PINK MARTINI’NİN SEVİLEN SESİ STORM LARGE

Pink Martini grubuyla sahne aldığı konserlerdeki sıcak ve samimi kişiliğiyle Türk dinleyicisinin kalbine taht kuran Storm Large, 20 Mart 2016 tarihinde saat 20.30’da İş Sanat’taki ilk solo konseriyle İstanbullu hayranları için seslenecek.

Pink Martini grubuyla sahne aldığı konserlerdeki sıcak ve samimi kişiliğiyle Türk dinleyicisinin kalbine taht kuran Storm Large, kendine has renkli yorumu ve masalsı performansı ile 20 Mart Pazar akşamı saat 20:30'da İş Sanat’taki ilk solo konserinde, hayranlarına unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak. Amerikalı Large, profesyonel müzikal kariyerine 90’lı yıllarda San Francisco kulüplerine şarkı söyleyerek başladı. 2006 yılında katıldığı CBS tarafından gerçekleştirilen Rock Star Supernova yarışmasında finale kalınca yıldızı parladı.

 

Ünlü şarkıcı otobiyografik müzikal “Crazy Enough: A Memoir” ile 17 hafta kapalı gişe oynadı. Yer aldığı kabare prodüksiyonları, Oregon Senfoni ile verdiği kapalı gişe konserler ve 2013’te Detroit Senfoni ile yaptığı Carnegie Hall performanslarıyla kariyerinde zirveye çıktı. Şarkıcılığının yanında kendisini müzisyen, oyuncu, oyun yazarı ve yazar olarak tanımlıyor. Çok yönlü sanatçı, 2011 yılında Washington’daki Kennedy Center’da konuk sanatçı olarak katıldığı Pink Martini konserleri ve Pink Martini turneleri ile uluslararası ününü pekiştirdi. Storm Large, son stüdyo albümü “La Bonheure” (Mutluluk) ile American Songbook klasikleri, Broadway’in en gözde aşk şarkıları ve rock müziğin en güzel klasiklerini yorumluyor. Storm Large konser öncesi, İş Sanat’taki ilk solo konseri öncesinde keyifli bir söyleşi yaptık. 


Amerika’da düzenlenen Rock Star: Supernova yarışmasında finale kalarak adınızı daha geniş kitlelere duyurdunuz. Bu yarışma öncesinde neler yapıyordunuz? Müzik kariyeriniz ve özel yaşamınızdan bahseder misiniz?
Küçük yaşlardan beri en büyük tutkum şarkı söylemek. Yarışma öncesinde de 10 yılı aşkın bir süredir sahnedeydim, turnelere çıkıyordum ve bir hayran kitlem vardı. Rock Star Supernova yarışması geniş kitlelere ulaşmamı sağlaması açısından önemliydi. Sonrasında Pink Martini ile çalışmaya başladım. Şimdi de solo albümümün ilk konseriyle İstanbul’a gelme heyecanını yaşıyorum.

 


Pink Martini grubunda şarkı söylemek nasıl bir duygu?
Muhteşem! Bu kadar enternasyonal ve 20 farklı dilde müzik yapan bir grubun içinde olmak gerçekten çok keyifli. İlk zamanlar daha çok rock müzik söylüyordum ama ben hem sahnede hem de albüm kayıtlarında her tarzda ve farklı dillerde şarkılar söylemeyi seviyorum. Pink Martini ile birlikte nostaljiden günümüze birçok müzik tarzını geniş bir repertuvarla sunmak grubun bir parçası olmaktan çok mutluyum.


Pink Martini grubuyla yollarınız nasıl keşişti ve nasıl karar verdiniz, hikayenizi anlatır mısınız?
China o dönem ses tellerinden ciddi bir operasyon geçirdi ve bir süre ara vermesi gerekmişti. Bu küçük sağlık molası sürecinde ben de gruba dahil oldum. Sonrasında sahnede birlikte söylemeye devam ettik. 


Pink Martini ile birlikte kayıt yaptığınız albümleriniz dünya çapında 975 bin satış rakamına kadar ulaştı. Böylesine büyük ve başarılı bir grupla sahne almak nasıl bir duygu, konserlerinizde neler hissediyorsunuz?
Pink Martini ile söylemek bir şarkıcıya her tür müziği rahatça ifade etme fırsatı sunuyor. Performanslarımda da bu çeşitliliği sunmaktan keyif alıyorum. Onlarla sahnedeyken çok rahatım.


Pink Martini grubunun şarkı repertuvarında Fransızca, İtalyanca, Japonca, İspanyolca, İngilizce gibi farklı dillerde şarkıları var. Zor oluyor mu? Siz aynı zamanda bu dilleri konuşuyor musunuz?
Farklı dillerde söylemek kolay değil hatta ilk şovlarımdan önce 4 günde 5 farklı dilde 10 şarkı öğrenmek zorunda kalmıştım. Tabii ki bütün o dilleri konuşamıyorum ama şarkıları ezberlerken en iyi şekilde ifade edebilmek için o dili iyi bilen insanlarla telaffuz çalışıyoruz.


Çok yönlü bir sanatçısınız, aynı zamanda şarkı sözü yazıyorsunuz. Bu süreci anlatır mısınız? Son albümünüz Le Bonheur’den bahseder misiniz?
Müzik benim ilk aşkım. Grubumla Le Bonheur ile söylemekten hoşlandığım bir repertuvarı ve sound’u albüme yansıtmaya çalıştık. Şarkıları kendi yorumumla farklı düzenlemelerle kaydettik. Kendi şarkılarımı ve hikayelerimi yazmaya da devam etmek istiyorum.


Pink Martini konserlerinde birlikte söylediğiniz China Forbes hakkında duygularınız? 
China ile aramız çok iyi. Onunla birlikte söylemeyi seviyorum. China ile aramızda bir rekabet yok, çünkü biz her anlamda birbirimizden çok farklıyız. Çoğu kişi kadınların hep rekabet ettiğini düşünür, özellikle şarkıcıların. Bazı durumlarda bu doğru olabilir fakat China ile benim durumumda doğru değil.


İlk solo albümünüzü de çıkardınız ve albümün adı Le Bonheur (Mutluluk). Neler hissediyorsunuz? Yeni albümünüz hakkındaki düşünceleriniz neler?
Le Bonheur, şu ana kadar en güzel ve en iyi hazırlanmış albüm diyebilirim. Türlerden bağımsız sevdiğim şarkıları söylediğim bir albüm oldu. 5 yaşımdan beri şarkı söylüyorum birçok albümde de yer aldım. Arzu ettiğim bir repertuvarı albüme yansıtmış olmak benim için güzel bir deneyimdi. Albümün dinleyiciler tarafından da beğenilmiş olmasının keyfini çıkarıyorum.


İstanbul’a daha önce de gelmiştiniz. İstanbul hakkındaki izlenimleriniz neler?
Pink Martini Türkiye konserlerinde yıllardır Pasion Turca ile çalışıyor, ben de Türkiye’yi Pasion Turca sayesinde tanıdım. Sadece İstanbul değil Türkiye'de farklı şehirleri de gezme imkanı buldum. Türkiye'yi çok seviyorum. Türk dinleyicilerimle aramızda çok özel bir bağ var. İstanbul’da olmaktan her zaman mutluluk duyuyorum. Bence dünya üzerindeki en büyülü yerlerden biri. İstanbul bana ilham veriyor.


İş Sanat’taki konseriniz öncesi neler hissediyorsunuz, heyecanlı mısınız?
Çok heyecanlıyım, Türkiye'ye tekrar gelmek için sabırsızlanıyordum. Daha önceki konserlerimde Türkçe şarkılar da söylemiştim. Bu kez Le Bonheur albümüm, grubum ve ilk solo konserimde sevenlerimle buluşacağım. 


Solo albüm yapmaya nasıl karar verdiniz?
5 yaşımdan beri şarkı söylüyorum birçok albümde de yer aldım. Söylemekten hoşlandığım şarkıları kendi tarzım ve yorumumla bir albümde toplamak istedim. Şimdi albümün dinleyiciler tarafından da beğenilmiş olmasının keyfini çıkarıyorum.

 

Röportaj: Petek KIRBOĞA