarpıntılı. Çünkü tiyatro da bir adrenalin var. Her seferinde kendi ses tonundan takıntılı bir şekilde yeni hareketler çıkarmak, hiç yetinmemek, keşke burayı daha başka oynasaydım şeklinde iç çekişmeleri ve her an bir şey olabilir düşüncesinin verdiği tedirgin ruh halleri. İşin tuhafı benim bu ruh halini çok seviyor olmam. Dizi her şeyin olması gerektiği gibi olduğu tatlı bir durum. Sinema ise hızlandırılmış bir yaşam serüveni gibi.  

PAYLAŞ