-->

HAYATIN GENİŞLİĞİ, UZUNLUĞUNDAN DAHA ÖNEMLİ…

Günümüz 15 dakikada şöhret olanların, 15 dakikalığına şöhret olanların günü! Tek bir tweet, yazılan onca kitabın yazarından daha bilinir hale getirebiliyor sizi... Kolay ve derinliği olmayan yaratılmış gerçeklik, damıtılan gerçeklikten çok farklı çoğu zaman...

Herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak, sözü kadar bugünü anlatan başka bir söz dağarcığımda yok. Bu söz Andy Warhol tarafından söylendikten sonra Big Brother adlı kitaba ve Robert De Niro’nun oynadığı filme kadar bir çok kez karşıma çıktı. Günümüz 15 dakikada şöhret olanların, 15 dakikalığına şöhret olanların günü! Tek bir tweet, yazılan onca kitabın yazarından daha bilinir hale getirebiliyor sizi... Ya da Instagram’da yarattığınız, küçük kare hikayeleri sizi hiç tanımayan insanlarla aranızda bir bağ oluşturabiliyor. Sosyal medyada “dürüst olabilmek” bu çağın etik ölçüsü olabilir. Yaratılmış gerçeklikleri oynayan 15 dakikanın ünlüleriyle dolu bir hayatta dürüstlük pek de anlam bulamamış bir ifade... 


1 dakikada, online dünyada neler oluyor biliyor musunuz? 41 bin fotoğraf Instagram’a yükleniyor, 3.5 milyon post Facebook’da görünüyor, 350 bin tweet atılıyor. Ve tüm bunları kendimizi ifade etmek dışında bizim ile ilgili algıyı da zenginleştirmek için kullanıyoruz. Çok net bir şey var sosyal medya özgeçmişi, günümüzde yıllara dayanan, tecrübe ve teorik eğitimle oluşturduğumuz profesyonel özgeçmişimizin önüne geçti. Çoğu şirket insan kaynakları aracılığı ile adayların sosyal medya hesaplarından ön analiz yaparak, görüşmeye çağırıyorlar. Yeni tanıştığımız insanlar ile ilgili en güçlü referans kaynağı yine sosyal medya.


“Hikikomori” tanımını duydunuz mu?
Kolay ve derinliği olmayan  yaratılmış gerçeklik, damıtılan gerçeklikten çok farklı çoğu zaman. Ve derinliği olmayan her tanım gibi, 15 dakikada elde edilen bu ün/şöhret de çok kısa sürede tüketiliyor. Herkes algıya odaklı, gerçeği anlamak için zaman harcamayı, bu hız dünyasında çok değersiz buluyor. Modern dünyanın esas sorununun bu olduğunu düşünüyorum. İnsan değeri, insani değerleri bilmemek. Değeri bilmek; ancak o değeri anlayabilmek için harcanan zamanla mümkün olabilen bir yetkinlik. İbni Sina ne güzel demiş “Hayatın genişliği, uzunluğundan daha önemli” diye…


“Hikikomori” tanımını duydunuz mu bilmiyorum... Japonca “elini ayağını çekmek” demek. Japonya’da  müzik dinlemek, internette dolaşmak, uyumak dışında bir işle uğraşmayan gençlerin sayısı gün geçtikçe artıyor ve bu kişilerin hastalığının tanımı bu kelime... Şimdilerde Japonya’da bu konu ile ilgili kitaplar dahi çıkıyor. Depresyon, kişilik bozukluğu ya da bir tür şizofreni sanılan hikikomori, artık ayrı bir kategoride ele alınmakta. 


Yalnızlığın ruhlardaki travması 
Çoğu insan; sosyal medyada yarattıkları kişilikleri ile gerçek kişilikleri arasındaki uçurumun açılması ile birlikte ya “elini ayağını hayattan çekiyorlar” ya da psikologların, yaşam koçlarının kapısını eskitiyorlar. Uzmanların ifadesine göre teknoloji bizi, sosyal hayattan koparıp; hayal kurmayı ve sosyalliği kontrol altında tutan sağ beyni pasifleştiriyor. Ve üstüne üstlük bir de yarattığımız gerçeklikle yaşadıklarımız arasındaki mesafe açıldıkça, mutsuzluğa, kişilik bozukluklarına da o kadar yaklaşıyoruz.


Bilinmek, takdir edilmek, meşhur olmak mı, gerçek olmak mı? Sanırım şu ara en çok ikilemi yaşanan insanlık konumlandırması bu. Sadece fotoğraf ya da “like” veya “check/in” için yaşanılan anlık gülümsemeler, anlık sevgiler, anlık dostluklar ile gerçek yalnızlığın ruhlardaki travması etkisinde günümüz meşhurları… Yeni meşhurların dünyasında, gerçek derinliğin, damıtılmış bilginin, sade bir ruhun değerini bilmek  kadar insanlığı yücelten başka bir değerin olmadığını düşünüyorum...

 

YELDA İPEKLİ